kadınlar ile cümle

kadınlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Eşey kromozomları kadınlarda XX, erkeklerde XY dir.Les hommes ont des chromosomes sexuels de type XY et les femmes de type XX.
Kadınlar ve küçük çocuklar, tıpkı malları gibi yağmalanırdı.Les femmes et les enfants servaient de rabatteurs.
Kadınlar daha sonra Vali ile tanıştırılır.Par la suite, les gouverneurs ont été nommés par le roi.
O dönemdeki kadınlardan daha iyi bir eğitim aldığı için şanslıydı.L'une des femmes les mieux éduquées de son époque.
Kadınlar eğitim hakkına sahiptir.«Toute personne a droit à l’éducation.
Bu nedenle, İslam'ın gelişinden önce kadınlar tarafından oynanan rollerin tek bir tanımı yoktu.Il n'y a donc pas de définition unique des rôles et des droits des femmes avant l'avènement de l'islam.
Kadınlar kendi aralarında konuşmaya başladılar.J'aimerais que les gens discutent entre eux.
Holmes'in kurbanları daha çok sarışın kadınlar idi, fakat aralarında erkek ve çocuklar da vardı.Parmi elles, on dénombre en majorité des femmes blondes, mais aussi des hommes et des enfants.
Müslüman yerleşimciler yerel halktan kadınlarla evlendiler.Il fallait marier au plus vite les veuves et les orphelines musulmanes.
""Tuhaf" kadınların özgürleşme hikayesi".24. « La Libération de la femme ».
Küçük Kadınlar, Louisa May Alcott'un aynı adlı eserinden filme uyarlanmış bir televizyon filmidir.Film adapté d'une courte nouvelle de Louisa May Alcott.
Köyde yalnızca yaşlılar, kadınlar ve çocuklar kalmıştır.À l'époque, il n'y avait que des femmes, des enfants et des personnes âgées dans le village.
Kadınların yüzde 40'ı okur yazar .L'ISEL diplôme 40 % de femmes.
Bazı kabilelerde kadınlar, bugünün standartlarının çoğuyla karşılaştırıldığında bile eşitlerdi.Dans certaines tribus, les femmes étaient émancipées, même en comparaison avec les standards actuels,.
İlk olarak 1958 yılında erkekler için düzenlenmiş olup 1984 yılında kadınlar için de düzenlenmeye başlandı.La compétition a été créée en 1954 pour les hommes et en 1983 pour les femmes.
Çocuğu olmayan kadınlar ondan çocuk ister.Des enfants dont il n'a pas le droit (ou dont il ne veut pas) s'occuper.
Kadınlarda takım yarışması 1992, 1993, 1996, 2002, 2005, ve 2009'da yapılmamıştır.L'épreuve ne s'est pas tenue en 1992, 1993, 1996, 2002, 2005 et 2009.
Bu kadınlar hamile oldu.Celle-ci est enceinte.
Ayrıca kadınların oy hakkının genişletilmesi için de savaştılar.Elle milita aussi pour le droit de vote des femmes.
Kadınlarda etkinliğin 11., erkeklerde 23. yılıdır.L'âge maximal observé est de 11 ans pour les mâles, 23 ans pour les femelles.
Onun döneminde Afganistan'da kadınların çalışması yasaklandı, kız çocuklarının eğitim görmesi engellendi.Durant son enfance, l'éducation des femmes était interdite et elle ne put étudier.
Mayıs 1943'te, savaş için eğitim veren Merkezi Kadınlar Sniper Eğitim Okulu'na kaydoldu.En mai 1943, elle intègre une école de femmes-soldates où elle reçoit une formation de sniper.
Öyle ki, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere insanlar kurban edilmekteydi.Question : Avant, comment les femmes et les enfants étaient-ils exécutés ?
Kadınlar çalışma ve maaş alma hakkına sahiptir.Les femmes réclament le droit au travail et l'égalité des salaires.
Artık o küçük düşürülmüş kadınların intikam iblisidir.Elle est l'actuelle dirigeante des Vengeurs.
Kadınların yaşam koşullarını düzeltmek için çaba harcadı.Elle travaille aussi à l'amélioration des conditions de vie des femmes.
1869 yılında John Stuart Mill The Subjection of Women (Kadınların Köleleştirilmesi) kitabını yayınlamıştır.En 1869 John Stuart Mill écrit et publie un essai intitulé The Subjection of Women .
Erkekler ve kadınların yarışma takvimi oldukça benzerlik göstermekteydi.Autre fois, les chaussures des hommes et des femmes étaient relativement semblables.
Kadınlar ise ancak 30 yaşından sonra oy kullanabilecekti.On ne devait y admettre que des femmes avant l'âge de trente ans.
Van Gogh Müzesi, Amsterdam Etten'deki Bahçenin Anısı (Arles Kadınları), Kasım 1888.Van Gogh, Souvenir du jardin à Etten (Femmes d'Arles), 1888.
Bunun üzerine kadınlar silahlanmıştır.La plupart sont armés.
Aynı zamanda kadınlarımızın sosyal gelişimleri mümkün olacaktır.L'Évolution sociale de la femme.
Bu yasa ile kadınların sadece ev işleri ile uğraşması amaçlanmıştır.Cette loi ne vise que le travail des femmes.
Kadınlarda soyadı kullanımı genelde ataya, babaya veya eşe bağlı olarak değiştiği gözlemlenmiştir.Généralement, on les identifiait en faisant référence à la profession occupée par leur mari ou par leur père.
Ayrıca ortak en zayıf noktaları kadınlardır.Sa seule faiblesse apparente est les femmes.
(Yerli kadınlara bu hak tanınmamıştır.) Danimarka: Sadece yerel seçimlerde kadınlara oy hakkı tanınmıştır.20 avril, Danemark : les femmes obtiennent le droit de vote aux élections communales.
Mahzene kiliseni icinde dua eden kadinlarin koro sesleri duyulur.Écoute la prière que ton serviteur fait en ce lieu.
En yaygın bayrak yarışları hem kadınlarda hem erkeklerde 4x100 metre ya da 4x400 metrede yapılır.Pour la première fois dans une compétition, quatre femmes franchissent 4,80 m ou plus.
Ordu içinde kadınlar da bulunmaktaydı.Femmes dans l'armée.
Erkekler Kadınlar Kadınlar Kadınlar ErkeklerGirls Girls Girls The Girls Girl
Kadınların tamamı köle de değil Gorda.Ces femmes ne sont pas des esclaves sexuelles, ce sont des esclaves tout court.
Umutsuz Ev Kadınları dizisinin ikinci sezonu.Article détaillé : Saison 2 de Desperate Housewives.
Kadınlar da Savaşı Yitirdi gibi oyun çevirileri yaptı.Les alliés indiens avaient également abandonné le combat voyant la guerre perdue.
Erkeklerde ve kadınlarda hemen hemen aynı oranlarda görülür.On trouve parmi eux des hommes et des femmes de toutes conditions.
Oyunda kadınlar, erkekler ve çocuklar tarafından hep beraber oynanabilir.Dès le début, tout le monde peut y adhérer hommes, femmes et enfants.
1917'de Geçici Hükûmet altında Rusya'da bu hak kadınlara tanındı.Le droit de vote des femmes a été introduit en Russie en 1917.
Gebe kadınlara ancak açık bir biçimde gerekliliği saptanmış vakalara uygulanmalıdır.D'ailleurs, il ne soigne que les femmes (pour les tripoter).
(Heteroseksüel ve lezbiyen kadınlar arasında bir fark bulunamamıştır.)(Il y a une seule et unique différence entre les exemplaires masculin et féminin...)
Bunların %50.5'ini kadınlar oluşturmaktadır.Les femmes représentent 50,5 % de la population.
Türk Ceza Yasası Kadınlara Neler Getiriyor?Comment la justice des hommes traite-t-elle le viol?
Ama esas istediği bu zengin kadınlarain servetleridir.Scott visait spécialement les femmes riches.
Titian'ın kadınları peridir.Las albadas de Titaguas.
ABD'deki ilk kadın kolejlerinin kurulmasıyla, kadınlar da okuma hakkını kazandı.Depuis que les premiers colleges (universités) pour femmes sont fondés aux États-Unis, elles peuvent étudier.
1795 - Fransa'da kadınların toplantılara katılması yasaklandı.1795 - France : les femmes sont exclues de la vie politique.
Kadınlar ayrıca balıkçılık yapan erkeklere ağları tamir ederek yardımcı olurlardı.Elles pouvaient également aider au pagayage des canoës pour la pêche.
Başlangıçta bu törenlere sadece kadınlar katılabiliyordu.Seules les femmes prenaient part à ces fêtes.
Erkeklerin girip çıkabildikleri bölüme selamlık, ailedeki kadınların yaşadığı bölüme de harem/haremlik denir.Les adorateurs de la divinité se travestissent, les hommes s'habillent en femme et les femmes en homme.
Ayrıca kadınların seçme hakkı ilk adımda tam olarak emansipasyon olarak görülmekteydi.De même la détermination de l'heure des salat s'est d'abord effectuée de manière empirique.
Kadınlarda ise 57 kiloda Sinem Uğurlu altın madalya kazandı.Cinquante-et-un nageurs ont obtenu au moins une médaille.
Hemen hemen hiç sözel becerileri yoktur ve kadınların %50’si yürüyemez.Néanmoins, « plus de 70 % des ultra-orthodoxes hommes et environ 50 % des femmes ne sont pas employés ».

İlgili Sayfalar