kadınlara ile cümle
kadınlara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Erkeklerde, kadınlara göre 8 kat daha fazla rastlanmaktadır.Невідомо, чи з'являються які-небудь числа більш ніж вісім разів.
Cilve sadece kadınlara ait bir hal değildir.Братися за спис — не жіноча справа.
1872 yılında şehirde yaşayan kadınlara bu hak tanınmıştır.1807 року таке право жінки втратили.
Suudi Arabistan, kadınlara 2015'te oy verme hakkını vereceklerini açıkladı.2011 року було оголошено про дозвіл жінкам на участь у виборах з 2015.
1920 - ABD'de kadınlara oy hakkı tanındı.1920 získaly ženy volební právo v USA.
Engin, Türkçede hem erkeklere hem kadınlara verilen bir ad ve soyadı.Podstatná jména ve španělštině jsou pouze rodu mužského (masculino) a ženského (femenino).
Gebe kadınlara bu ilacı verirken dikkatli olunmalıdır.Těhotné ženy musí zároveň přistupovat opatrně k medikaci.
Böylece Azerbaycan, Doğu'da kadınlara oy hakkı veren ilk ülke oldu.Tím se stal Ázerbájdžán první muslimskou zemí, která udělila stejné volební pravomoce ženám jako mužům.
Ayrıca kadınlara düşkündür.Měl rád ženy.
35 yaşın üzerindeki kadınlara sigarayı bırakmaları önerilmelidir.Kvůli tomu se kombinovaná antikoncepce nedoporučuje ženám starším 35 let, pokud nepřestanou kouřit.
İş ve çalışma hayatında kadınlara yönelik negatif ayrımcılık.Druhý souvisí s nerovným postavením mužů a žen ve všech oblastech života.
III. İoannis Dukas Vatacis, daha önce yapılmamış olan kilise ve soylu kadınlara da Pronoia verdi.Dukas Vatatzes přišel s novinkou: začal udělovat pronie i šlechtičnám a církvi, což dříve běžné nebylo.
Kadındı, kadınlara karşı ayrımcılıkla savaştı.Silně se staví proti diskriminaci žen.
Kadınlara, kendileri ile ilgili en doğru kararı yine kendilerinin alabilecekleri hatırlatılır.A ctnostné ženy jsou pokorně oddány a střeží skryté to, co Bůh nařídil střežit.
Erkeklerde, kadınlara göre 8 kat daha fazla rastlanmaktadır.Muži jsou postiženi asi 4x více než ženy.
Bu liberalleşme, kadınlara verilen olanakların, erkeklere göre daha fazla olmasına yol açmıştır.Tato neviditelnost se projevuje v nastavení služeb, které jsou určeny spíše pro muže než pro ženy.
1888'de Uluslararası Kadınlar Konseyi'ni, 1904'te ise Uluslararası Kadınlara Oy Hakkı Birliği'ni kurdu.1908 – zúčastnila se mezinárodního kongresu Aliance pro volební právo žen v Amsterdamu.
Bu vakalar kadınlara karşı sık sık işlendi.Nutno podotknout, že se obětí podobných útoků stával opravdu často.
Bu şekilde kadınlara karşı olan utangaçlığını yenmiştir.Vadily jí třeba jeho opovržlivé výroky o ženách.
Kanal, kadınlara yönelik veya başrollerde kadınların olduğu programlar yayınlar.Což vyvolalo mezi lidmi otázky zda chystá kanál spíše pro ženy či muže.
San Marino'da kadınlara oy kullanma hakkı 1960 yılında verildi.Ženám bylo volební právo uděleno až roku 1948.
Cilve sadece kadınlara ait bir hal değildir.Sponzorství není jen záležitostí obchodních společností.
Kadınlara oy hakkı verildi.Za jeho panování bylo ženám přiznáno volební právo.
Kadınlara oy hakkı verildi.Femeilor li s-a asigurat dreptul de vot.
Gebe kadınlara ancak açık bir biçimde gerekliliği saptanmış vakalara uygulanmalıdır.La ceremoniile consacrate zeiței, femeile nu puteau asista decât dacă erau curate.
Suudi kadınlara yönelik muameleler "cinsiyet ayrımcılığı" ve "cinsiyet apartheidı" olarak tanımlanmaktadır.Felul cum sunt tratate femeile este considerat de unele surse drept segregare sexuală și „apartheid sexual”.
Kadınlara, kendileri ile ilgili en doğru kararı yine kendilerinin alabilecekleri hatırlatılır.Ei caută femelele numai toamna, în perioada de împerechere, când au loc între ei lupte pentru femele.
Gebe kadınlara bu ilacı verirken dikkatli olunmalıdır.În cazul cirozelor medicamentul trebuie administrat cu precauțiune.
Türk Ceza Yasası Kadınlara Neler Getiriyor?Unde se întoarce victima femeie?
Kocalarını öldürmek isteyen kadınlara zehirli içecekler satmasıyla ünlüdür.Era faimoasă pentru faptul că vindea otravă pentru nevestele care voiau să-și omoare soții.
İlk kez bir Avrupa ülkesinde kadınlara oy hakkı verilmiş oldu.A fost pentru prima oară când femeile italiene au avut drept de vot.
Uzun yıllar boyunca onun yüreğinde kadınlara karşı bir korku duygusunun oluştuğunu anlar.Remarcă că în popor persista un sentiment de frică de a-și pierde limba.
Kadınlara oy hakkının verilmesini savundu ve bu hakkı 1919'da kabul ettirdi.Legea prin care femeile pot vota, a fost adoptată in anul 1913.
1900'lü yıllarda, eşleri askerde olan çocuklu kadınlara para yardımı yapılmaktaydı.În Africa Centrală, femeile însărcinate numărau lunile de sarcina cu ajutorul lor.
Amerika'da mahkemeye intikal etmiş şiddet eylemlerinin %95'i kadınlara karşıdır.În Mexic 77% dintre cazurile de omor în care victima este o femeie rămân nepedepsite.
Britanya Hindistanı Burma: kadınlara oy kullanma hakkı tanınmıştır.1928: Marea Britanie: Este acordat dreptul deplin de vot pentru femei.
Fawcett ilerleyen dönemlerde ise Kadınlara Oy Hakkı Dernekleri Ulusal Birliği (NUWSS) başkanlığına seçildi.Votul organizației NAWSA a devenit Liga votanților de sex feminin.
Böylece Azerbaycan, Doğu'da kadınlara oy hakkı veren ilk ülke oldu.Noua Zeelandă devine prima țară din lume care garantează femeilor dreptul la vot.
35 yaşın üzerindeki kadınlara sigarayı bırakmaları önerilmelidir.A kockázat miatt ezek a szerek nem ajánlottak a 35 év feletti, dohányzó nők számára.
Kadınlara oy hakkı verildi.Ők szavazati joggal rendelkeztek.
1971 - İsviçre'de kadınlara seçme hakkı verildi.1971 – A svájci nőknek megadják a választójogot.
Genellikle dişi olanları doğum yapan kadınlara yardımcı olurlar.A nőknek általában segítségre van szükségük a szüléshez.
İş ve çalışma hayatında kadınlara yönelik negatif ayrımcılık.Közben egyensúlyban tartja munkahelyi életét és az anyaságot.
Gebe kadınlara bu ilacı verirken dikkatli olunmalıdır.A beduinok szerint gyógyhatású akkor, ha a teve gyógynövényeket fogyaszt.
Çünkü kadınlara göre, Charlie ile beraber olan her kadın bir süre sonra hayatının aşkına kavuşmaktadır.A bűbáj értelmében minden nő, aki lefekszik Charlie-val, az őutána megtalálja igaz szerelmét.
Kadınlara karşı nazik ve kibardır, Kadınlarla ilişkileri çok iyidir.A nőkkel szemben udvarias, tisztelettudó.
Erkeklerde, kadınlara göre 8 kat daha fazla rastlanmaktadır.A művészek között 8-szor gyakoribbnak látszik, mint a többi embernél.
Dünya'daki arazilerin sadece %1'i kadınlara ait.A nők mindössze 1%-án végeztek el ilyen műveleteket.
Korkaktır ve kadınlara büyük ilgi duyar.Szelíd, barátságos, és nagyon szereti a gyerekeket.
1971 - İsviçre'de kadınlara seçme hakkı verildi.1971 – Naiset saivat äänioikeuden Sveitsissä.
Ayrıca kadınlara düşkündür.Hän välittää myös ihmisistä.
Kadınlara oy hakkı verildi.Naiset saivat äänioikeuden.
İstanbul'da geçen öykülerinde ise güzel ve varlıklı kadınlara rastlanır.Bondin seikkailuihin kuuluu aina kauniita ja eteviä naisia.
ateist feminizm, kadınlara yönelik ayrımcılığın temelini dinlerde gören bir feminist yaklaşımdır.Ateistinen feminismi vastustaa uskontoa naisten alistamisen ja epätasa-arvon lähteenä.
7) Yemeye, içmeye ve kadınlara düşkün olmamak.Hän rakastaa syömistä, juomista ja naisia.
Erkeklerde testosteron seviyeleri, kadınlara göre çok daha yüksektir.Miehet ovatkin testosteronin ansiosta keskimäärin mielentiloiltaan vakaampia kuin naiset.
Finlandiya'da kadınlara oy hakkı verildi.Naiset saivat äänioikeuden Yhdistyneessä kuningaskunnassa.
Kocalarını öldürmek isteyen kadınlara zehirli içecekler satmasıyla ünlüdür.Tofana pidätettiin myrkkyjuoman myymisestä naisille, jotka halusivat päästä eroon aviomiehistään.
Kadınlara olan aşırı zaafı yüzünden başı çeşitli dertlere girer.Hänen äitinsä muodostaa tahollaan hankalia parisuhteita erilaisten naisten kanssa.
Haziran 2018'den itibaren, Suudi Arabistan'da kadınlara araba kullanma hakkı verildi.Τον Ιούνιο του 2018, οι γυναίκες έλαβαν δικαίωμα οδήγησης στη Σαουδική Αραβία.