Bayanlar için kafesli bir yer ayrılmıştır.Een tabouret was een zetel voor dames.
Bir MAC adresini gizleme işlemi, MAC kafesleme olarak bilinir.Een modem werd enkel herkend aan de hand van het MAC adres.
Bu arada bazı kafe ve barlarda piyano çaldı.Hij speelde een bepaalde periode piano in cafés en in bioscopen.
Bir kafesi vardır.Wel is er een café.
Cadı sihirli değneğini kullanarak Hansel'i bir kafese girmeye yöneltir.Met behulp van de staf leidt de heks Hänsel naar de kooi.
Muhabbet kuşu bir kafes içindedir.De vogel wordt in een kooi gestopt.
"Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu'nun Hayatı ve Eserleri" (PDF).Tentoonstelling 'Het leven en het werk van Dr. Jef Goossenaerts'.
Kafein kullanmamaya çalışın.Zorg dat het water niet kookt.
Köpekbalığından korunma kafesi Rescue DiverBeschermd dorpsgezicht Kasteelboerderij Zwingelput Wegkruis
Etine gömülü olan kalkerli kabuğu, kafes kuşlarına kireç kaynağı olarak verilir.De grondsoort is daarom stevig genoeg voor begrazing door vee.
Karardan sonra bölgeye 124 ağ kafes kurulmuştur.Na een uitvoerig debat stemmen 124 Kamerleden in met de resolutie.
Çatıda kafes sistemi kullanılmıştır.Op het dak staan hoekschoorstenen.
Joker'in yardımcıları Gordon'u soyar ve bir kafese kapatırlar.Ze betrappen de concurrenten van Johan op het kraken van de kluis en laten hen arresteren.
Bu köprü Almanlar tarafından, çelik kafes taş örme tekniği ile yapılmıştır.De achtbaan gebouwd van staal door de Duitse fabrikant Gerstlauer.
Başka bir maç türü de jiletli tel kafes maçıdır.Een andere bekende uitvoering is de luidsprekerkabel.
Erişim tarihi: 28 Nisan 2014. ^ "Hayata Gecirilmiş Kafes Planı Maraş katliamı".28 april 1944: Op deze dag werd het "Ontwerp van overeenkomst van sociale solidariteit" bekendgemaakt.
Bazı Straight edgerlar kafein kullanımını da reddeder.Veel wysiwyg-editors bieden ook de mogelijkheid om direct de broncode te bewerken.
Kafeteryadan sonra kütüphaneye giderler.Wat later verlaten ze samen de bibliotheek.
Kafeterya nerede?Waar is het cafetaria?
Bir kafede kahve içiyorum.Ik ben aan het koffie drinken in een café.
Londra'da doğup büyüyen sanatçı genç yaşta bir kafede model ajansı tarafından keşfedildi.Urodziła się wychowała w Londynie, jako nastolatka została odkryta przez świat mody w pewnej kawiarni.
Bunun dışında kafenin içinde de başka bir müşteriyi görüyoruz.Poza nią w pomieszczeniu znajduje się jeszcze perkusista.
Annesi bir kafede işletmecilik yaparken babası BBC Radio'da çalışmaktaydı.Jego matka pracowała w kawiarni, a ojciec – w BBC Radio.
Tüm katılımcılar herhangi bir zamanda kafesin içinde veya dışında bulunabilir.Wszyscy zawodnicy mogą przebywać w klatce lub poza nią.
Savaş alanındaki kahve tüketimi askerlerin kafein depolamasına yardımcı olmak adına değerli sayılmaktaydı.Spożycie kawy na polu bitwy było ważne, gdyż dawała ona żołnierzom zastrzyk kofeiny.
On üç yaşında, San Francisco'da bir kafede şarkı söylemeye başladı.W wieku 13 lat, zaczęła interpretować jazz w kawiarniach San Francisco.
Anlatıcı kafeyi terk edip adamı izlemeye başlar.Narrator wybiega z kawiarni i podąża za owym człowiekiem.
Kafeteryadan sonra kütüphaneye giderler.Do biblioteki wchodzi woźny.
Onların bir kafesi var.Mieści się w niej kawiarnia.
Kafeinli içecekler, sigara ve alkol kullanımından uzak durmalısınız.Wyzbycie się nałogów – rezygnacja z papierosów, alkoholu i kawy.
Bu elektronlar metal kafesi içinde hareket etmek konusunda özgürdür.Elektrony, znajdujące się w paśmie przewodnictwa, mogą swobodnie się przemieszczać w objętości metalu.
Kariyerine başlamadan önce restoran ve kafelerde de çalışmıştır.Był właścicielem restauracji podczas i po zakończeniu kariery.
İkisine de aynı anda bir kafeteryada, birbirlerinden habersiz buluşma randevusu verir.Po długich rozmowach postanawiają się oboje spotkać w kawiarni.
(Frank: Benim büyük kuş kafesim.")Tu Nocny Jastrząb!”).
2. sezonda ATM Kafe'de aşçılık yapar.W czasach II Rzeczyspolitej w budynku funkcjowała kawiarnia.
Bayanlar için kafesli bir yer ayrılmıştır.Przy sali mieściły się buduary dla pań.
Restoranlar ve kafeteryalar.Kaféer och konditorier.
Onların bir kafesi var.Den har ett slott.
Resmedildikleri kafe ise Paris'te yer alan Café de la Nouvelle-Athènes'dir.Kaféet är La Nouvelle Athènes i Paris.
Ayrıca binada yüksek hızlı asansör vardır ve bu asansör 40 saniyede kule içinde bulunan kafeye ulaşır.Lägenheterna har också hiss som går direkt ner i garaget.
Araca ayrıca yeni bir takla kafesi (roll cage) eklendi.Bilen fick även en ny täckt kaross.
Bayanlar için kafesli bir yer ayrılmıştır.Det finns särskilda fängelser för kvinnor.
Tüm katılımcılar herhangi bir zamanda kafesin içinde veya dışında bulunabilir.Spelare kan anslutas in eller ut när som helst under spelets gång.
Bu köprü Almanlar tarafından, çelik kafes taş örme tekniği ile yapılmıştır.Bron konstruerades av tyska ingenjörer och är en bågkonstruktion av stål.
Karardan sonra bölgeye 124 ağ kafes kurulmuştur.1436 etableras en självständig domstol i staden.
Stockholm’de bir kafeteryada bir fincan kahve içtim.Jag drack en kopp kaffe på ett café i Stockholm.
Kafeteryada kahve içtim.Jag drack kaffe på caféet.
Kafein yoktur.Кофеїну немає.
On üç yaşında, San Francisco'da bir kafede şarkı söylemeye başladı.Почала співати у віці 13 років в ресторані в Сан-Франциско.
Kafeteryalar ise kentin herhangi bir yerinde bulunabilmektedir.Сьогодні пивні садки можна знайти чи не в будь-якому німецькому місті.
Burada ayrıca kafe ve barlar bulunur.Тут розташовані кафе і набережні.
Enstitüde tüm eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma çalışmalarını 18 kafedra gerçekleştiriyordu.Навчальну та науково-дослідну роботу проводили 23 кафедри.
Mağazalarda satılan çoğu kafes, yeterli büyüklükte değildir.Більшість кориці, яка продається в супермаркетах, насправді — касія.
Bayanlar için kafesli bir yer ayrılmıştır.Відкрила притулок для дівчаток.
Bazı Straight edgerlar kafein kullanımını da reddeder.Деякі кафе навіть пропонують годування клієнтів з ложечки.
Çatıda kafes sistemi kullanılmıştır.На даху побудували вертолітний майданчик.
Doğu Alman kafeteryaları birleşik bir mutfağa sahipti.Складовою частиною англійської національної кухні є шотландська кухня.
Ertuğrul kafesten çıkarılarak otağın önünde idam edilmek istenir.Прохання надати притулок, щоб померти в ньому.
Kafeteryada saklanan iki kadını daha öldürdü.Ще двоє людей померли в лікарні.
İkisine de aynı anda bir kafeteryada, birbirlerinden habersiz buluşma randevusu verir.Обидва приїжджають на секретну, невідремонтовані квартиру.