kadınlar ile cümle

kadınlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
14. yüzyıldan 1524'e kadar "Gotshus zu Frowenmünster" (Kadınlar Kilisesi) şeklinde kullanılmıştır.Vom 14. Jahrhundert bis 1524 wird die Bezeichnung Gotzhus zu Frowenmünster gebräuchlich.
Okuma-yazma bilmeyenlerin çoğunluğunu yaşlılar ve kadınlar oluşturmaktadır.Ein Großteil von ihnen hat einen vorangestellten Artikel i (maskulin) oder e (feminin).
Nietszche'nin kadınlardan nefret etmesinin sebebi olarak gösterilir.Fausto kann allem Anschein nach die Anwesenheit von Frauen riechen.
Ancak tarım gibi diğer işlerde de kadınlar çalıştırıldı.Bei der Firma wurden ebenso wie bei einzelnen Bauern Zwangsarbeiter beschäftigt.
Sinemada çok sayıda filmde kadın kılığına girmiş erkekler veya erkek kılığına girmiş kadınlar olmuştu.In vielen Filmen spielte sie eine Frau, die sich als Mann verkleidet.
Madonna pirsing: Çoğunlukla kadınlar tarafından seçilen, üst dudağa yandan takılan pirsing.Das Madonna-Piercing wird meistens von Frauen getragen und ist seitlich oberhalb der Oberlippe positioniert.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Auch seine Freundschaften zu Mädchen sind von Lügen geprägt.
Friedan, kadınların kurtuluş çabalarında erkeklerin etkin olmaları gerektiğini inandı.Friedan war der Ansicht, Männer sollen aktiv in die Emanzipationsbestrebungen von Frauen einbezogen werden.
Kadınlar, erkeklere göre daha şiddetli hastalanırlar.Männer erkranken außerdem schwerer als Frauen.
Kadınların özellikle hadis ilmine yöneldiği görüldü.Besonders von Frauen wurde erwartet, dass sie ihre Trauer öffentlich zeigten.
Kadınlar, Sanat ve Toplum.Frauen, Kultur und Gesellschaft.
Kadınların dans ederken kullandıkları çizmeleri de boncuk işlemelidir.Der Tanz wird mit Stiefeln getanzt, die Frauen tragen Röcke.
Kadınlar da erkekler gibi, hükmü kesin olan bu yasalara bağlı olacaktır.Die Frauen sind wie die Männer diesem unerbittlichen Gesetz unterworfen.
Modelleri esas olarak kadınlardır.Ihr Lieblingsmotiv sind Frauen.
35 yaşın üzerindeki kadınlara sigarayı bırakmaları önerilmelidir.Die Teilnehmer sollen das 35. Lebensjahr nicht vollendet haben.
Tecavüze uğrayan kadınların sayısının 200’ü aştığı tahmin edilmektedir.Die Zahl der vergewaltigten Frauen wird auf bis zu 200.000 geschätzt.
Kız çocuklarının babalarına, kadınların ise eşlerine hizmet etmesi gerekirdi.Auch betreute sie die Kinder von Müttern, die arbeiten mussten.
Ayrıca kadınlara düşkündür.Er wird auch von den Frauen gemocht.
Kadınların tamamı köle de değil Gorda.Du bist nicht allein, Sklave!
Kadınların yüzsüz maskeleri (ellangualek arnartaq yurarcuun) de vardır.Die weiblichen Zapfen stehen an den Enden kurzer Triebe.
Onlar kadınlarla nefilimler doğurdu.Die Männchen befruchten die Weibchen.
Menoraji yaşayan kadınlar ise demir eksikliğine karşı daha hassastır.Die Prachteiderente ist verglichen mit der Eiderente weniger ruffreudig.
HPV aşısının lisansı 9-26 yaşlar arasındaki genç kızlara ve kadınlara yapılmak üzere alınmıştır.Damit ist die Finanzierung der HPV-Impfungen bei Mädchen zwischen 9 und 14 Jahren gesetzlich verankert.
Kadınların fendi sonunda galip gelmiş olur.Diese sollen dann die Ehefrauen der Wärter erhalten.
Bu katliamdan erkekler, kadınlar ve çocuklardan kurtulan olmadi.Während der Massaker werden auch Frauen und Kinder nicht verschont.
Milley's Hospital: 1504'te kadınlar için hastene olarak bina edilmiştir.Milley's Hospital stammt von 1504 und war ein Frauenkrankenhaus.
Engin, Türkçede hem erkeklere hem kadınlara verilen bir ad ve soyadı.Alle nicht-vererbbaren Titel können in Malaysia sowohl an Männer als auch an Frauen verliehen werden.
Şort (boxer/boksır) kadınlar ve erkekler tarafından da kullanılabilir.«Die Bäder (…) werden von Männern und Frauen gemeinsam benutzt.
İlk kez bir Avrupa ülkesinde kadınlara oy hakkı verilmiş oldu.Erstmals in Europa wurde auch Frauen das Wahlrecht eingeräumt.
Kadınları şalvar giymekte ve başlarına çember denilen yazma örtmektedirler.Ein Handbrevier für Hochstapler und solche, die es werden wollen.
Vişne Bahçesi Kadınlar.In: Garten der Frauen.
Ressamlar ve Kadınları.Dichter und Frauen.
Doğum yapan kadınlarda bebeklerini ilk kez bulak suyu ile yıkarlar.Bei dieser Feier gaben die Jungen ihr Kinderspielzeug auf und wurden zum ersten Mal rasiert.
1869 yılında John Stuart Mill The Subjection of Women (Kadınların Köleleştirilmesi) kitabını yayınlamıştır.John Stuart Mill schickte ihr 1868 seinen Brief an die russischen Frauen: The Subjection of Women.
Aile öyküsünde akciğer kanseri bulunan kadınlarda risk 5-7 kat artmaktadır.Gegenüber der Normalbevölkerung ist die Krebserkrankungswahrscheinlichkeit um den Faktor drei bis fünf höher.
Örgütün birinci amacı kadınlar için tüm siyasi hakları elde etmekti.Ihr Ziel war die Erlangung der vollen Bürgerrechte für alle Frauen.
En sonunda 1908’de Prusya’da kadınların üniversiteye kayıt yaptırmalarına izin verilmiştir.1908 wurde den Frauen das Studium in Preußen allgemein erlaubt.
2010 ve 2011 yıllarında Avusturya Kadınlar Şampiyonası'nı kazandı.2010 und 2011 gewann sie die Österreichische Staatsmeisterschaft der Frauen.
Bazı kadınlar kendi bezlerinin pedlerini yaparlar.Manche Frauen stellen ihre eigenen Stoffbinden her.
Ancak başka kadınlardan on çocuğu olduğu sanılmaktadır.Zu den Dingen die der Frauen zuzuordnen waren gehören zehn Sicheln.
Yaz mevsiminde kadınlar tarla ve bahçelerde çalışır.Da man die Zuarbeit der Kinder im Sommer für Arbeiten im Hof und auf dem Feld brauchte.
En yoğun ölüm oranı kadınlarda 30-35 yaş, erkeklerde ise 35-50 yaş aralığındadır.Die maximale Lebensdauer der Weibchen liegt bei etwa 35 und die der Männchen bei 35 bis 40 Jahren.
Geçmiş dönemlerde kadınlarda soyadı kullanımı kısıtlı olmuştur.Beruflich nutzt sie jedoch derzeit noch ihren Mädchennamen.
Nüfusun büyük çoğunluğu çocuklar ve kadınlardı.Ein Großteil der Flüchtlinge waren Frauen und Kinder.
Kadınlar ve etnik azınlıklar kamu sektöründe ayrımcılığa maruz kalmıştır.Frauen sowie ethnische Minderheiten werden nun mehr in die Politik eingebunden.
Bu dans genellikle kadınlar tarafından yapılır.Die Taschen werden meistens von Frauen angefertigt.
Ayrıca, çalışan kadınlara izinli hakkı da talep edildi.Zudem wurde gleicher Lohn für Frauenarbeit gefordert.
Fakat bu hak, öncelikle çirkin ve yaşlı olan bütün kadınlarla yatmak önkoşuluna bağlıdır.Es handelt sich zumeist um Alltagsfashion, die sich an selbstbewusste, elegante Frauen jeden Alters richtet.
Ancak kadınlar feminizme bakış açıları erkekler gibi değildi.Die allgemeine rechtliche Situation von Frauen entsprach nicht derjenigen der Männer.
Son zamanlarda kadınlar için de tasarlanmışdır.Es finden seit einiger Zeit auch Frauenkämpfe statt.
Kadınlar, çocuklar, yabancılar ve esirler vatandaş sayılmazdı.Frauen, Kinder, Fremde oder Sklaven waren nicht zugelassen.
Kendisi, ölümünden sonra Amerika Ünlü Kadınlar Müzesi'ne (U.S. National Women's Hall of Fame) alınmıştır.Einen Tag vor ihrem Tod wurde sie in die National Women’s Hall of Fame aufgenommen.
Bu dergideki yazılarında kapitülasyonların kaldırılması, kadınların özgürleştirilmesi fikirlerini savundu.Jedenfalls scheint der Umzug gemäss Stiftungsbuch die Frauen entzweit zu haben.
1915 yılında Danimarka anayasasının değişmesi ile de kadınların seçme hakkı Danimarka’da kabul edilmiştir.Außerdem wird an die Einführung des Frauenwahlrechts in Dänemark im Jahre 1915 erinnert.
Ayrıca ortak en zayıf noktaları kadınlardır.Kleinste Einheiten der Gesellschaft waren die Familien.
Kadınlara oy hakkı verildi.Auch wurde Frauen das Wahlrecht gewährt.
Birçok durumda özellikle kadınların yaşamına eğilmişti.Dargestellt wurden in besonders großer Zahl Szenen aus dem Leben der Frauen.
Zulma ona bunun kadınların bir ortak sorunu olduğunu söyler.Girlfriend beschreibt das Gefühl eine weibliche Partnerin zu haben.
Katledilenlerin içinde kadınların da olduğu görülmüştür.Seine Helfer waren ebenfalls Hinterbliebene der ermordeten Frauen.
Kadınların IPAH’lı olma olasılığı erkeklerin neredeyse 3 katıdır.Das Missbrauchsrisiko für Mädchen ist dreimal höher als für Jungen.

İlgili Sayfalar