O, kahvaltısını sıklıkla orada yer.He often eats breakfast there.
Geceleyin bu kadar geç vakitte çok fazla kahve içmezsen iyi olur.You'd better not drink too much coffee so late at night.
İyi bir kahvaltı ile gününe başladı.He started his day with a good breakfast.
O yalnız başına kahvaltı yaptı.He had breakfast all alone.
O bir kahraman olarak kabul edildi.He was regarded as a hero.
O, onun bir kahraman olduğuna inanıyor.He believes that he is a hero.
Yanlışlıkla kahve fincanına tuz koydu.He put salt into his cup of coffee by mistake.
O ulusal bir kahraman oldu.He became a national hero.
Kahveyi şekersiz içmeyi sever.He likes drinking coffee without sugar.
O, şekersiz kahveyi sever.He likes coffee without sugar.
O, şekersiz kahve sever.He likes coffee without sugar.
Onun kahverengi gözleri var.He has brown eyes.
Kahvaltıda görünmedi.He didn't show up at the breakfast.
O kahvaltı için ekmek yerdi.He used to have bread for breakfast.
O aşağıya kahvaltıya indi.He came down to breakfast.
O, kahvaltısını yemeye başladı.He began to eat his breakfast.
Kahvaltıdan önce duş aldı.He had a shower before breakfast.
O, kahvaltıdan önce bir yürüyüşe çıktı.He took a walk before breakfast.
O kahvaltıdan önce bir bardak su içmeyi prensip edinir.He makes it a rule to drink a glass of water before breakfast.
Makul miktarda kahve içer.He drinks a moderate amount of coffee.
O, yavaşça sıcak kahveyi yudumladı.He sipped the hot coffee slowly.
O bir kahkaha ile onu teklife cevap verdi.He responded to her offer with a laugh.
Onun her sabah kahvaltıdan önce yürüme alışkanlığı vardı.He was in the habit of taking a walk before breakfast every morning.
Onun kahvaltıdan önce yürüme alışkanlığı vardı.He was in the habit of taking a walk before breakfast.
O, arkadaşının hayatını kurtardığı için bir kahraman olarak kabul edildi.He was regarded as a hero for saving his friend's life.
Arkadaşları tarafından kahkahalarla gülünecek.He will be laughed at by his friends.
Onlar misafirlere biraz kahve önerdiler.They offered the guests some coffee.
Bir fincan kahve içerken sohbet ettiler.They talked over a cup of coffee.
Onlar öğle yemeğinde sandviç ve kahve aldılar.They lunched on sandwiches and coffee.
Kahramanın bronz bir heykelini diktiler.They set up a bronze statue of the hero.
Onlar genellikle yedi buçukta kahvaltı yaparlar ve on ikide öğle yemeklerini yerler.They usually have breakfast at half past seven o'clock and eat their lunch at twelve.
Onlar şimdi kahvaltı yapıyorlar.They are having breakfast now.
Bu hafta saat sekizde kahvaltı yapıyorlar.They are having breakfast at eight this week.
Onun bir kahraman olduğunu düşünüyorlar.They consider him a hero.
Onlar ona bir kahraman olarak tapıyorlardı.They worshipped him as a hero.
Ona bir ulusal kahraman gözüyle bakıyorlardı.They regarded him as a national hero.
Onun kahve yapmada iyi olduğunu biliyor muydun?Did you know she is good at making coffee?
Ben, kahvesini koyu sevip sevmediğini bilmiyorum.I don't know whether she likes her coffee black.
Onun kahkahası evde yankılandı.Her laughter echoed through the house.
O, kahrolası aşk sözlerine ihtiyaç duyuyordu.She needed fuckin' words of love.
O, kahvaltıdan önce duş yapmayı ihmal etmez.She makes a point of taking a shower before breakfast.
Saat sekizde kahvaltı için aşağı geldi.She came down to breakfast at eight.
O hazır kahveyi karıştırdı ve sütün içine döktü.She stirred the instant coffee and poured in milk.
Kafateryada kahve içiyor olabilir.She might be having coffee in the cafeteria.
Kahvesine süt karıştırdı.She stirred the milk into her coffee.
O kahve içerken futbol oyunu hakkında arkadaşlarıyla sohbet etti.She chatted with her friends about the football game over coffee.
Kahvesini bitirdi ve bir tane daha istedi.She finished her coffee and asked for another.
Onunla kahve dükkanında buluşmaya söz verdi.She promised to meet him at the coffee shop.
Bir kaşıkla kahvesini karıştırdı.She stirred her coffee with a spoon.
Masadaki fincanlara kahve doldurdu.She poured coffee into the cups on the table.
O, nadiren kahvaltı yapar.She seldom eats breakfast.
Yanlışlıkla kahvesine tuz koydu.She put salt into her coffee by mistake.
Kâh mutlu, kâh mutsuzdu.One moment she was happy, the next she was sad.
O kahkaha attı.She burst into laughter.
O şimdi kahve içiyor.She is having coffee now.
Şimdi mutfakta kahve yapıyor.She is now making coffee in the kitchen.
O hepimiz için kahve yaptı.She made coffee for all of us.
Bana kahve servisi yaptı.She served me coffee.
O, kahramanı benden daha iyi oynadı.She played the heroine better than I.
Beni gördüğünde kahkaha patlattı.She burst out laughing when she saw me.