Kâhinin buyruğuyla kuşlardan biri toprak bir kapta, akarsuyun üzerinde kesilecek.וצוה הכהן ושחט את הצפור האחת אל כלי חרש על מים חיים׃
Kâhinin buyruğuyla kuşlardan biri toprak bir kapta, akarsuyun üzerinde kesilecek.ويامر الكاهن ان يذبح العصفور الواحد في اناء خزف على ماء حيّ.
Kâhinin buyruğuyla kuşlardan biri toprak bir kapta, akarsuyun üzerinde kesilecek.祭 司 要 吩 咐 用 瓦 器 盛 活 水 、 把 一 隻 鳥 宰 在 上 面
Kâhinin buyruğuyla kuşlardan biri toprak bir kapta, akarsuyun üzerinde kesilecek.祭司 要 吩咐 用 瓦器 盛 活水 、 把 一 隻 鳥宰 在 上面
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.Ale dcéra kňazova, ktorá by sa vydala za cudzieho, tá nebude jesť z obeti pozdvihnutia svätých vecí.
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.Anak perempuan seorang imam yang kawin dengan seorang yang bukan imam, tidak boleh makan persembahan itu
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.a pap leánya, ha idegennek lesz [a felesége,] nem ehetik a szent áldozatból.
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.Fata unui preot, măritată după un străin, să nu mănînce din lucrurile sfinte aduse jertfă prin ridicare.
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.In če se duhovnikova hči omoži s tujcem, ne sme jesti od podviga svetih reči.
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.Jos papin tytär tulee syrjäisen miehen vaimoksi, älköön hän syökö pyhistä antilahjoista.
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.제사장의 딸은 외국인에게 출가하였으면 거제의 성물을 먹지 못하되
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.La fille d`un sacrificateur, mariée à un étranger, ne mangera point des choses saintes offertes par élévation.
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.Når en Præstedatter ægter en Lægmand, må hun ikke spise af de ydede Helliggaver;
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.Når en prests datter blir en fremmed manns hustru, skal hun ikke ete av de hellige offergaver;
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.Nếu con gái của thầy tế lễ kết thân cùng kẻ khách ngoại bang, thì sẽ không được ăn vật thánh dâng giơ lên.
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.Nếu con_gái của thầy tế_lễ kết_thân cùng kẻ khách ngoại_bang , thì sẽ không được ăn vật thánh dâng giơ lên .
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.Se a filha de um sacerdote se casar com um estranho, ela não comerá da oferta alçada das coisas sagradas.
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.Wenn aber des Priesters Tochter eines Fremden Weib wird, die soll nicht von der heiligen Hebe essen.
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.Zabijecie też dnia, którego obracać będziecie on snop, baranka zupełnego, rocznego na ofiarę całopalenia Panu;
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.Дъщеря на свещеник, ако е омъжена за чужденец, да не яде от приноса за издигане от светите неща.
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.Если дочь священника выйдет в замужество за постороннего, то она не должна есть приносимых святынь;
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.ובת כהן כי תהיה לאיש זר הוא בתרומת הקדשים לא תאכל׃
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.واذا صارت ابنة كاهن لرجل اجنبي لا تأكل من رفيعة الاقداس.
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.祭 司 的 女 兒 若 嫁 外 人 、 就 不 可 喫 舉 祭 的 聖 物
Kâhinin kâhin olmayan bir erkekle evlenen kızı bağışlanan kutsal sunuları yemeyecek.祭司 的 女兒 若 嫁 外人 、 就 不 可 喫舉 祭 的 聖物
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››6:16 denn alles Speisopfer eines Priesters soll ganz verbrannt und nicht gegessen werden.
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››(6:16) Toute offrande d`un sacrificateur sera brûlée en entier; elle ne sera point mangée.
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››A každá obilná obeť kňazova bude celá spálená; nebude sa jesť.
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››Assim toda oferta de cereais do sacerdote será totalmente queimada; não se comerá.
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››A všeliká suchá obět kněžská celá spálena bude; nebudeť jedena.
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››En prästs spisoffer skall alltid vara ett heloffer; det får icke ätas.
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››In vsaka jedilna daritev duhovnikova naj se vsa sežge, jesti se ne sme.
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››Jokainen papin ruokauhri on kokonaisuhri; älköön sitä syötäkö."
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››무릇 제사장의 소제물은 온전히 불사르고 먹지 말지니라
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››Orice dar de mîncare al unui preot să fie ars în întregime: să nu se mănînce.``
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››Phàm của lễ chay của thầy tế lễ nào thì phải đốt hết, không nên ăn.
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››Phàm của lễ chay của thầy tế_lễ nào thì_phải đốt hết , không nên ăn .
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››Powiedz synom Izraelskim, i rzecz: Żadnej tłustości z wołu, ani z owiec, ani z kozy, nie będziesz jadł,
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››rt a pap minden ételáldozatának mindenestõl meg kell égettetni, nem kell [abból semmit] megenni.
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››Setiap kurban sajian yang dipersembahkan oleh imam harus dibakar seluruhnya, sedikit pun tidak boleh dimakan
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››Toda la ofrenda vegetal del sacerdote será quemada por completo; no se comerá.
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››Και πασα προσφορα εξ αλφιτων ιερεως θελει καιεσθαι ολοκληρως δεν θελει τρωγεσθαι.
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››Всеки хлебен принос, принесен от свещеника, да се изгаря цял; да се не яде.
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››и всякое хлебное приношение от священника все да будет сожигаемо, а не съедаемо.
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››וכל מנחת כהן כליל תהיה לא תאכל׃
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››وكل تقدمة كاهن تحرق بكمالها. لا تؤكل
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››祭 司 的 素 祭 都 要 燒 了 、 卻 不 可 喫
Kâhinin sunduğu her tahıl sunusu tümüyle yakılmalı, hiç yenmemeli.››祭司 的 素祭 都 要 燒了 、 卻不可喫
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.Da blev Præsten glad, tog Efoden, Husguden og Gudebilledet og sluttede sig til Krigsfolkene.
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.Il sacerdote gioì in cuor suo; prese l'efod, i terafim e la statua scolpita e si unì a quella gente
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.In duhovniku se vzraduje srce, in vzame naramnik in hišne malike in rezano podobo ter stopi med ljudstvo.
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.I uradowało się serce kapłanowe, a wziąwszy Efod i Terafim, i obraz ryty, wszedł w pośrodek onego ludu.
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.I zradovalo se srdce kněze, a vzav efod a terafim a rytinu, šel u prostřed lidu toho.
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.제사장이 마음에 기뻐하여 에봇과 드라빔과 새긴 우상을 취하고 그 백성 중으로 들어가니라
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.Preotul s'a bucurat în inima lui; a luat efodul, terafimii, şi chipul cioplit, şi s'a unit cu ceata poporului.
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.Thầy tế lễ mừng lòng, lấy ê-phót, những thê-ra-phim, và tượng chạm, rồi nhập với bọn ấy.
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.Thầy tế_lễ mừng lòng , lấy ê - phót , những thê - ra-phim , và tượng chạm , rồi nhập với bọn ấy .
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.Tu sa zaradovalo srdce kňazovo, a vezmúc efod a domácich bohov i rytý obraz vošiel medzi ľud.
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.Και εχαρη η καρδια του ιερεως και ελαβε το εφοδ και το θεραφειμ και το γλυπτον και υπηγε μεταξυ του λαου.
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.Священник обрадовался, и взял ефод, терафим и истукан, и пошел с народом.