kadınlar ile cümle

kadınlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kadınlar kategorisinde çeşitli yaş gruplarında sekiz kez Avusturya şampiyonluğu kazandı.Er wurde achtmal Österreichischer Meister in unterschiedlichen Altersklassen.
Kadınlar için normal elbise, eldiven, çorap, ayakkabı caizdir.Das Material der Handschuhe und der Strümpfe ist gleich.
Böylece kadınlar seçme ve seçilme hakkına sahip oldular.Somit konnten nun auch Frauen wählen und gewählt werden.
10 Nisan - Japonya'da kadınlar ilk kez oy kullandı.10. April: In Japan finden Unterhauswahlen statt; erstmals sind auch Frauen wahlberechtigt.
Kadınlar parfüm ve kurdelalar satarlardı.Frauen und Männer zogen Leggings und Mokassins an.
Ben bunca senelik hayatımda çok kadınlar gördüm.Sie sind für viele Leute über die ganzen Jahre sehr wichtig gewesen.
Diyabetli kadınlarda sıkça Candida vajiniti olur.Es kommt bei Männern oftmals zur postkoitalen Müdigkeit.
Kadınlar ilkönce gönülsüz davransalar da Lysistrata’nın planını benimser, onu gerçekleştirmeye ant içerler.Als die Mehrheit von ihnen seinem Plan begeistert zustimmen will, greift Lysistrata ein.
1920 - ABD'de kadınlara oy hakkı tanındı.Seit 1920 hatten Frauen in den Vereinigten Staaten das Wahlrecht.
Cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi.Verbessern des Geschlechterverhältnisses und Fördern von Gleichberechtigung.
1992 yılında ise kadınlara özel birlikler lağvedilmiş, kadınlar erkeklerle eşit şartlarda kabul edilmiştir.Frauen konnten unter gleichen Voraussetzungen wie Männer zugelassen werden.
Beni Müstalik Kadınları ve çocukları esir düştü.Es beherbergt weibliche und männliche Gefangene.
Üfürükçülük yapar, Evde kalmış yaşlı kadınların kısmetini açar.Maßnahmen zur Prävention von Stürzen bei älteren Menschen, die zuhause leben.
Disk erkeklerde 2 kg, kadınlarda 1 kg ağırlığındadır.Disken wiegen heute für Männer zwei Kilogramm, für Frauen ein Kilogramm.
Aynı zamanda her ikisi de kadınların sadakatsızlığı yüzünden bunun ortay çıktığına inanmışlardır.Wegen dieser Zerstreuungen halten ihn beide Frauen für untreu.
Daha sonra I. İbrahim'ın başka kadınlardan da çocukları oldu.Danach wechselten sich mehrere von Iltutmischs Söhnen ab.
Kadın futbolu, kadınlar tarafından gerçekleştirilen futbol karşılaşmaları için kullanılan tabir.Frauenfußball bezeichnet die Sportart Fußball, wenn sie von Frauen ausgeübt wird.
Masa tenisi oyuncu Priscilla Tommy açılış töreni sırasında ülkenin bayrağını taşıdı Kadınlar'Die Tischtennisspielerin Priscilla Tommy trug die Flagge Vanuatus während der Eröffnungsfeier.
Savaş koşulları İsviçre'ye gidebilecek kadınların sayısını sınırladı.Es handelt sich dabei um die Möglichkeit einer Kontingentierung der Einwanderungen in die Schweiz.
O ikisi kendi kadınlarını ise evde sakladılar.In ihrer Wohnung kommt es zwischen den Beiden nun doch noch zum Äußersten.
Kaçırdığı kadınları tutsak edip evlendiğine inanılır.Dabei ergriffen sie alle unverheirateten Mädchen, derer sie habhaft werden konnten.
Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir.Mann und Frau haben gleiche Rechte.
Bikini, kadınlar için tasarlanmış, yüzmede kullanılan bir mayo türüdür.Ein Tankini ist ähnlich wie ein Bikini eine Badebekleidung für Frauen.
2018 Kadınlar Şampiyonası Gstaad, açık toprak tenis kortlarında oynanan bir kadın tenis turnuvasıdır.Das Ladies Championship Gstaad 2018 war ein Damen-Tennisturnier in Gstaad.
İslam dininde kadınların tesettürlü ve gösterişsiz giyinmesi gerekir.Alle Bürokräfte dürfen und sollen sich zwanglos kleiden.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi Nisan 2011'de kadınlar ve erkeklerde halfpipe dalı yarışlara eklendi.Es fanden 2011 sechs Rennen über die Olympische Distanz für Männer und Frauen statt.
"Dünyanın tarihini yazan kadınlar!Ihre Aussage von 2003 „Es sind die Frauen, die die Geschichte der Welt schreiben!
Sonraki maçta Asuka, NXT Kadınlar Şampiyonluğu kemerini Ember Moon'a karşı savundu.Wiederum anschließend verteidigte Asuka ihre NXT Women’s Championship gegen Ember Moon.
Sadece kadınlar tarafından gerçekleştirilir.Sie werden nur vom Weibchen geführt.
Özellikle de kadınlarla ilgili çalışmalar yürüttü.Sie wurde vornehmlich von Frauen betrieben.
Özellikle kadınların bu sahadaki faaliyetleri çok büyük rağbet görmektedir.Vor allem die Frauen hatten ein großes Vergnügen an der Sache.
Ailevi sorunlarına çözüm bekleyen kadınlar sık sık kapısını çalmaktadır.Frauenrechtlerinnen und Kastengegnern sind seine Vorschriften oft ein Dorn im Auge.
Burada öğrendik ki, kendisi aynı zamanda olgun kadınlarla ilişkiye girmekte zorluk çekiyormuş.Mit der Zeit wurde ihr bewusst, dass sie sich zunehmend zu Frauen hingezogen fühlte.
Edward'ın değişik kadınlarla ilişkilerinden birkaç gayrimeşru çocuğu da olmuştur.Edward hatte mehrere Affären mit anderen Frauen.
2001'den bu yana kadınlar da yasal herhangi bir sınırlama olmaksızın orduya katılabilmetedir.Seit 2001 haben auch Frauen uneingeschränkten Zugang zum Dienst in den Streitkräften.
Artık o küçük düşürülmüş kadınların intikam iblisidir.Sie wollte Rache für die erlittenen Demütigungen üben.
Erkek iç giyiminde, kadınlarınkinden farklı olarak göğnek boyları kısadır.Im oberen Teil enthalten sie jeweils männliche, im unteren Teil weibliche Blüten.
Müstakbel eşini faziletli kadınlar arasından seçecektir.Sie wird unter den Ortsbewohnern als seine künftige Ehefrau gehandelt.
5 Aralık 1934'te 2598 sayılı kanunla kadınlara da seçme ve seçilme hakkı verildi.Am 11. Dezember 1934 bekamen Frauen durch das Gesetz Nr. 2599 das aktive sowie passive Wahlrecht.
1993 yılında Amerika'nın Ulusal Ünlü Kadınlar Koridoru'na (National Women's Hall of Fame) kabul edildi.1993 wurde sie außerdem in die amerikanische National Women’s Hall of Fame aufgenommen.
1957 - Evli Kadınların Uyrukluğu sözleşmesi imzaya açıldı.1954 Das Beschäftigungsverbot für verheiratete Frauen im öffentlichen Dienst wird annulliert.
Şehirli kadınlar maşlahı daha çok sabahlık olarak giyerlerdi.Die Vornehmen der Stadt ritten festlich gekleidet.
Nüfusun yaklaşık olarak %51,5'ini kadınlar oluşturmaktadır.Etwa 51,5 % der Bevölkerung ist weiblich.
Her sene Çin'de kadınlar, erkeklerden daha fazla sayıda intihar etmektedir.So sterben in Australien jedes Jahr mehr Menschen durch Seewespen als durch Hai-Angriffe.
1904 yılında Berlin’de kadınların oy hakkı için bir dünya federasyonu kurulmuştur.1904 gründete sich in Berlin der Weltbund für Frauenstimmrecht (engl.
Bayan, kadınların ad veya soyadlarının önüne gelen bir saygı sözcüğüdür.Adi ist ein männlicher oder weiblicher Vorname bzw. Familienname.
(O zamanlar millî seferberlik yüzünden kadınlarda askerdeydi.)(Die Polizei war damals militärisch organisiert.)
Böylece başı derde girmiş kadınların dostu olarak tanınmaya başlandı.Damit kam sie als Ehefrau für standesgemäße Männer nicht mehr in Frage.
Kendisinin kadınlara oy kullanma hakkına ilişkin ilk konuşması ise 1868 yılında gerçekleşti.Ihre erste Rede über das Wahlrecht für Frauen hielt sie im Januar 1868 in Des Moines.
Caminin kadınlar derneği olarak kullanılan müştemilatı.Ein Projekt zu den Frauengestalten Schillers.
Ordu içinde kadınlar da bulunmaktaydı.Auch innerhalb der Armee gab es Unruhe.
Evlenmiş kadınlar mülk sahibi olamazdı, ki onlar zaten kocalarının mülküydü.Die Ehe wurde dank einer Schlange, die zwischen sie ging, nicht vollzogen (Siehe Geschichte von Auge).
Erkeklerde kadınlardan bir miktar daha fazla görülür.Es wurden deutlich mehr Männer als Frauen gefunden.
Kadınlar giderken, bir erkekle karşılaştıkları zaman, o erkek oradan geçmeden kadın onun önünden geçmez.Wenn er beim Ablauf des Fluches ein Mensch sei, so werde er dies solange sein, solange er nicht geküsst werde.
Kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha fazla rastlanır.Männer sind zwei-bis dreimal häufiger betroffen als Frauen.
Ay halinde kadınlardan uzak durun.Die Frauen müssen in der Stadt zurückbleiben.
Nasıl bu kadınlar?Was machen die Mädchen?
Kadınlardan biri parlak yeşil elbise içindedir ve saçları turuncudur.Eine Frau mit rotem Kleid und hoch gesteckten Haaren sitzt im Gras.
30 12 Türkü ve Romans, Kadınlar korosu için op.42 Nr. 3 nach Ossian Zwölf Lieder und Romanzen für Frauenchor op.
İsyana katılan kadınlar, kendi ailelerinden kopmak zorundaydı.Frauen, die sich ansteckten, müssten das Bordell verlassen.

İlgili Sayfalar