kadınlara ile cümle
kadınlara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Çocuklara "epsilon", kadınlara "patronlar", erkeklere "köle" derdi.Kinderen noemde hij "epsilons", vrouwen waren "bazen" en mannen "slaven".
Kadınlara oy hakkı verildi.De vrouwen krijgen stemrecht.
Bu sultanların kadınlara ve içkiye düşkünlükleri de dikkat çeker boyutta idi.Was te zien in Vrouw Zijn (EO) en Koffietijd.
Erkeklerde testosteron seviyeleri, kadınlara göre çok daha yüksektir.Bij vrouwen zijn de testosteronconcentraties veel lager dan bij mannen.
Haziran 2018'den itibaren, Suudi Arabistan'da kadınlara araba kullanma hakkı verildi.In Saoedi-Arabië mochten vrouwen tot 2017 geen auto besturen.
Bu tablolarda zaman zaman poz vermiş kadınlara da rastlanır.Ook op schilderijen uit die tijd zie je vaak vrouwen met een parasol lopen.
Çünkü Clarissa erkeklerden fazla kadınlara ilgi duymaktadır.Bursitis komt meer voor bij mannen dan bij vrouwen.
1971 - İsviçre'de kadınlara seçme hakkı verildi.In 1971 kregen alle Zwitserse vrouwen stemrecht.
Bu şekilde kadınlara karşı olan utangaçlığını yenmiştir.Hij is ronduit schofterig tegen vrouwen.
Bu vakalar kadınlara karşı sık sık işlendi.Dit werd wel vaak van vrouwen verwacht.
Ayrıca, çalışan kadınlara izinli hakkı da talep edildi.Ook uitte ze zichzelf als voorstander van arbeidsmogelijkheden voor gehuwde vrouwen.
İş ve çalışma hayatında kadınlara yönelik negatif ayrımcılık.Uitzondering op het beginsel van gelijke behandeling van mannen en vrouwen op de arbeidsmarkt.
Doğan Sabancı ayrıca kadınlara mikro kredi sağlama çalışmaları yürütmektedir.Impulskrediet biedt naast microkredieten ook begeleiding aan.
"Gerçek cadılar sıradan giysiler giyerler ve tıpkı sıradan kadınlara benzerler.Normaal draagt ze eenvoudige kleding zoals voor Joodse vrouwen geldt.
San Marino'da kadınlara oy kullanma hakkı 1960 yılında verildi.Vrouwen kregen in België pas kiesrecht in 1948.
Ek bir kategori, X, ne erkek ne de kadınlara ilgi duymayanlara ayrılmıştır.Dodatkowa, ósma kategoria X oznaczała ludzi w ogóle nie zainteresowanych jakąkolwiek formą seksu.
Erkek ve kadınlara serbest ve eşit eğitim olanakları istiyoruz.Kobiety i mężczyźni mają równy dostęp do edukacji i opieki zdrowotnej.
Kadınlara oy hakkı verildi.Kobietom przyznano prawa wyborcze.
Haziran 2018'den itibaren, Suudi Arabistan'da kadınlara araba kullanma hakkı verildi.We wrześniu 2017 roku w Arabii Saudyjskiej zniesiono przepisy zakazujące kobietom prowadzenia samochodów.
35 yaşın üzerindeki kadınlara sigarayı bırakmaları önerilmelidir.Ze względu na te zagrożenia nie zaleca się stosowania ich u kobiet palących powyżej 35. roku życia.
Kadınlara seçme hakkı ilk kez 1893'te Yeni Zelanda'da verilmiştir.Pierwszym państwem, które przyznało to prawo kobietom była Nowa Zelandia w 1893 roku.
Ayrıca kadınlara düşkündür.Uwielbia kobiety.
Hemen, şimdi kadınlara acımasızca yapılan işkenceyi durdurun.Stop Przemocy Wobec Kobiet.
Aynı zamanda miras konusunda kadınlara da hak verildi.Prawa do tronu posiadały także kobiety.
Kadındı, kadınlara karşı ayrımcılıkla savaştı.Bardzo zaciekle walczyła o równouprawnienie kobiet.
Genç kız ölümden korkmaz ancak sevgilisinin, onun ölümünden sonra başka kadınlara aşık olmasında korkar.Uważam, że nieustraszone jest zakochanie się w najlepszym przyjacielu pomimo tego, że on kocha kogoś innego.
Ayrıca kadınlara ön saflarda görev verilmemektedir.Mimo to nie mianowano kobiet na stanowiska sędziowskie.
1893 - Yeni Zelanda Kolonisi, kadınlara oy hakkı tanıyan ilk ulus oldu.1893 – Nowa Zelandia jako pierwszy kraj na świecie przyznała czynne prawo wyborcze kobietom.
1933 - Türkiye'de kadınlara köy ihtiyar heyetlerine ve muhtarlığa seçme ile seçilme hakkı verildi.1934: Kobiety w Turcji otrzymały czynne i bierne prawa wyborcze.
Çünkü Clarissa erkeklerden fazla kadınlara ilgi duymaktadır.Rzęsistkowica częściej dotyczy kobiet niż mężczyzn.
Şeritlerde gösterilen diğer kadınlar, bel uzunluğu kılı olan kadınlara göre kısa saçlı.Topielice ukazywały się pod postacią młodych dziewczyn z długimi jasnymi włosami.
1920 - ABD'de kadınlara oy hakkı tanındı.1920: Kvinnlig rösträtt införs i USA.
Kralın karşı çıkmasına rağmen, Groza hükumeti toprak reformu yaptı ve kadınlara oy hakkı tanıdı.Fast kungen inte ville, genomförde Grozas regering jordreformer och kvinnlig rösträtt.
Enfeksiyon tehlikesi bulunan kadınlara, gammaglobulin uygulanmalıdır.Drabbade personer behandlas med gammaglobulin.
Kadınlara oy hakkı verildi.Denne gav kvinnor rösträtt.
Dördüncü Bölüm: Evliliğin fazileti, çocukların terbiyesi ve kadınlara karşı davranış adabı.Det fjärde området är familjeplanering, i syfte att minska antalet barn per kvinna.
Kadınlara pek çok Batı ülkesinden önce sivil eşitlik ve politik haklar verildi.Gradvis fick kvinnorna rösträtt och myndighet i många västeuropeiska stater.
Erkek ve kadınlara serbest ve eşit eğitim olanakları istiyoruz.Säkra en och god och jämlik tillgång till infrastruktur och utbildning.
1959 yılından itibaren kantonlarda kadınlara oy hakkı verilmeye başlandı.Rösträtten är sedan 1059 begränsat till kardinalerna.
Gebe kadınlara bu ilacı verirken dikkatli olunmalıdır.På grund av detta så skall man iakttaga försiktighet med piperin vid medicinering.
Bu seçimin ilklerinden biri de Tunalı Hilmi Bey'in kadınlara seçilme hakkı için öneri vermiş olmasıdır.Det andra förslaget var från Carl Lindhagen, som föreslog rösträtt för kvinnor.
Victoria (Avustralya eyaleti): Sadece beyaz kadınlara oy hakkı tanınmıştır.December – Australien inför allmän rösträtt för vita kvinnor vid nationella val.
1989 yılında kadınlara da kaymakamlık yolu açıldı.År 1981 blev även Vasaloppet tillåtet för kvinnor.
Bu vakalar kadınlara karşı sık sık işlendi.Detta ses ofta hos gravida kvinnor.
(Yerli kadınlara bu hak tanınmamıştır.) Danimarka: Sadece yerel seçimlerde kadınlara oy hakkı tanınmıştır.14 april – Danmark inför kvinnlig rösträtt vid kommunalval .
Erkeklerde kadınlara göre daha fazladır.Den är vanligare hos män än hos kvinnor.
Çünkü kadınlara göre, Charlie ile beraber olan her kadın bir süre sonra hayatının aşkına kavuşmaktadır.Precis som alla andra killar så blir Phil till slut kär.
Aynı zamanda miras konusunda kadınlara da hak verildi.Det var också avsett att skydda kvinnors rätt att ärva land.
Çünkü Clarissa erkeklerden fazla kadınlara ilgi duymaktadır.Gomspalt drabbar fler flickor än pojkar.
Ayrıca, genç erkek çocukların sevdikleri kadınlara olan söylemidir.Han vet hur det kan gå för unga vackra flickor.
Gebe kadınlara ancak açık bir biçimde gerekliliği saptanmış vakalara uygulanmalıdır.Жінкам бас подавати не прийнято (за деяким винятком).
Türk Ceza Yasası Kadınlara Neler Getiriyor?Той запитав, яке покарання несуть у них прелюбодеи.
Kadınlara oy hakkı verildi.Жінкам голосувати заборонялося.
Haziran 2018'den itibaren, Suudi Arabistan'da kadınlara araba kullanma hakkı verildi.1990—2018 — в Саудівській Аравії існувала заборона для жінок керувати автомобілем.
1917'de Geçici Hükûmet altında Rusya'da bu hak kadınlara tanındı.У 1917 році було надано виборче право жінкам у Росії.
Kadınlara seçme hakkı ilk kez 1893'te Yeni Zelanda'da verilmiştir.Першими право голосу отримали жінки Нової Зеландії в 1893 році.
1893 - Yeni Zelanda Kolonisi, kadınlara oy hakkı tanıyan ilk ulus oldu.1893 року Нова Зеландія стала першою країною в світі, яка надала рівні виборчі права жінкам.
Kadındı, kadınlara karşı ayrımcılıkla savaştı.Боролася проти дискримінації жінок.
Bu toplumlarda kadınlara erkeklerden daha çok saygı gösterilir.Багато жінок звертають більше уваги на чоловіків у формі.
Erkeklere sakal, kadınlara ise peçe zorunluluğu getirildi.У громаді чоловікам діставався наділ, а жінкам пів наділу.