Senin kahverengi gözlerin yok.You don't have brown eyes.
Tom Mary'yi gördüğünde kahkahalara boğuldu.Tom burst out laughing when he saw Mary.
Kahrolası ne söylemeye çalışıyorsun?What in the heck are you trying to say?
Tom'un kahraman olduğunu düşünüyorum.I think Tom is heroic.
Kal ve benimle bir fincan kahve iç.Stay and have a cup of coffee with me.
Kahve içmek uyanık kalmana yardım edebilir.Drinking coffee may help you stay alert.
Tom uyanık kalabilmek için çok kahve içti.Tom drank a lot of coffee so he could stay awake.
Tom bisküvisini kahvesine batırmayı sever.Tom likes to dunk his biscuit in his coffee.
Tom bisküvisini kahvesine bandırmayı sever.Tom likes to dunk his biscuit in his coffee.
Tom bisküvisini kahvesine banmayı sever.Tom likes to dunk his biscuit in his coffee.
Tom bisküvisini kahvesine daldırmaktan hoşlanır.Tom likes to dunk his biscuit in his coffee.
Öğle yemeğini kahveyle bitirdik.We finished up lunch with coffee.
Sana hiç kahve istemediğimi söyledim.I told you I didn't want any coffee.
Tom iyi bir kahkahayı sever ve mizah duygusu olmayan insanlardan kaçınır.Tom loves a good laugh and avoids people who haven't got a sense of humour.
Bir kahve ister misin?Would you like a coffee?
Bir bardak şarap, bir bira, bir portakal suyu ve bir sütlü kahve.A glass of wine, a beer, an orange juice, and a coffee with milk.
Nerede kahve alabilirim?Where can I buy coffee?
Bu otelde kahvaltı sabah saat 07.00 ila 10.00 arasında servis edilmektedirIn this hotel breakfast is served from 7:00 A.M. to 10:00 A.M.
Kahvaltı saat sekizde servis edilir.Breakfast is served at eight o'clock.
Bir fincan kahve istiyorum lütfen.I want a cup of coffee, please.
İki çay ve üç kahve sipariş ettim.I've ordered two teas and three coffees.
Onun için kahvaltı pişirmeliyim.I must cook breakfast for her.
Ölü bir kahraman olmaktansa canlı bir korkak olmak daha iyidir.Better a live coward than a dead hero.
6.30'da kahvaltı yapacağız.We'll have breakfast at 6:30.
Hâlâ birlikte sabah kahvaltısı yiyebiliriz.We could still have breakfast together.
Kahvaltı için dışarı çıktık.We went out for breakfast.
Bir kahve molası almalıyız.We should take a coffee break.
Bir kahve alabilir miyim?Can I have a coffee?
Sana bir kahve alabilir miyim?Can I get you a coffee?
Götürmek için bir kahve alabilir miyim?Can I get a coffee to go?
Sana biraz kahve alayım mı?Can I get you some coffee?
Size bir fincan kahve getirebilir miyim, efendim?Can I get you a cup of coffee, sir?
Bir fincan kahve alabilir miyim, lütfen?Can I have a cup of coffee, please?
Götürmek için bir fincan kahve alabilir miyim?Can I get a cup of coffee to go?
Bir kahve içmeye ne dersin?Can I interest you in a cup of coffee?
Herhangi birine kahve getirebilir miyim?Can I get anybody coffee?
Size bir kahve ya da herhangi bir şey getirebilir miyim?Can I get you a coffee or anything?
Bu dünyada bir bebeğin kahkahasından daha güzel çok az sayıda ses vardır.There are few sounds in this world more beautiful than a baby's laugh.
Kesinlikle kahvene çok şeker atarsın.You sure do put a lot of sugar in your coffee.
Bu sabah sadece bir parça tost ve bir fincan kahve aldım.I only had a piece of toast and a cup of coffee this morning.
Biraz kahve içer misin?How about getting some coffee?
Biraz kahve içmeye ne dersin?How about getting some coffee?
Biraz kahve içelim mi?How about getting some coffee?
Gök gürültüsü nedir? Şeytanın kahkahasıdır.What is thunder? It's Satan's laughter.
Yeterli kahve yok.There is not enough coffee.
Tom kahveyi şekersiz sever.Tom likes coffee without sugar.
Tom kahveyi genellikle şekersiz içer.Tom usually drinks coffee without sugar.
Tom memleketinde bir kahraman oldu.Tom became a hero in his hometown.
Tom memleketinde bir kahramandır.Tom is a hero in his hometown.
Tom kahvesine şeker yerine şeker otu koyar.Tom puts stevia in his coffee instead of sugar.
Yarın sabah kahvaltısı için krep yiyebilir miyiz?Can we have pancakes for breakfast tomorrow?
Kahve sıcak mı?Is the coffee hot?
Kahve ister misin?Do you want coffee?
Bana biraz kahve getir.Get me some coffee.
Tom erken bir kahvaltı aldı.Tom had an early breakfast.
Kahvaltıda ne yediğimi tahmin et.Guess what I had for breakfast.
Tom kahve için beni davet etti.Tom invited me over for coffee.
Bir fincan kahve almaya gidelim.Let's go grab a cup of coffee.
Tom bir fincan kahve alıyor.Tom is getting a cup of coffee.
Tom sadece bir çörek ve bir fincan kahve istiyor.Tom just wants a muffin and a cup of coffee.