Öğle yemeğinden sonra bir fincan kahveye ne dersin?How about a cup of coffee after lunch?
Bob sabahleyin kahvaltı hazırlar.Bob cooks breakfast in the morning.
Kahvaltı için ne istersiniz?What would you like for breakfast?
Kahvaltınızı yapmadan önce çiçekleri sulayın.Water the flowers before you have breakfast.
Genellikle kahvaltıda ne yersiniz?What do you usually have for breakfast?
Kahvaltı hazır.Breakfast is ready.
Kahvaltı etmeden önce çiçekleri sula.Water the flowers before you eat breakfast.
Ben kahvaltıda kahve ve tostu severim.I like coffee and toast for breakfast.
Kahvaltı için haşlanmış bir yumurta istiyor musunuz?Do you want a boiled egg for breakfast?
Lütfen beni kahvaltı için uyandırın.Please wake me for breakfast.
Ben kahvaltı için yumurta severim, ama ablam yulaf lapası tercih eder.I like eggs for breakfast, but my sister prefers oatmeal.
Kahvaltı için ne istiyorsun?What do you want for breakfast?
Kahvaltıda ne yedin?What did you have for breakfast?
Kahvaltıdan sonra kahveyi umursamam.I don't care to have coffee after breakfast.
Ben kahvaltı menüsünden sipariş verebilir miyim?Can I order from the breakfast menu?
Kahvaltıdan sonra yürüyüşe çıktım.I went for a walk after breakfast.
Kahvaltı hazır mı?Is breakfast ready?
Kahvaltıdan önce bir yürüyüşe ne dersin?How about taking a walk before breakfast?
Kahvaltıdan önce bir yürüyüşe gitmek benim alışkanlığımdır.It's my custom to go for a walk before breakfast.
Kahvaltı neleri kapsıyor?What does breakfast include?
O kahvaltıyı hazırlıyor.She's getting breakfast ready.
Sabah kahvaltını bitirdin mi?Are you through with your breakfast?
Ben her zaman kahvaltıda kahve ve tost alırım.I always have coffee and toast for breakfast.
Kahvaltı ne zaman ve nerede servis edilmektedir?When and where is breakfast served?
Sabah kahvaltısı iskandinav usulü açık büfedir.Breakfast is a smorgasbord.
Kahvaltı yapmadığım için şu an çok açım.As I didn't have any breakfast, I am very hungry now.
Saat kaçta kahvaltı yapacaksın?What time will you have breakfast?
Kahvaltı sabah 07:00-11:00 arası servis edilir.Breakfast is served from 7:30 a.m. to 11:00 a.m.
Kahvaltı ederken, biz gün için bir plan yaptık.While having breakfast, we made a plan for the day.
Bizim neredeyse kahvaltı için zamanımız yoktu.We hardly have time to eat breakfast.
Henüz kahvaltını yaptın mı?Have you eaten breakfast yet?
John genellikle hızlı bir kahvaltı yer.John often has a quick breakfast.
Sizinle birlikte kahvaltı yapmak istiyorum.I'd like to have breakfast with you.
İyi bir kahvaltı yemek çok akıllıcadır.Eating a good breakfast is very wise.
Kahvaltı bitirdikten sonra aceleyle okula gittim.Having finished breakfast, I hurried to school.
Kahvaltı yapsan iyi olur.You had better have breakfast.
Sabah kahvaltımı atladım.I skipped my breakfast.
Kahvaltıdan sonra yürüyüş için dışarı çıktık.After breakfast, we went out for a walk.
Ben kahvaltıdan önce biraz egzersiz yaparım.I always take some exercise before breakfast.
Kahvaltıdan önce bir yürüyüş canlandırıcıdır.A walk before breakfast is refreshing.
Kahvaltı olmadan çalışmak zordu.It was hard to work without breakfast.
Ancak sabah kahvaltısı için yeterli ekmeğimiz var.We have barely enough bread for breakfast.
İzleyici kahkaha ile güldü.The audience roared with laughter.
Bahçe çıplak ve kahverengi.The garden is bare and brown.
Koyu kahve onu bütün gece uyanık tuttu.Strong coffee kept her awake all night.
Onun ayakkabıları kahverengidir.His shoes are brown.
Onun yeni saç stilini gördüğümde kahkahamı bastırmaya çalıştım.When I saw his new hairstyle I tried hard to suppress my laughter.
O her zaman kahvesini koyu içer.He always takes his coffee strong.
O, gazetelere genellikle kahvaltıdan önce bakar.He usually looks through the newspapers before breakfast.
O, kahveyi sevmez.He doesn't like coffee.
O, kahve sevmez.He doesn't like coffee.
O, kahvesinde biraz şeker eritti.He dissolved some sugar in his coffee.
Kahveye biraz şeker kattı.He added a little sugar to the coffee.
O, her zaman kahvesini sade içer.He drinks his coffee black every time.
O bir fincan kahve içti.He drank a cup of coffee.
İki saatten daha fazla bir süre onlar kahve içerken sohbet ettiler.They chatted over coffee for more than two hours.
Bir fincan kahve içerken onunla sohbet etti.He visited with her over a cup of coffee.
O, kahve çekirdeklerini kavuruyor.He is roasting coffee beans.
Koyu kahverengi saçları vardı.He had dark brown hair.
O, kahvaltısını sık sık orada yer.He often eats breakfast there.