Burada şekersiz kahve içen tek kişisin.You're the only one here who drinks coffee without sugar.
Tom her zaman kahvaltı için meyve yedi.Tom always ate fruit for breakfast.
Tom her zaman kahvaltı yaparken radyoda haber dinler.Tom always listens to the news on the radio while he's eating breakfast.
Tom ve ben bu sabah birlikte birer fincan kahve içtik.Tom and I had a cup of coffee together this morning.
Tom ve Mary her ikisi de çok fazla kahve içerler.Tom and Mary both drink too much coffee.
Tom bir fincan kahve istedi.Tom asked for a cup of coffee.
Tom sabah kahvaltısını yemeye başladı.Tom began to eat his breakfast.
Tom kendine bir fincan kahve aldı.Tom bought himself a cup of coffee.
Tom bu sabah kahvaltı yemedi.Tom didn't eat breakfast this morning.
Tom kahve kupasından içti ve gazete okudu.Tom drank out of his coffee mug and read the newspaper.
Tom paslanmaz çelik kahve kupasını kahveyle doldurdu.Tom filled his stainless steel coffee mug with coffee.
Tom kahvesini bitirdi ve iş için gitti.Tom finished his coffee and left for work.
Tom'un dalgalı kahverengi saçı ve mavi gözleri var.Tom has wavy brown hair and blue eyes.
Tom süslenmiş bir savaş kahramanı.Tom is a decorated war hero.
Tom kahve cezvesini aldı ve kendisine bir fincan koydu.Tom picked up the coffee pot and poured himself a cup.
Tom kahve demliğini aldı ve kendisinin ve Mary'nin kupalarını yeniden doldurdu.Tom picked up the pot of coffee and refilled his and Mary's cups.
Tom bir fincan kahve doldurdu ve onu Mary'ye ikram etti.Tom poured a cup of coffee and offered it to Mary.
Tom kendisine bir fincan kahve koydu.Tom poured himself a cup of coffee.
Tom kendisine bir fincan daha kahve koydu.Tom poured himself another cup of coffee.
Tom kahve kupasını piknik masasına koydu.Tom put his coffee mug on the picnic table.
Tom elmalı tartı ve kahve demliğini masaya koydu.Tom put the apple pie and the pot of coffee on the table.
Tom kahvesine süt koyar.Tom puts milk in his coffee.
Tom kahveye uzandı.Tom reached for the coffee.
Tom kahve fincanını yeniden doldurdu.Tom refilled his coffee cup.
Tom bir demlik kahve taşıyarak mutfaktan döndü.Tom returned from the kitchen carrying a pot of coffee.
Tom iki kupa kahveyle mutfaktan döndü ve Mary'nin yanına oturdu.Tom returned from the kitchen with two mugs of coffee and sat down next to Mary.
Tom kupasını çalkaladı ve sonra onu kahveyle yeniden doldurdu.Tom rinsed out his mug and then refilled it with coffee.
Tom bir fincan kahve içerken mutfak masasında yalnız oturuyordu.Tom sat alone at the kitchen table, drinking a cup of coffee.
Tom nadiren akşamları kahve içer.Tom seldom drinks coffee in the evening.
Tom kahve kupasına baktı.Tom stared at his coffee mug.
Tom kahve fincanından bir yudum aldı.Tom took a sip from his coffee mug.
Ben bir kahve içtim.I've had a coffee.
Bir bardak daha kahve almak istiyorum.I'd like to get another coffee mug.
Kahve içtim.I drank coffee.
Tom kahvaltı hazırlıyordu.Tom was preparing breakfast.
Bu kahve sıcak.The coffee is hot.
Kahve çok sıcak.The coffee is very hot.
Kahramanlar ölmez. Sadece kötü adamlar ölür.Heroes don't die. Only bad guys do.
Tom klavyesinin üzerine bir fincan kahve döktü.Tom spilled a cup of coffee all over his keyboard.
Bu hikayede kahraman da kötü adam.In this story, the hero is also the villain.
Tom bir fincan kahve daha içmek istediğini söyledi.Tom said he'd like to have another cup of coffee.
Tom'a biraz kahve getirir misin, lütfen?Could you get Tom some coffee, please?
Tom kahvesinden bir yudum daha aldı.Tom took another sip of coffee.
Kahvaltıyı bugün nerede yapacağız?Where will we eat breakfast today?
Son zamanlarda Kahire'deki bir camide bir ateist ile açık bir tartışma gerçekleşti.An open discussion with an atheist took place recently in a mosque in Kahir.
Tom bana sabah kahvaltısını genellikle yedide yediğini söyledi.Tom told me he usually eats breakfast at seven.
Neredeyse kahvemi klavyeye döküyordum.I nearly spilled my coffee on the keyboard.
Tom işe giderken bir kahve ve bir çörek aldı.Tom grabbed a coffee and muffin on his way to work.
Kahvaltı yapmak için aşağıya indik.We went downstairs to have breakfast.
Kahvaltı yapmak için aşağı kata indik.We went downstairs to have breakfast.
Tom ve Mary kahve içerken verandada oturuyorlardı.Tom and Mary are sitting on the porch drinking coffee.
Biraz kahve alabilir miyim, lütfen?Could I have some coffee, please?
Annem genellikle kahvaltı için tost yiyor ve bir bardak süt içiyor.My mom usually has toast and a glass of milk for breakfast.
Tom ve diğerlerinin hepsi kahkahayı patlattı.Tom and the others all burst out laughing.
Araba kahverengidir.The car is brown.
Kahvaltı için domuz pastırmalı sahanda yumurta istiyor musun?Do you want fried eggs with bacon for breakfast?
Sen bize bir fincan kahve yaparken ben çabucak çamaşırları asarım.I'll quickly hang the washing out while you make us a cup of coffee.
Tom kahve fincanını mutfakta yere düşürdü.Tom dropped his coffee cup on the kitchen floor.
Tom mutfağa gitti ve kendine bir fincan kahve doldurdu.Tom went into the kitchen and poured himself a cup of coffee.
Kahve yerine çay almayı tercih ederim.I'd rather have tea instead of coffee.