Önceleri kafamda binlerce soru dolaşırdı, ama bir senedir yanında sessizlik içinde oturuyorum.I use to have thousands of question, but I am in total silence for one year.
Kafamı sudan çıkarmadım.And I didn't take my head out.
Tabii bunun ana sebebi, iklim değişikliği sorunu ile ilgili kafamızda çok net resimlemeler var.Of course, that's mainly because climate change has good pictures.
Bunu kafamızdan yapıyor olmamız lazım.We should've been able do to that one in our heads.
Bunu kafamdan atıyorum.I'm just kind of making this up on the fly.
Bazen insanlar kafamın "vücuduma" göre çok büyük olduğunu söylerler, sonra onlara derim kiSometimes people say that my head is too big for my body, and then I say,
Kafamı karıştırdım.I was confusing myself.
"Benim gibi birine bakıp kafamdan birkaç tahtanın eksik olduğunu düşünmek insan doğasına özgü.It is human nature to look at someone like me and assume I have lost some of my marbles.
Ama "Aç," diyor, "aç ağzını!" eli kafama doğru ilerleyerek.But "Open," she says, "open up!" her hand clawing at my head.
Model ve duygular kafamızda, gerçeklik ise dış dünyada.Feeling and model in our head, reality is the outside world.
Kafamın çalıştığını duyamıyor musun?Can't you hear the wheels turning in my head?
Kafamızın içinde var olan bir merdiven metaforunu kullanıyorum.I'm offering the metaphor of a staircase in the mind.
Bugün kafam biraz meţgul. Onun için bir kez soracađým.No, today my head is a little busy
Kafam karışıyor.I'm getting confused.
"Sana verdiğimiz sözü kendi kafamıza göre bozmadık. O halkın süs eşyaları bize taşıtıldı.They replied: 'We have not failed in our promise to you through our choosing.
"Sana verdiğimiz sözü kendi kafamıza göre bozmadık.They replied, "We did not go against our promise with you out of our own accord.
Zahra'nın çabaları ve intihar protestosunu düşünüyorum, kafam karışık.Mulling Zahra’s efforts and suicide protest, I feel confused.
Kafam bir juggernaut'un lastikleriyle aynı hizadaydı egzoz dumanı yüzüme fışkırdı.My head was on a level with the top of a juggernaut's tyres, the exhaust fumes blasted into my face.
Tam o anda kafamın içinde olan buydu.It was just what was going on in my head right then.
Kafama sıkıştı.It stuck in my head."
Kafam karıştı ve umutsuzluğa kapıldım.I wound up confused and despairing.
Benim kafam karıştı.Ich bin verwirrt.
Kafam çatlayacak gibi.Als ob mein Kopf zerspringen würde.
Sana yürekten âşık olduğumda kafam çalışmayı bıraktı.Als ich mich unsagbar in dich verliebte, hat mein Verstand aufgehört zu funktionieren.
Bu düşünce sabahtan beri kafamı kurcalıyor.Diese Vorstellung geht mir seit der Früh im Kopf herum.
Biraz ormana gidip kafamı dinlemeye ihtiyacım var.Ich brauche ein bisschen Waldeinsamkeit.
Anne Kafamda Bit Var.Wie Mama mit der Nase sieht.
Perry şarkı hakkında şunları söyledi: "Aslında şarkının nakaratı uyandığımda kafamda belirdi.Perry sagte in einem Interview: „Ich bin wirklich beeindruckt vom Lied.
Telefon veya kafamdaki sesler, ikisi de aynı korku."Mit beiden Füßen am Boden und den Kopf im Universum."
Kafamda olan şey tam olarak bu değil.Ce n'est pas exactement ce que j'avais à l'esprit.
Kafamdaki bu değildi.Ce n'est pas ce que j'avais en tête.
Kafamda başka bir şey var.J'ai autre chose en tête.
Anne Kafamda Bit Var.Les gens ont de la bouillie dans la tête.
Yani, 'Bu tutar mı, kaç satar?' gibi detaylar yoktur kafamda.Pourquoi ne me réponds-tu pas ? ex. : Quante foto vuoi ?
Kafamda kesin bir imaj vardı.J'avais tout de même une intuition.
Hiç Komik Diil 2 2007 Hiç Komik Diil Kafamda Böcekler Var (2011-...)El País, 12 de octubre de 2003 "Comedias bárbaras", editadas en 2017 por Esperpento Ediciones Teatrales (
Belki kafamın içinde daha fazlasını istiyordum." sözlerini söyledi.«Quiero hacer algo más importante en mi vida», comentó.
Kafamdaki şeyler yeniden yapılandı ve bir müddet sonra çekimlere başladık.Pensé que solo estaba ayudando por un tiempo e inmediatamente volví a la minería.
Fakat, bunu kafama takmıyorum.Intento no pensar en ello.
Yani, 'Bu tutar mı, kaç satar?' gibi detaylar yoktur kafamda.Mi piacerebbe sapere se è in vendita e a quanto."
Bu, kafamdan uçup gitti.У меня это вылетело из головы.
Eş zamanlı olarak üç dil öğreniyorum ve kafam karışmıyor.Я учу три языка одновременно и не путаюсь.
Fakat, bunu kafama takmıyorum.Он у меня из головы не выходит.
Bu soru, sürekli olarak kafamda dolaşıyordu, yaşamımın büyük bir bölümünde de dolaşmaya devam etti .’Практически жили на улице — и так проводили большую часть своего времени».
Kafamda kesin bir imaj vardı.Словом, в голове моей был полный разброд.
"Hayır hocam, size ödevimi gösteremem, ben onu kafamdan yaptım...""لا آنسة سميث, لم أكتب الحل, لقد حللتها في عقلي..."
Bu film ben küçük bir çocukken bu dünyada kafamın içinde yaptığım ilk film.كان الرجل والصبي اللذان برزا على تلك الشاشة أول فيلم للصور المتحركة في العالم.
Kafamdaki şeyler yeniden yapılandı ve bir müddet sonra çekimlere başladık.أوضاعي الصحية كانت في تدهور، وأخيراً أطلقوني.
Telefon veya kafamdaki sesler, ikisi de aynı korku."Quer se trate de um telefone ou apenas pensamentos na sua cabeça, isso é outro medo".
Bu film ben küçük bir çocukken bu dünyada kafamın içinde yaptığım ilk film.Quando trabalhamos juntos foi no meu primeiro filme e eu era um garoto novo na área.
Anne Kafamda Bit Var.Aa pessoas têm mingau na cabeça.
Kafamdaki şeyler yeniden yapılandı ve bir müddet sonra çekimlere başladık."Het maken van woorden ontwaakte in ons, en we begonnen hen te maken...
Kafam karışık. Şimdi ne yapmalıyım?Ik ben in de war. Wat moet ik nu doen?
Onun hareketi kafamı karıştırıyor.Zijn activiteit brengt mij in de war.
Biraz kafam karıştı.Ik ben een beetje in de war.
Hepsini kafamdan hesapladım.Ik berekende alles in mijn hoofd.
Anne Kafamda Bit Var.На голові мали пір'я.
Bu arada bazı markaların spotları da İsviçre vurgusuyla kafamızı karıştırmadı değil.Це слово анітрохи не вказує на тотожність Шведів з нашою Руссю.
Kafamda bir vizyon var ve eğer gerçekleşirse çok memnun olacağım."Budu velmi potěšena pokud vize, kterou mám v mé hlavě, se stane skutečností."
Telefon veya kafamdaki sesler, ikisi de aynı korku."Všichni jsme perly navlečené na téže niti lásky." nebo "Moje náboženství je Láska."