Ana içeriğe geç
Sözlük

kah ile cümle

kah kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ben kahvemi bir çevirme kollu kahve değirmeni ile öğütürüm.I grind my coffee by hand with a coffee grinder with a crank handle.
"Tom kahvaltı pişiriyor." "İtfaiyeyi aramamız gerekir mı?""Tom's cooking breakfast." "Should we call the fire department?"
Tom kağıt bardaktan kahve içmeyi sevmez.Tom doesn't like drinking coffee out of a paper cup.
Tom ve Mary kahvaltı ediyorlar.Tom and Mary are eating breakfast.
Sen bize biraz kahvaltı hazırlayabilir misin?Can you make us some breakfast?
Hangisini tercih edersin, beyaz pirinci mi yoksa kahverengi pirinci mi?Which do you like better, white rice or brown rice?
Bir fincan daha kahve alabilir miyim?Can I get another cup of coffee?
Seni bir fincan kahve için rahatsız edebilir miyim?Could I trouble you for a cup of coffee?
Jason'un kahverengi gözleri var.Jason has brown eyes.
Tom Mary'ye bir kupa kahve uzattı.Tom handed Mary a mug of coffee.
Kahve ister misiniz?Would you like coffee?
Kahveni koyu mu seversin?Do you like your coffee strong?
Biraz kahvaltı ister misiniz?Would you like some breakfast?
Kahve için dışarı çıkmak ister misiniz?Would you like to go out for coffee?
Bir fincan daha kahve için zamanımız var mı?Do we have time for another cup of coffee?
Tom bir kahkaha kulübüne katıldı ve onun stres seviyeleri önemli ölçüde düştü.Tom has joined a laughter club and his stress levels have decreased significantly.
Kahkaha olmayan bir gün, boşa harcanmış bir gündür.A day without laughter is a day wasted.
Tom, Mary'ye onun John'a bir fincan kahve ikram etmesini önerdi.Tom suggested to Mary that she offer John a cup of coffee.
Kahve fiyatı o zamandan beri ikiye katladı.The price of coffee has doubled since then.
Muazzam bir kahvaltı yaptım, bu yüzden şimdi gerçekten çok aç değilim.I had a huge breakfast, so I'm not really very hungry now.
Üç poundluk kahve aldım.I bought three pounds of coffee.
Hadi, sana bir fincan kahve ya da bir şey ısmarlayayım.Come on, let me buy you a cup of coffee or something.
Hadi, sana kahvaltı ısmarlayacağım.Come on, I'll buy you breakfast.
Sana bir fincan kahve ısmarlayabilir miyim?Can I buy you a cup of coffee?
Senin kahvaltı etmen gerekir.You should eat breakfast.
Kahvaltı için krep yedik.We ate pancakes for breakfast.
Tom genellikle kahvaltısını yaparken gazetesini okur.Tom usually reads the newspaper while eating breakfast.
Tom kahvaltıyı genellikle ailesiyle yer.Tom usually eats breakfast with his family.
Tom nadiren kahvaltı eder.Tom seldom eats breakfast.
Tom içeride kahvaltı yapıyor.Tom is eating breakfast inside.
Tom bir parça tost yedi ve bir fincan kahve içti.Tom ate a piece of toast and drank a cup of coffee.
Tom okul için hazırlık yaparken, ben de kahvaltımı bitirdim.I finished eating breakfast while Tom was getting ready for school.
Kahvaltı için iki tane tost ve üç yumurta yedim.I ate three eggs and two pieces of toast for breakfast.
Kahvaltı yapmayacak mısınız?Aren't you going to eat breakfast?
Kahverengi kağıt torbanın içine koyun.Put it in a brown paper bag.
Tom kahvesine bir sürü şeker koyar.Tom puts lots of sugar in his coffee.
Tom Mary'nin önüne bir fincan sıcak kahve koydu.Tom put a cup of hot coffee in front of Mary.
Tom şekersiz kahve içmeyi tercih eder.Tom prefers drinking coffee without sugar.
Bana da biraz sert kahve ver.Give me some strong coffee as well.
Tom'un saçı kestane kahverengisi.Tom's hair is chestnut brown.
Tom koyu kahverengi ayakkabı giyiyordu.Tom was wearing dark brown shoes.
Tom kahverengi bir süet ceket giyiyordu.Tom was wearing a brown suede coat.
Tom kahverengi bir deri ceket giyiyordu.Tom was wearing a brown leather jacket.
Tom kahverengi bir ceket giyiyordu.Tom was wearing a brown coat.
Tom koyu kahverengi bir ceket istiyor.Tom wants a dark brown coat.
Tom gerçekten bir fincan sıcak siyah kahve istedi.Tom really wanted a cup of hot black coffee.
Tom önemli evraklarını kahverengi bir deri çantada tutar.Tom keeps his important papers in a brown leather case.
Tom'un dalgalı kahverengi saçı var.Tom has wavy brown hair.
Tom'un omuz hizasında, kahverengi saçı var.Tom has shoulder-length brown hair.
Tom'un omuz hizasında, kahverengi saçları var.Tom has shoulder-length brown hair.
Tom'un açık kahverengi saçları var.Tom has light brown hair.
Tom, Mary'ye küçük kahverengi bir çanta verdi.Tom handed Mary a small brown bag.
Tom, Mary'ye kahverengi bir çanta verdi.Tom handed Mary a brown bag.
Tom beyaz pirinçten çok kahverengi pirinç yiyor.Tom eats brown rice more often than white rice.
Kahveni hâlâ koyu mu içiyorsun?Do you still drink your coffee black?
Tom'un koyu kahverengi saçları var.Tom has dark brown hair.
Tom tamamen tek başına kahvaltı yaptı.Tom had breakfast all by himself.
Tom hızlı bir kahvaltı yaptı.Tom had a quick breakfast.
Tom kahraman olmayı hayal etti.Tom dreamed of being a hero.
Tom kahve sevmiyor.Tom doesn't like coffee.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod