Ana içeriğe geç
Sözlük

kafe ile cümle

kafe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Maymun kafeste.Обезьяна в клетке.
Saray prenses için yaldızlı bir kafes oldu.Дворец стал для принцессы позолоченной клеткой.
Isınmak için kafeye girdik.Мы зашли в кафе погреться.
Bunun ardından silahlı saldırganlar kafeteryaya koşmuşlar ve burada yirmi kişiyi rehin almışlardır.Потом террористы забежали в кафетерий, где захватили 20 заложников.
Kafein yoktur.Нет кафе.
İnternet Kafe vardır.Интернет-кафе.
On üç yaşında, San Francisco'da bir kafede şarkı söylemeye başladı.Начала петь в возрасте 13 лет в ресторане в Сан-Франциско.
Tom'u da kafese kapatarak kilidi yamultur.В ужасе Том покидает замок.
Daha sonra yeni Fransızca parçalar yaparak kafelerde ve kabarelerde seslendirmeye başladı.Позже он подготовил новый, уже французский, репертуар, с которым начал выступать в кафе и кабаре.
Restoranlar ve kafeteryalar.Рестораны и кафе.
Köyün kafesi "Coffee Pot"u işletmektedir.Городское кафе «Cafeteria».
19 Mart 2011 tarihinde Knut, dört yaşındayken kafesinde öldü.19 марта 2011 года четырёхлетний Кнут потерял сознание и умер в своём вольере.
Burada ayrıca kafe ve barlar bulunur.Здесь располагаются кафе и набережные.
Kafeteryada saklanan iki kadını daha öldürdü.Рядом две женщины попытались спрятаться под кабинкой.
Kafeteryadan sonra kütüphaneye giderler.После занятий посещал библиотеку.
Kafes (Osmanlı) EkberiyetКофейное несварение (рус.).
Ayrıca büyük bir de kafeteryası vardır.Есть также небольшой кафетерий.
Kafeinli içecekler, sigara ve alkol kullanımından uzak durmalısınız.Отказ от кофеина, курения, наркотиков и употребления алкоголя.
Kafes kuşları bu kabuğu zevkle gagalarlar.Эти акулы легко уживаются в неволе.
Bayanlar için kafesli bir yer ayrılmıştır.Определённое количество мест зарезервировано за женщинами.
Bugün Bakü Slavyan Üniversitesi'nde 26 kafedra faaliyet gösteriyor.В настоящее время в Бакинском славянском университете функционируют 34 кафедры.
Mermer salonun ortasında Edirnekâri mermer bir havuz ve kösede kafes arkasında padisşahın tahtı bulunmaktaydı.В середине мраморного зала располагался бассейн, а за троном падишаха — тайная комната.
Kafein içermez.Владеет кафе.
(Frank: Benim büyük kuş kafesim.")(«Кафе лунатиков»).
Bazı Straight edgerlar kafein kullanımını da reddeder.Некоторые пекарни также сочетают в себе функции кафе.
Kafes ortamında yaşam süreleri 80-100 yıla kadar çıkabilir.При благоприятных условиях живёт до 80—100 лет.
1966 - 1967 yılında öğretim yılında KAFEDRALAR yeniden düzenlendi, yeni Fakülteler oluşturuldu.С 1966 по 1967 годы снова тренировал национальную сборную, но был отправлен в отставку.
Vitaminenerji web sitesi, 'atılan' ürün için içerik veya kafein göstermiyor.Сеть кофеен Traveler’s Coffee не реализует алкогольные и алкоголесодержащие напитки.
Eğer isterlerse kafeste ikisiyle birden başa çıkabilirim."إذا أرادوا ، فسوف آخذهم معاً في القفص".
Okuldan ayrıldıktan sonra kafelerde çalışmak, kapıdan ürün satışı gibi çeşitli işler yaptı.بعد أن تركت المدرسة عملت في وظائف مختلفة، كالعمل في المقاهي وبيع المنتجات من باب إلى باب.
Haller gençlik merkezi içinde birçok kafe, bir şarap evi ve belediyeye ait bir tiyatro salonu barındırır.ويوجد في مركز شباب الهال العديد من المقاهي وحانة للنبيذ وقاعة مسرح خاصة بالبلدية.
Maçın özelliği; bir kafes içinde maç yapmaktır.وبالتا بمكان للمقامرة بالارواح في قفص.
19 Mart 2011 tarihinde Knut, dört yaşındayken kafesinde öldü.نفق كونت في التاسع عشر من مارس عام 2011 في قفصه، وقد بلغ من العمر أربع سنوات.
Kafesoğlu, İbrahim.التميمي، إبراهيم.
Kafestekiler 30-40 yıl yaşayabilir.يمكن أن يصل عمر الأكاب إلى 30 عاماً أو أكثر.
Otobüsle tarihî binaların ve benzersiz kafelerin bulunduğu Rainbow caddesi gezilebilir.ويمر الباص بشارع الرينبو حيث المقاهي الفريدة والمباني العريقة.
Bu çıkıntı kaburga kafesinin arka kısım başlangıcını oluşturur.هذا الصداع غالبًا ما يبدأ من الجزء الخلفي من الرأس.
Daha iyi kafeler.أطيب طبخة.
Restoranlar ve kafeteryalar.العديد من المطاعم و المقاهي.
Bu durumda 16 küçük kafesle birlikte sekiz büyük kafes vardır.يكون عدد الأقفاص الصغيرة ست عشر مقابل ثمانية أقفاص كبيرة في وحدة الخلية.
Onların bir kafesi var.Possui uma cafeteria.
Birim hücrede Küçük kafesten iki tane, büyük olandan altı tane vardır.Há duas pequenas na célula unitária contra seis das grandes.
Restoranlar ve kafeteryalar.Bares e restaurantes.
Okuldan ayrıldıktan sonra kafelerde çalışmak, kapıdan ürün satışı gibi çeşitli işler yaptı.Após deixar o colégio, teve vários empregos, como trabalhar em cafés e vendendo produtos de porta em porta.
Kafeterya hızla kentte popülerlik kazandı.O grupo rapidamente ganhou popularidade no Reino Unido.
Ayrıca kafeslerinde her zaman temiz, taze su bulundurmak gerekir.Ter sempre água limpa e fresca a sua disposição.
Ankara'da bir kafe işletti.Mais tarde, abriram um café em Milão.
Bunlara ek olarak bir kitapçı, hediyelik eşya dükkanı, kütüphane, eğitim merkezi ve kafe bulundurmaktadır.Ele também tem uma livraria, loja de presentes, biblioteca, centro de ensino e café.
Cena, saniye farkıyla kafesten dışarı çıkıp maçı kazandı ve bunun ardından Vince McMahon, Laurinaitis'i kovdu.Cena venceu a luta, e com o resultado, Vince McMahon despediu Laurinaitis.
Maç sonrasında Undertaker, Boss Man'i kafese astı.No final da luta, Undertaker amarrou o pescoço de Big Boss Man na jaula, enforcando-o.
Tipik Paris kafeleri kahvehane değildir.Café bombón é um café típico da Espanha.
Kafein - Çalışmalar dikkat ve uyanıklığı artırıcı etkileri olduğunu ortaya koymaktadır.“Provamos ao mundo que a persistência e a paciência dão resultados positivos.
Rebellion şovunda kemerini bir kafes maçında koruyup feuda noktayı koymuştur.A cobra teria sido contrabandeada para o seu quarto em uma cesta de figos.
Amerika ve Asya'daki birçok kafede ise bir tatlı olarak sunulur.Nos Estados Unidos e no Reino Unido, um café é um restaurante pequeno.
On üç yaşında, San Francisco'da bir kafede şarkı söylemeye başladı.Op haar dertiende begon ze met zingen in een Grieks café in San Francisco.
İnternet Kafe vardır.Er zijn verschillende internetcafés.
Bir trio grubuyla Rus kafelerinde çaldı.Hij speelde in een trio in een Russisch café om in levensonderhoud te voorzien.
Onların bir kafesi var.Het heeft wel een café.
Plaza Mayor’u saran revakların altında birçok geleneksel ve eski mağaza ve kafe yer almaktadır.Het Plaza Mayor heeft een cirkel oude en traditionele winkels en cafés onder de galerijen.
Resmedildikleri kafe ise Paris'te yer alan Café de la Nouvelle-Athènes'dir.Het Café de la Nouvelle Athènes was een café in Parijs.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod