kadarıyla ile cümle

kadarıyla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Stüdyodaki herkes, hatırladığım kadarıyla 30 kişi bir odada toplandık.Nous étions tous là, dans le studio, soit 30 personnes réunies dans une seule pièce.
Stüdyodaki herkes, hatırladığım kadarıyla 30 kişi bir odada toplandık.Unser gesamtes Studio, an die 30 Mitarbeiter, kam in einem Raum zusammen.
Stüdyodaki herkes, hatırladığım kadarıyla 30 kişi bir odada toplandık.Všichni jsme se sešli v jedné místnosti ve studiu, pokud si pamatuji dobře, v počtu 30 lidí.
Stüdyodaki herkes, hatırladığım kadarıyla 30 kişi bir odada toplandık.Wszyscy pracownicy studia, ze 30 osób, zebrało się w pomieszczeniu.
Tahmin edebildiğimiz kadarıyla gözlerinin bozulması, bu güneş tutulmasıyla hiç alakalı değildi.우리가 판단할 수 있는 범위에서는 일식과는 전혀 아무런 관련도 없었습니다.
Tahmin edebildiğimiz kadarıyla gözlerinin bozulması, bu güneş tutulmasıyla hiç alakalı değildi.Waarschijnlijk had het niets te maken met die zonsverduistering.
Tahmin edebildiğimiz kadarıyla gözlerinin bozulması, bu güneş tutulmasıyla hiç alakalı değildi.למיטב ידיעתנו לא היה לזה קשר עם ליקוי החמה,
Tahmin edebildiğimiz kadarıyla gözlerinin bozulması, bu güneş tutulmasıyla hiç alakalı değildi.وبقدر معرفتنا, لم يتعلق الأمر بأي شكل بذلك الكسوف الجزئي,
Tamam. Trev, anladığım kadarıyla yaşadığın kötü zamanlar olmuş.Trev, entiendo que la ha pasado mal desde hace tiempo.
tedavi başlamadan önce her zaman mümkün olduğu kadarıyla rızalarının alınmasına,à ce que l'accord du patient soit demandé chaque fois que c'est possible avant de commencer un traitement
tedavi başlamadan önce her zaman mümkün olduğu kadarıyla rızalarının alınmasına,att alltid när det är möjligt bli tillfrågad om sitt medgivande innan behandlingen påbörjas
tedavi başlamadan önce her zaman mümkün olduğu kadarıyla rızalarının alınmasına,Que se solicite su consentimiento, en la medida de lo posible, antes de iniciar los cuidados
tedavi başlamadan önce her zaman mümkün olduğu kadarıyla rızalarının alınmasına,siihen, että potilaan suostumusta kysytään aina kun mahdollista, ennen kuin hoito aloitetaan
tedavi başlamadan önce her zaman mümkün olduğu kadarıyla rızalarının alınmasına,на то, чтобы по возможности пациент давал своё согласие до начала лечения
tedavi başlamadan önce her zaman mümkün olduğu kadarıyla rızalarının alınmasına,في أن يسأل المريض دائماً عندما تكون هناك إمكانية عن موافقته قبل البدء بالعلاج.
tedavi başlamadan önce her zaman mümkün olduğu kadarıyla rızalarının alınmasına,在治疗中,患者的母语及文化背景尽可能得到重视 在进行治疗前,一定要尽可能征求患者的同意
Trev, anladığım kadarıyla yaşadığın kötü zamanlar olmuş.Trev, entendo que a sua vida seja difícil há muito tempo.
Trev, anladığım kadarıyla yaşadığın kötü zamanlar olmuş.Trev, entiendo que la ha pasado mal desde hace tiempo.
Trev, anladığım kadarıyla yaşadığın kötü zamanlar olmuş.Trev, Ich weiß dass du lange Zeit ein schweres Leben hattest.
Trev, anladığım kadarıyla yaşadığın kötü zamanlar olmuş.Trevi, jestli rozumím, žil jste nějakou dobu v drsném prostředí.
Trev, anladığım kadarıyla yaşadığın kötü zamanlar olmuş.Trev, ik begrijp dat je leven al lang niet makkelijk is.
Trev, anladığım kadarıyla yaşadığın kötü zamanlar olmuş.Trev, jag förstår att du har levt det grov ganska länge nu.
Trev, anladığım kadarıyla yaşadığın kötü zamanlar olmuş.Trev, megértem, hogy nagyon nehéz sora van mostanában.
Trev, anladığım kadarıyla yaşadığın kötü zamanlar olmuş.Trev, olen ymmärtänyt, että olet elänyt kovaa elämää jo jonkin aikaa.
Trev, anladığım kadarıyla yaşadığın kötü zamanlar olmuş.Trev, rozumiem, że żyłeś od jakiegoś czasu poza domem.
Trev, anladığım kadarıyla yaşadığın kötü zamanlar olmuş.Trev, καταλαβαίνω ότι έζησες δύσκολα τον τελευταίο καιρό.
Trev, anladığım kadarıyla yaşadığın kötü zamanlar olmuş.Трев, колико сам разумела, живите тешко већ дуже време.
Trevor, anladığım kadarıyla yaşadığın--Trevor, entendo que tenha tido uma vida dura...
Trevor, anladığım kadarıyla yaşadığın--Trevore, rozumím, že jste žil v drsném prostředí...
Trevor, anladığım kadarıyla yaşadığın--Trevor, Ich weiß dass du ein schweres Leben hattest
Trevor, anladığım kadarıyla yaşadığın--Trevor, ik begrijp dat je leven niet gemakkelijk...
Trevor, anladığım kadarıyla yaşadığın--Trevor, jag förstår att du har levt det tufft
Trevor, anladığım kadarıyla yaşadığın--Trevor, megértem, hogy nagyon nehéz...
Trevor, anladığım kadarıyla yaşadığın--Trevor, olen ymmärtänyt, että elämäsi on ollut kovaa
Trevor, anladığım kadarıyla yaşadığın--Trevor, rozumiem, że żyłeś od...
Trevor, anladığım kadarıyla yaşadığın--Trevor, usted ha estado viviendo en duras...
Trevor, anladığım kadarıyla yaşadığın--Trevor, usted ha estado viviendo en duras...
Trevor, anladığım kadarıyla yaşadığın--Trevor, καταλαβαίνω ότι έζησες δύσκολα...
Trevor, anladığım kadarıyla yaşadığın--Тревор, колико сам разумела, живите тешко...
Uçabiliyorlardı. Bunlar maymun değillerdi.. Benim anladığım kadarıyla bunlar maymundan farklı şeylerdi.- chúng biết bay! không phải khỉ, um, từ điều tôi hiểu thì hoàn toàn khác khỉ, chúng là...
Uçabiliyorlardı. Bunlar maymun değillerdi.. Benim anladığım kadarıyla bunlar maymundan farklı şeylerdi.Kun oikeastaan - mitä olen ymmärtänyt, ne poikkeavat apinoista
Uçabiliyorlardı. Bunlar maymun değillerdi.. Benim anladığım kadarıyla bunlar maymundan farklı şeylerdi.- Те са можели да летят. не маймуни, ъм, от това което разбирам, то е различно от маймуни, те са...
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.Det är det inte, och vad jag kan se så är det du som skapar problem.
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.Det er ikke en lille ting, og så vidt jeg kan se, skaber du problemer.
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.Het is niet iets kleins en voor zover ik het zie, maak jij hier een probleem van.
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.Ini bukan hal sepele. Dan sejauh yg ku lihat, kaulah yang membuat masalah.
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.Nem apróság. És ahogy elnézem, te csinálsz belőle nagy ügyet.
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.No es algo pequeño y por lo que puedo ver, Ud. crea los problemas.
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.Δεν είναι και τόσο, αλλά εσύ βλέπω δημιουργείς προβλήματα.
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.Не е дреболия, а доколкото виждам, ти създаваш проблемите.
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.Това не е нещо дребно, и доколкото мога да видя, вие създавате проблеми.
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.זה לא דבר קטן ואיך שאני רואה .את הדברים, אתה יוצר בעיות
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.ليس شيئا ضئيلا ، و كما أرى ، أنت من يخلق المشكلة
Üstelik duyduğum kadarıyla karısına da çok kötü davranmış.Si j'ai bien entendu, il a été très violent avec sa femme.
Üstelik duyduğum kadarıyla karısına da çok kötü davranmış.و لو سمعت الامر بشكل جيد كان عنيفاً مع زوجته
Ve açıkçası, biz atom ölçeğinde uğraşırken, bildiğim kadarıyla endişe ediyorum, yapabileceğim en iyi.그리고 분명히, 우리가 원자정도의 크기를 다룰 때에는 이제까지 내가 했던 것처럼, 그 방법이 내가 할 수 있는 최선입니다.
Ve açıkçası, biz atom ölçeğinde uğraşırken, bildiğim kadarıyla endişe ediyorum, yapabileceğim en iyi.Oczywiście, kiedy mówimy o skali atomów, to jest najlepsze co mogę zrobić.
Ve açıkçası, biz atom ölçeğinde uğraşırken, bildiğim kadarıyla endişe ediyorum, yapabileceğim en iyi.І, очевидно, що раз ми розглядаємо усе в масштабі атомів, я переконаний, що таке пояснення цілком прийнятне.
Ve açıkçası, biz atom ölçeğinde uğraşırken, bildiğim kadarıyla endişe ediyorum, yapabileceğim en iyi.ومن الواضح، عندما نتعامل على المستوى الذري سيكون ذلك، باعتقادي افضل ما يمكنني عمله
Ve Brezilyalı arkadaşlarımdan anladığım kadarıyla basmakalıp konuşan bir adam olduğudur.Apa yang saya pahami dari teman-teman Brazil bahwa orang ini mesin klise.

İlgili Sayfalar