kadınların ile cümle
kadınların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
1957 - Evli Kadınların Uyrukluğu sözleşmesi imzaya açıldı.1957 Convention on the Nationality of Married Women 5.
“Kadınların Insan Hakları: Uluslararası Standatlar, Kazanımlar, Sorunlar.”"Women's Colleges in the United States: History, Issues, and Challenges".
İşte size, dünyanın en güzel kadınlarından birinden bir parça bedava nasihat.So, there you have some free advice from one of the most beautiful women on earth.
O zeka alay etmek için kullanılan Kadınların, ama onu bunu yapmak duymamış geç.He used to make merry over the cleverness of women, but I have not heard him do it of
Çinli ve Hintli kadınların okur yazarlık oranlarındaki fark oldukça keskin.The contrast in literacy rates is especially sharp between Chinese women and Indian women.
Diğer bir deyişle, kadınların çocuk sahibi olmayı istemeye zorluyorlar.In other words they're trying to make women believe in having children.
Diğer seyyar satıcı kadınların harem gibi yaşıyor.Other travelling salesmen live like harem women.
Vanity bir iştahlılık sadece kadınların halk 'inci', "Makin."Makin' up to th' women folk just for vanity an' flightiness.
Açıkçası sizi yanıltan şey, kadınların da insan olduğu gibi yanlış bir düşünceYou clearly have been mislead by the notion that women are people too.
Kadınların tecavüzü yaygınlaştırmasının bir başla şekli de gece geç saatlere kadar çalışmak.Another way women shamelessly propagate rape is by working late into the night.
Kongreye seçilmiş, kadınların pek de yer amadığı bir dönemde.She was a congresswoman when there weren't very many congresswomen.
Vanity Fair dergisinin editörü olmuş, döneminin fenomen haline gelmiş kadınlarından.She was editor of Vanity Fair, one of the great phenomenal women of her day.
Hatta daha sonra sadece kadınların halk arasında geçti.Even then it was only credited among the women folk.
Elektrik, aynı zamanda kadınların özgürleştirilmesinde de çok yardımcı oldu.Electricity was also very helpful in liberating women.
20. yüzyıla geçmeden önce Kadınların başka bir problemi daha vardı.Back before the turn of the century, women had another problem.
Birlikte çalıştığımız kadınların kişilik ve karakterlerini yakalıyoruz.We really catch the personality and character of women we are working on.
2011 yılında hala daha kadınların hikayelerinin anlatılmamış olabileceğini hiç düşünmezdim.I just didn't think that in 2011, women would still be in that category.
Anatomik açıdan düzgün olan kadınların hepsinde de dekolte kırışıklıkları görülebilir.All anatomically well endowed women at some time develop cleavage wrinkles.
O kadınların en güzel yüzü var ve zihnin en kararlı erkekler.She has the face of the most beautiful of women, and the mind of the most resolute of men.
O kadınların akıllılık içinde neşeli yapmak için kullanılan, ancak ben onu yapmak duymadım geç.He used to make merry over the cleverness of women, but I have not heard him do it of late.
"Orada kadınların evde olsaydı, ben sadece kaba bir şüphe olması gerekir entrika."Had there been women in the house, I should have suspected a mere vulgar intrigue.
Sonuçta, sadece 20 yıldır kadınların maraton koşmasına izin veriliyor.So it's only been 20 years that women have been allowed to run the marathon.
Kadınların günlerce, haftalarca, aylarca vajinalarına bakmadıkları olur.Women go days, weeks, months, without looking at it.
Tüm bu kadınların saldırıya uğramış olduğu bilgisiyle neler yapabiliriz?"What could we do with this information that all these women are being violated?"
Bu da kadınların yaşantısını anlamada güçlük yaratıyor.This makes constructing the lives of women difficult.
Yunan kadınlarının aksine,Unlike women in Greece,
Sordu ki, kadınların dişi normlarına uyması için ne yapmaları lazım?He asked, what do women need to do to conform to female norms?
Size kadınların ekonomiye ve topluma ne kadar önemli olduğunu anladığım zamanı anlatmak istiyorum.And I want to tell you when I first realized that women matter to the economy and to the society,
Vali Romney, kadınların gelir eşitliği konusu?Governor Romney, pay equity for women?\
Şimdi, kadınların işyerinde başarılarını etkileyen başka konular da var.Now, there are some other issues that have a bearing on how women succeed in the workplace.
Kadınların ihtiyacı olan destek bu değil.That\'92s not the kind of advocacy that women need.
Ve kadınların ne derece verimli çalıştıklarını da etkiliyor.And it makes a difference in terms of how well and effectively women are able to work.
Ben kadınların bizi nasıl kurtardığıyla ilgileniyorum.I am interested in how women are saving us.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)They wiped her bindi off her forehead.
Merkezime haftada 2 defa gelmeye başladı çünkü kadınların camiye gitme izni yok.He began to come twice a week to my center because women could not go to the mosque.
Sakena, Afganistan'da kadınların eğitilmesinin tehlikeli olduğu zamanlarda öğretmenlik yapıyor.Sakena is a teacher at a time when to educate women is a dangerous business in Afghanistan.
Benim açımdan en etkileyici olan, yine bu defa da kadınların mevcudiyeti.What was most significant for me was, once again, the presence of the women.
Güzel kadınların tatlı tenleriyle yumuşacık bedenleri.The soft bodies of beautiful women with luscious skin.
Kadınların o masaya oturmalarını sağlamamız lazım.We've got to get women to sit at the table.
Yani kadınların iki ya da üç işi varken, erkeklerin bir tane.So she's got three jobs or two jobs, and he's got one.
Bu A tipi kadınların olduğu bir salon.This is a room of type-A women.
Bu oda uyku bozukluğu çeken kadınların salonu.This is a room of sleep-deprived women.
Şafakta, mahkum erkek ve kadınların karaya çıkmaları için emir verilir.At first light, the order is given for the convict men and women to disembark.
Kadınların eşit haklara sahip olmadığı, oy veremedikleri bir zaman vardı.People who happened to be women didn't have the same rights, couldn't vote.
Savaşların ortasında hayatın devam etmesini sağlayan kadınların hikayelerini kaçırıyoruz.We are missing stories of women who are literally keeping life going in the midst of wars.
Çok enfekte olan ülkelerde genç kadınların hastalık oranı genç erkeklere göre çok daha fazla.We see higher rates in younger women than younger men in many of these highly affected countries.
Çiftçi kadınların Versay'a bir yürüyüş düzenlediler.So there was actually a march of peasant women onto Versailles.
Şekilde gördüğünüz çiftçi kadınlarınThis is a depiction of the peasant women marching on
Ya da daha doğrusunu söylemek gerekirse dünyadaki kadınların çoğu nasıl çamaşır yıkıyor?Or, to be more precise, how do most of the women in the world wash?
HEMŞİRE daha yok! nay, daha büyük, kadınların erkekler tarafından büyüyecekNURSE No less! nay, bigger; women grow by men
Bu durumda kadınların oranına m'nin karesi diyebiliriz.So the woman's frequency is m squared.
Tıpkı "Biz dünya da kadınların araba kullanmadığı tek ülkeyiz."I was like, "We are the last country in the world where women don't drive."
Kadınların kendisi hakkında.It's about women themselves.
Kadınların vücudu hakkındaki büyük sorunu düşünün.Consider the great problem of women's bodies: What to do about them?
Kadınların karşısında konuşamam.I can't talk in front of women.
Hawaii'deki beni büyüten kadınların tahmin ettiği gibi, dünyanın başı dertte.Just as the women in Hawaii that raised me predicted, the world is in trouble.
Ben kadınların bu fikirlerine karşıyım.-This is the part of the female perspective I disagree with.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.I think there is something very profoundly right in what these women are doing.
Şimdi şunu söyleyeyim, kadınların dizleri üzerinde durmaları gerekiyor.Okay, let me say that it is meant for women to kneel down.
Ve bunların hepsi kadınların çok iyi yaptığı şeyler.And those are all things that women do very well.