kader ile cümle
kader kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Çatlak çerçevelerin kaderi budur.금간 유리는 그렇게 하는거니까요.¥
Çatlak çerçevelerin kaderi budur.Bo tak się właśnie robi z pękniętą szybą.
Çatlak çerçevelerin kaderi budur.Đó là những gì chúng ta làm với một ô cửa bị hỏng.
Çatlak çerçevelerin kaderi budur.Mert ezt szoktuk csinálni a repedt ablaküvegekkel.
Çatlak çerçevelerin kaderi budur.On en met une neuve." Puisque c'est ce que l'on fait avec une vitre fêlée.
Çatlak çerçevelerin kaderi budur.Pentru că asta e ce se face cu un geam crăpat.
Çatlak çerçevelerin kaderi budur.Perché è quello che fate con un pannello incrinato.
Çatlak çerçevelerin kaderi budur.Porque é isso que se faz com um painel rachado.
Çatlak çerçevelerin kaderi budur.Porque eso es lo que se hace con un cristal roto.
Çatlak çerçevelerin kaderi budur.To se přece s prasklým sklem dělá.
Çatlak çerçevelerin kaderi budur.Want dat doe je met een gebarsten raam.
Çatlak çerçevelerin kaderi budur.Weil man das mit einem gebrochenen Fenster macht.
Çatlak çerçevelerin kaderi budur.Бо так чинять з тріснутим склом.
Çatlak çerçevelerin kaderi budur.Защото това е, което правим с напуканите панели.
Çatlak çerçevelerin kaderi budur.Потому что так поступают с треснутыми стёклами.
Çatlak çerçevelerin kaderi budur.בגלל שזה מה שעושים עם שמשה סדוקה.
Çatlak çerçevelerin kaderi budur.لان هذا ما تفعله بالجزء المشروخ.
Çatlak çerçevelerin kaderi budur.ひびが生活には影響ないことなど考慮されません
CA: Yani demeye çalıştığın, "İran halkı, bu tahmin sizin kaderiniz, haydi gidelim."크리스: 그럼, 교수님이 하고 싶은 말씀은 "이란 국민들, 이것이 당신들의 운명입니다. 그 길로 가세요"인 것 같군요.
CA: Yani demeye çalıştığın, "İran halkı, bu tahmin sizin kaderiniz, haydi gidelim."Vậy ý ngài là, "Người Iran, đây chính là định mệnh của các bạn, hãy đi đến đó."
CA: Yani demeye çalıştığın, "İran halkı, bu tahmin sizin kaderiniz, haydi gidelim."כא: אז אתה בעצם מנסה לומר, "אנשי אירן, זהו גורלכם, בואו נלך לשם."
CA: Yani demeye çalıştığın, "İran halkı, bu tahmin sizin kaderiniz, haydi gidelim."كريس آندرسون : لطف منك محاولة قولك , " الناس في إيران , هذا قدرك , دعنا نذهب إلي هناك ."
CA: Yani demeye çalıştığın, "İran halkı, bu tahmin sizin kaderiniz, haydi gidelim."イランの人々にお伝えしたいのは イラン国民の総意は 今述べた方向を示していると思うし
Çünkü bu yaşamamız için elzem. Tek kaderi olan tek tür canlılar olarak davranmaya başlamalıyız.لأنه في المحصّلة، مفتاح نجاتنا هو البدء في التصرف على أننا عرق واحد له قدر واحد
Davis ve Hosmer kaderi.데이비스와 Hosmer의 운명.
Davis ve Hosmer kaderi.le sort de Davis et de Hosmer.
Davis ve Hosmer kaderi.los Davis i Hosmer.
Davis ve Hosmer kaderi.Osud Davis a Hosmer.
Davis ve Hosmer kaderi.Osud Davis a Hosmer.
Davis ve Hosmer kaderi.Доля Девіс і Hosmer.
Davis ve Hosmer kaderi.Судьба Дэвис и Hosmer.
Davis ve Hosmer kaderi.גורלו של דייוויס Hosmer.
Davis ve Hosmer kaderi.مصير ديفيس وHosmer.
Davis ve Hosmer kaderi.が1つあり雇い人はありませんでした。
Dedik ki kararlar kaderi şekillendirir, ki burada odaklandığım şey bu.Abbiamo detto che le decisioni danno forma al destino, che è il mio nodo cruciale qui.
Dedik ki kararlar kaderi şekillendirir, ki burada odaklandığım şey bu.Am spus că deciziile ne formează destinul, asta e ţinta mea aici.
Dedik ki kararlar kaderi şekillendirir, ki burada odaklandığım şey bu.Azt már mondtuk, hogy a döntések alakítják a sorsunkat, és én erre összpontosítok.
Dedik ki kararlar kaderi şekillendirir, ki burada odaklandığım şey bu.Beslissingen geven vorm aan je lot.
Dedik ki kararlar kaderi şekillendirir, ki burada odaklandığım şey bu.Chúng ta nói quyết định dẫn dắt số phận.
Dedik ki kararlar kaderi şekillendirir, ki burada odaklandığım şey bu.Hemos dicho que las decisiones forman el destino, que es mi enfoque aquí.
Dedik ki kararlar kaderi şekillendirir, ki burada odaklandığım şey bu.On a dit que les décisions influencent le destin, voila ce qui m'intéresse.
Dedik ki kararlar kaderi şekillendirir, ki burada odaklandığım şey bu.Povedali sme, že rozhodnutia formujú osud, na čo sa teraz sústredím.
Dedik ki kararlar kaderi şekillendirir, ki burada odaklandığım şey bu.Říkali jsme, že rozhodnutí formují osud, na co se nyní soustředím.
Dedik ki kararlar kaderi şekillendirir, ki burada odaklandığım şey bu.Ustaliliśmy, że decyzje kształtują przeznaczenie, na czym się tutaj skupiam.
Dedik ki kararlar kaderi şekillendirir, ki burada odaklandığım şey bu.Казахме, че решенията оформят съдбата.
Dedik ki kararlar kaderi şekillendirir, ki burada odaklandığım şey bu.Ми казали, що рішення визначають долю, на чому я тут фокусюсь.
Der ki, "Kaderinizi belirleyen şans değil, seçimlerinizdir.A spus, "Alegerea, nu şansa, îţi determină destinul."
Der ki, "Kaderinizi belirleyen şans değil, seçimlerinizdir.Azt mondta, "A választás határozza meg a sorsod, nem a szerencse."
Der ki, "Kaderinizi belirleyen şans değil, seçimlerinizdir.Dijo: "La elección, no el azar, determina tu destino".
Der ki, "Kaderinizi belirleyen şans değil, seçimlerinizdir.Disse: "A escolha, não a sorte, determina o nosso destino."
Der ki, "Kaderinizi belirleyen şans değil, seçimlerinizdir.Er sagte: "Wahl, nicht Zufall, bestimmt dein Schicksal."
Der ki, "Kaderinizi belirleyen şans değil, seçimlerinizdir.Ha detto, "La scelta, non il caso, determina il tuo destino."
Der ki, "Kaderinizi belirleyen şans değil, seçimlerinizdir.Han sagde, "Valg, ikke tilfælde, bestemmer ens skæbne."
Der ki, "Kaderinizi belirleyen şans değil, seçimlerinizdir.Il a dit, " Les choix, pas la chance, déterminent votre destin. "
Der ki, "Kaderinizi belirleyen şans değil, seçimlerinizdir."Keuze, niet toeval, bepaalt je lot."
Der ki, "Kaderinizi belirleyen şans değil, seçimlerinizdir."우연이 아닌 선택이 당신의 운명을 결정한다"
Der ki, "Kaderinizi belirleyen şans değil, seçimlerinizdir.Ông ấy nói:"lựa chọn, chứ không phải cơ hội, sẽ quyết định số phận của bạn."
Der ki, "Kaderinizi belirleyen şans değil, seçimlerinizdir.Είπε, "Η επιλογή, όχι η τύχη, καθορίζει το πεπρωμένο σου."
Der ki, "Kaderinizi belirleyen şans değil, seçimlerinizdir."Вибір, а не випадок визначає твою долю".
Der ki, "Kaderinizi belirleyen şans değil, seçimlerinizdir.Он сказал: "Выбор, а не шанс, определяет нашу судьбу".