Kendine bir fincan kahve almaya git.Go get yourself a cup of coffee.
Git kendine bir fincan kahve al.Go get yourself a cup of coffee.
İkinizden biri kahve ister misiniz?Would either of you like coffee?
Bu gerçekten kahve gibi kokuyor.It really smells like coffee.
Jackson'lar evlerini koyu kahverengiye boyattı.The Jacksons had their house painted dark brown.
Hadi, kahvaltı yapalım.Come on, let's get breakfast.
Tom'un kahvaltı için ne yediğini merak ediyorum.I wonder what Tom ate for breakfast.
Tom çocukları uyandırdı ve onlara kahvaltı zamanı olduğunu söyledi.Tom woke up the children and told them it was time for breakfast.
Tom kahvaltıdan önce sık sık koşar.Tom often jogs before breakfast.
Dan, Linda'yı onunla bir kahve içmeye davet etti.Dan invited Linda to have a coffee with him.
Her gün kahvaltı eder misin?Do you eat breakfast every day?
Her gün kahve içiyor musun?Do you drink coffee every day?
Günde kaç fincan kahve içersin?How many cups of coffee do you drink a day?
Tom bana günde en az üç fincan kahve içtiğini söyledi.Tom told me that he drinks at least three cups of coffee a day.
Tom günde üç ve altı arasında kahve içer.Tom drinks between three and six coffees a day.
Tom kahve içmediğini söyledi.Tom said he didn't drink coffee.
Tom Mary'ye bir fincan sıcak kahve uzattı.Tom handed Mary a cup of hot coffee.
Tom Mary'ye bir fincan kahve isteyip istemediğini sordu.Tom asked Mary if she'd like a cup of coffee.
Tom'un bile bir fincan kahve almak için yeterli parası yoktu.Tom didn't even have enough money to buy a cup of coffee.
Tom bile Mary'ye bir fincan kahve ikram etmedi.Tom didn't even offer Mary a cup of coffee.
Tom Mary'ye bir fincan kahve uzattı.Tom handed Mary a cup of coffee.
Ben kahve kokusu alıyorum.I smell coffee.
Tom biraz kahve almak için mutfağa gitti.Tom went into the kitchen to get some coffee.
O her zaman koyu kahve içer.He always drinks black coffee.
Tom kahvesini her zaman koyu ve şekersiz içer.Tom always drinks his coffee black with no sugar.
Kahvemi üstünde bol köpüklü severim.I like my coffee with lots of foam on the top.
Güzel bir kahkahan var.You have a nice laugh.
Babam kahvaltıdan önce hep gazete okur.My father always reads a newspaper before breakfast.
Tom Mary'nin önündeki masaya bir fincan kahve koydu.Tom put a cup of coffee on the table in front of Mary.
Ben genellikle kahvaltı için sadece bir muz yemem.I usually don't eat just one banana for breakfast.
Kahve çok lanet pahalıdır.Coffee is so dang expensive.
Kahvemde çok şekeri seviyorum.I like a lot of sugar in my coffee.
Kahveyi neredeyse klavyeme döküyordum.I almost spilled the coffee on my keyboard.
Günde kaç fincan kahve fazla kaçar?How many cups of coffee a day are too many?
Kelebeklerin kahkahasını dinleyebilen biri, bulutların tadını da bilir.Whoever can listen to butterflies laughing can also know how clouds taste.
Bir kafede kahve içerim.I drink coffee in a cafe.
Benden kahve yapmamı istiyorsun, değil mi? En azından onu yapmasını biliyorum.You wan't me to make some coffee, right? I know how to do at least that.
Benden kahve yapmamı istiyorsunuz, değil mi? En azından onu yapmasını biliyorum.You wan't me to make some coffee, right? I know how to do at least that.
Sen kahrolası ciddi misin?Are you fucking serious?
Böylesine mükellef bir kahvaltı yapmış olmasaydım, öğle yemeğini seve seve sizinle yerdim.If I hadn't had such a large breakfast, I would have loved to have lunch with you.
Sabahları kahvaltıyı atlar mısın?Do you skip breakfast in the mornings?
Kahvaltı saat 7 ile 9 arasında servis edilmektedir.Breakfast is served between 7 and 9.
Kahvene şeker koyar mısın?Do you put sugar in your coffee?
"Kahvenizi nasıl alırsınız?" "Sütlü ve orta şekerli, bir zahmet.""How do you have your coffee?" "White with two, thanks."
Tom şekersiz siyah kahve içer.Tom drinks black coffee without sugar.
Mutfaktan yayılan kahvenin kokusu cezbediciydi.The aroma of coffee wafted in from the kitchen alluringly.
O burada sık sık kahvaltı yapar.He often eats breakfast here.
O, elini dalgalı kahverengi saçının içinden geçiriyor.He's running his hand through his wavy, brown hair.
Aniden herkes kahkahayı patlattı.Everybody suddenly burst out laughing.
Herkes aniden kahkahaya boğuldu.Everyone suddenly burst into laughter.
Tuzlu kahveyi sevdiğin doğru mu?Is it true you love salted coffee?
Açık kahveyi tercih ederim.I prefer weak coffee.
Çayı kahveden daha çok severim.I like tea more than coffee.
O beni çıplak görünce kahkaha patlattı.When she saw me naked, she burst out laughing.
Hangisini daha çok seversin:çay mı yoksa kahve mi?Which do you like more: tea or coffee?
Kahve ya da bir şey içmeye gidelim mi?Shall we go to drink coffee or something?
Ah! Bu kahve sıcak!Ow! This coffee is hot!
Ben o kafede sık sık kahve içerim.I often drink coffee at that cafe.
Tom kahvaltısını yatağında yemek istediğini söyledi.Tom said he wanted to eat breakfast in bed.
Koyu bir fincan kahve uyanık kalmama yardım eder.A strong cup of coffee helps me wake up.