Omuzlarının üzerinde iyi bir kafaya sahipsin.You've got a good head on your shoulders.
Bazen kafaya takmamak iyidir.It's okay to take it easy sometimes.
Arabalar kafa kafaya çarpıştı.The cars collided head on.
Tom eğer Mary birkaç pound kazanırsa kafaya takmaz.Tom wouldn't mind if Mary gained a few pounds.
Tom kafaya kendi açtığı kurşun yarasından öldü.Tom died from a self-inflicted gunshot wound to the head.
Onu kafaya takmaya ne gerek var?Why worry about it?
İki tren İtalya'da kafa kafaya çarpıştı, 22 yolcu hayatını kaybetti.Two trains collided head-on in Italy, killing 22 passengers.
Ölüm kafaya alınan bir darbe kaynaklıydı.Death was caused by a blow on the head.
08:50 — İki tren Pécrot’un köyünde kafa kafaya çarpıştı.08:50 — The two trains collided head-on in the village of Pécrot.
Kafaya takma, kişinin bir durumu veya bir kimseyi sürekli olarak düşünmesidir.You never let suffering, fear of man, or anything weaken your faith.
Üstadı ile atışmayı kafaya koyar.He promptly flees with his boss.
Carl von Linde, bu makineyi üretmeyi kafaya koymuştu.Carl von Gontard was commissioned to build it.
Çünkü mesela ben takmıyorum kafaya.Because I'm not worried myself.
Yani öyle çok da kafaya takmayın.So don't be worried.
Kafaya alınan hasarlar sizin için kötü.Head injuries are bad for you.
Kafaya takılmaması gereken biri değilim ben.I'm not the sort of man you don't have to be concerned about.
Bazılarınız neden Drake Denklemi'ni bu kadar... ...kafaya taktığımızı merak ediyor olabilir.Some of you might be wondering Why are we even worried about this drake equation?
Erkekler, kadınlarıyla çıkan erkekleri çok kafaya takıyor.Men have hang-ups about the men their women used to date.
Kafaya yerleştirmek ve sinyallari alabilmeye başlamak sadece birkaç dakikamızı alıyor.It only takes a few minutes to put on and for the signals to settle.
Kafa kafaya saldırılardan kaçınmaya çalışın.Try to avoid head-on attacks.
Şimdilik bunları kafaya takmayacağız.We won't worry about that right now.
Anca kafa kafaya denk geliyoruz.We barely break even.
Kafaya dikmelisiniz yalnız, bunun gibi.Have to toss it off, though. Like this.
Arada bir o parçacıklar birbirlerine isabet edecek, ve kafa kafaya çarpışma gerçekleşecek.Every so often those particles will be aimed at each other, so there's a head-on collision.
Şişeyi kafaya dik cuma akşamında benim maskemle takılır şişeden soluksuzca içerIt's interesting, how sweet, that cameras are related that way ? ?
Hollywood yıldızı, Radovan Karadziç'i yakalamayı kafaya koyan bi gazeteciyi oynayacak.The Hollywood star will be playing a reporter who sets out on a quest to capture Radovan Karadzic.
Kolodyon yaygın olarak elektroensefalografi için elektrotları kafaya yapıştırmada kullanılır.Collodion is widely used to glue electrodes to the head for electro-encephalography.
Sarı bir alın ve kafaya ve parlak turuncu bir enseye sahiptir.It has a yellow forehead and crown and a bright orange nape.
Çoğunlukla soluk turkuaz mavidir ve büyük, grimsi bir kafaya sahiptir.It is mostly pale turquoise-blue with a large, greyish head.
Atın ağlamasına ve dişlerini sıkmasına izin ver, daha büyük bir kafaya sahip olduğunda!Let the horse lament and clench its teeth, when it has a larger head!
Karaciğer şantı, toksisiteye ve kafaya baskıya neden olabilen doğuştan veya edinilmiş bir durumdur.A liver shunt is a congenital or acquired condition that may lead to toxicity and head pressing.
Orduyla kafa kafaya çarpışmaktan korkan Attasi, talepleri isteksizce kabul etti.Fearing a head-on-clash with the military, Atassi reluctantly accepted the demands.
Küçük sorunları kafaya takmamalıyız.Über kleine Probleme sollten wir hinwegsehen.
Ön yüzgeçleri kafaya yakın, sırt yüzgeçleri ise sırtın gerisindedir.Die Vorderhüfthöhlen, in denen die Vorderbeine eingelenkt sind, sind nach hinten offen.
Bugünden itibaren kendimden başkasını kafaya takmayacağım.À partir d'aujourd'hui, je ne me soucie de personne d'autre que moi.
Üstadı ile atışmayı kafaya koyar.Ses rapports avec son maître nous surprennent.
Carl von Linde, bu makineyi üretmeyi kafaya koymuştu.Carl von Linné a ensuite conservé cette appellation.
Kafaya takma bir süre sonra melankoliye dönüşebilir.Recién ahora podrás mirar la naturaleza con melancolía.
Üstadı ile atışmayı kafaya koyar.Lo empuja a su amigo a que se meta en líos.
Böyle öldürmek çok zor olacağından mecburen kafaya isabet almanız gerekir.При таком передвижении попасть в человека прямыми ударами очень сложно.
Ön yüzgeçleri kafaya yakın, sırt yüzgeçleri ise sırtın gerisindedir.Лапы овальные; на задних есть прибылые пальцы.
Ön yüzgeçleri kafaya yakın, sırt yüzgeçleri ise sırtın gerisindedir.Záda jsou prohnutá a hlava zvrácená dozadu (opistotonus).
Bu yüzden gövdeye değil kafaya her zamanki gibi.Tedy přesně naopak než bývá zvykem.
Üstadı ile atışmayı kafaya koyar.El face treaba murdară pentru șeful său.
Carl von Linde, bu makineyi üretmeyi kafaya koymuştu.Carl von Linné sai aikaan vallankumouksen kasvitieteessä.
Carl von Linde, bu makineyi üretmeyi kafaya koymuştu.Carl von Linde – opfandt mekanisk køling.
Adaleli kafaya sahiptir.Hvor syke sinn leges.
Ön yüzgeçleri kafaya yakın, sırt yüzgeçleri ise sırtın gerisindedir.第一背鰭は後方に向けて傾き、腹鰭の基底の後部に位置する。
Üstadı ile atışmayı kafaya koyar.上司に見合いを薦められている。
Ancak her zaman bir olayı kafaya takma kötü sonuçlar doğurmaz.그러나 종종 성과가 목표에 못 미치는 경우도 발생하게 된다.
Üstadı ile atışmayı kafaya koyar.Това го кара да се изправи срещу своя бивш шеф.
Ancak her zaman bir olayı kafaya takma kötü sonuçlar doğurmaz.Tačiau šie filmai ne visada pateikia laimingas pabaigas.
Özellikle kafa kafaya çarpışmalar oldukça tehlikeli sonuçlar doğurabilir.Ypač sunkiais atvejais gali būti pažeisti rankų nagai.
Ancak her zaman bir olayı kafaya takma kötü sonuçlar doğurmaz.Kahjuks alati ei ole võimalik leida perekonnas eelnevaid juhtumeid.
Alice, ne zaman bir bilim insanıyla kafa kafaya gelse, bu onu tekrar tekrar, defalarca düşünmeye itermiş.Alice가 동료 과학자들과 대면할 때면 늘, 동료들은 Alice를 생각하고 생각하고 또 생각하게 만들었다고요.
Alice, ne zaman bir bilim insanıyla kafa kafaya gelse, bu onu tekrar tekrar, defalarca düşünmeye itermiş.la faceva pensare ancora e ancora.
Alice, ne zaman bir bilim insanıyla kafa kafaya gelse, bu onu tekrar tekrar, defalarca düşünmeye itermiş.שבכל פעם שאליס הלכה ראש-בראש עם מדען עמית, הם גרמו לה לחשוב ושוב לחשוב.
Alice, ne zaman bir bilim insanıyla kafa kafaya gelse, bu onu tekrar tekrar, defalarca düşünmeye itermiş.بأنه كل مرة أليس تواجهت مع زميل باحث، جعلوها تفكر وتفكر مرة بعد أخرى.
Alice, ne zaman bir bilim insanıyla kafa kafaya gelse, bu onu tekrar tekrar, defalarca düşünmeye itermiş.彼らは彼女をひたすら考えに考えさせ続ける 「私の母は戦いが好きではありませんでした
Ama koydum kafaya.Που είσαι Αλί;