Ana içeriğe geç
Sözlük

kahin ile cümle

kahin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.וייטב לב הכהן ויקח את האפוד ואת התרפים ואת הפסל ויבא בקרב העם׃
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.فطاب قلب الكاهن واخذ الافود والترافيم والتمثال المنحوت ودخل في وسط الشعب.
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.祭 司 心 裡 喜 悅 、 便 拿 著 以 弗 得 和 家 中 的 神 像 、 並 雕 刻 的 像 、 進 入 他 們 中 間
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.祭司 心 裡喜悅 、 便 拿著 以 弗得 和 家 中 的 神像 、 並 雕刻 的 像 、 進入 他 們中間
Kâhin kadının elinden kıskançlık sunusunu alacak, RABbin huzurunda salladıktan sonra sunağa getirecek.Imam harus mengambil persembahan tepung itu, dan mengunjukkannya ke hadapan TUHAN, lalu membawanya ke mezbah
Kâhin kadının elinden kıskançlık sunusunu alacak, RABbin huzurunda salladıktan sonra sunağa getirecek.제사장이 먼저 그 여인의 손에서 의심의 소제물을 취하여 그 소제물을 여호와 앞에 흔들고 가지고 단으로 가서
Kâhin kadının elinden kıskançlık sunusunu alacak, RABbin huzurunda salladıktan sonra sunağa getirecek.ולקח הכהן מיד האשה את מנחת הקנאת והניף את המנחה לפני יהוה והקריב אתה אל המזבח׃
Kâhin kadının elinden kıskançlık sunusunu alacak, RABbin huzurunda salladıktan sonra sunağa getirecek.ويأخذ الكاهن من يد المرأة تقدمة الغيرة ويردد التقدمة امام الرب ويقدمها الى المذبح.
Kâhin kadının elinden kıskançlık sunusunu alacak, RABbin huzurunda salladıktan sonra sunağa getirecek.祭 司 要 從 婦 人 的 手 中 取 那 疑 恨 的 素 祭 、 在 耶 和 華 面 前 搖 一 搖 、 拿 到 壇 前
Kâhin kadının elinden kıskançlık sunusunu alacak, RABbin huzurunda salladıktan sonra sunağa getirecek.祭司 要 從婦 人 的 手中 取 那 疑恨 的 素祭 、 在 耶和華 面前 搖 一 搖 、 拿到 壇前
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.A kňaz ju dovedie a postaví ju pred Hospodina.
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.A tak będzie ją ofiarował kapłan, i stawi ją przed oblicznością Pańską.
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.Da soll der Priester sie herzuführen und vor den HERRN stellen
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.De priester zal haar voor de HERE brengen,
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak."El sacerdote hará que ella se acerque y esté de pie delante de Jehovah
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.I bude ji kněz obětovati, a postaví ji před Hospodinem.
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.Il sacerdote farà avvicinare la donna e la farà stare davanti al Signore
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.Imam harus menyuruh wanita itu ke muka mezbah dan berdiri menghadap TUHAN
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.In duhovnik jo privedi bliže in postavi pred GOSPODA;
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.Ja pappi tuokoon vaimon ja asettakoon hänet Herran eteen.
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.제사장은 그 여인으로 가까이 오게 하여 여호와 앞에 세우고
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.Le sacrificateur la fera approcher, et la fera tenir debout devant l`Éternel.
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.Och prästen skall föra henne fram och ställa henne inför HERRENS ansikte.
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.O sacerdote fará a mulher chegar, e a porá perante o Senhor.
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.pap pedig léptesse elõ [az asszonyt], és állassa õt az Úr elé.
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.Preotul s'o apropie, şi s'o pună să stea în picioare înaintea Domnului.
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.Så skal Præsten føre hende frem og stille hende for HERRENs Åsyn.
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.Så skal presten føre henne frem og stille henne for Herrens åsyn.
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.Thầy tế lễ sẽ biểu người nữ đến gần, đứng trước mặt Ðức Giê-hô-va.
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.Thầy tế_lễ sẽ biểu người nữ đến gần , đứng trước mặt Ðức_Giê - hô-va .
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.Και θελει πλησιασει αυτην ο ιερευς και στησει αυτην ενωπιον του Κυριου
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.а священник пусть приведет и поставит ее пред лице Господне,
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.Тогава свещеникът да я приведе и да я постави пред Господа.
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.והקריב אתה הכהן והעמדה לפני יהוה׃
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.فيقدّمها الكاهن ويوقفها امام الرب
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.祭 司 要 使 那 婦 人 近 前 來 、 站 在 耶 和 華 面 前
‹‹ ‹Kâhin kadını öne çağırıp RABbin önünde durmasını sağlayacak.祭司 要 使 那 婦 人 近前 來 、 站在 耶和華 面前
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.cînd preotul va vedea carnea vie, să -l declare necurat: carnea vie este necurată, este lepră.
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.El sacerdote examinará la carne viva y lo declarará impuro. La carne viva es inmunda; es lepra
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.Examinará, pois, o sacerdote a carne viva, e declarará o homem imundo; a carne viva é imunda; é lepra.
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.Ha meglátja a pap a vadhúst, tisztátalannak ítélje azt; a vadhús tisztátalan legyen, poklosság az.
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.Il sacerdote, vista la carne viva, lo dichiarerà immondo; la carne viva è immonda: è lebbra
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.In zagleda li duhovnik hudo meso, naj ga proglasi za nečistega; hudo meso je nečisto, gobe so.
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.I pohledí kněz na to živé maso a vyhlásí jej za nečistého, nebo to maso živé nečisté jest, malomocenství jest.
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.Ja kun pappi huomaa liian lihan, julistakoon hän hänet saastaiseksi; liika liha on saastaista, se on pitalia.
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.Kalau itu memang borok, orang itu harus dinyatakan najis, karena ia menderita penyakit kulit yang berbahaya
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.Khi thầy tế lễ thấy thịt chín đỏ thì phải định người là ô uế; thịt chín đỏ là ô uế; ấy là bịnh phung vậy.
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.Khi thầy tế_lễ thấy thịt chín đỏ thì_phải định người là ô_uế ; thịt chín đỏ là ô_uế ; ấy_là bịnh phung vậy .
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.제사장이 난육을 보고 그를 부정하다 진단할지니 그 난육은 부정한 것인즉 이는 문둥병이며
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.När prästen ser svallköttet, skall han förklara honom oren; svallköttet är orent, det är spetälska.
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.og når Præsten ser det vilde Kød, skal han erklære ham for uren; det vilde Kød er urent, det er Spedalskhed.
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.Og når presten ser det ville kjøtt, skal han si ham uren; for det ville kjøtt er urent, det er spedalskhet.
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.quand le sacrificateur aura vu la chair vive, il le déclarera impur: la chair vive est impure, c`est la lèpre.
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.Vtedy pozrie kňaz živé mäso a vyhlási ho za nečistého; to živé mäso je nečisté; malomoc je.
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.Weźmie też kapłan z onej miarki oliwy, a naleje na dłoó swoję lewą;
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.свещеникът, като прегледа живото месо, нека го обяви за нечист; живото месо е нечисто; това е проказа.
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.священник, увидев живое мясо, объявит его нечистым; живое мясо нечисто: это проказа.
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.וראה הכהן את הבשר החי וטמאו הבשר החי טמא הוא צרעת הוא׃
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.فمتى رأى الكاهن اللحم الحي يحكم بنجاسته. اللحم الحيّ نجس. انه برص.
Kâhin kızıl et görürse, kişiyi kirli ilan edecektir. Kızıl et kirlidir, deri hastalığıdır.祭 司 一 看 那 紅 肉 、 就 定 他 為 不 潔 淨 . 紅 肉 本 是 不 潔 淨 、 是 大 痲 瘋
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod