kadınların ile cümle
kadınların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Kadınların sırıkla atlamayla tanıştığı ilk atletizm şampiyonasıdır.Pirmoji olimpinė čempionė moteris šuoliuose su slidėmis.
Karşılığında Afrodit, "tüm kadınların en güzeli' olan Helen'i, Paris'e aşık eder.Paris pasirinko Afroditę, kuri jam pažadėjo Helenę – gražiausią pasaulio moterį.
1936–1941 dönemi kadınların dirilişi dönemiydi.1926–1941 m. priklausė neounitams.
İslam dininde kadınların tesettürlü ve gösterişsiz giyinmesi gerekir.Kai kuriose bažnyčiose moterys privalo dėvėti galvos apdangalus.
Erkek nüfusunun azalması kadınların iş yaşamında daha etkin hale gelmesini sağladı.Užtat prožektorius labai palengvino žmonių darbą pramonės perversmo laikotarpiu.
Bu yasa ile kadınların sadece ev işleri ile uğraşması amaçlanmıştır.Dėl to kvietė moteris neužsidaryti tik namų rūpesčiuose.
Bu durum Japon asil kadınlarının durumlarına benzemektedir.Dėl šių priežasčių jie atrodo gana panašūs į japonų kepimo peilius.
Kadınların uzun yelekleri vardı.Tarp moterų plačiai buvo paplitę pakabukai.
Savaş koşulları İsviçre'ye gidebilecek kadınların sayısını sınırladı.Viena iš karo pasekmių Šveicarijai buvo galimybė išplėsti teritoriją.
Kadınların iyi bir eğitim almasını ve iyi bir eş, iyi bir anne olması için çabalamasını istedi.Jos galėjo gauti išsilavinimą, kuris joms padėdavo tapti dar geresne žmona bei motina.
Birçok ülkede kadınların seçme hakkı için, ilk gösterileri düzenlemişlerdir.Išrinktos į daugelio valstybių parlamentus jos ėmėsi darbininkų padėties pagerinimo.
Araştırma erkeklerin %58'inin kadınlarınsa %48'lik kısmının bu fobiden acı çektiği tespit etti.Pasak tyrimo, 18 % tokių pacientų patyrė apymirtinių įspūdžių.
Kadınların ve erkeklerin toplum içindeki ekonomik ve sosyal konumları birbirinden farklıdır.Vyrų ir moterų pareigos ir atsakomybės šeimoje labia skiriasi.
Suudi Arabistan dünyada kadınların araba kullanmasını yasaklayan tek ülkedir.Saudi Araabia oli maailma viimane riik, kus naistel oli keelatud autot juhtida.
Zamanının en gözde kadınlarından birisidir.Ta oli üks oma aja väljapaistvamaid naisi.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Paljudel juhtumitel osutasid tabatud, ka naisisikud, imeteldavat meelekindlust.
"Kadınların da partisi oldu".Pidudest võtsid osa ka naised.
Rajavi, kadınların da erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğine tam olarak inanmaktadır.Wollstonecraft väitis, et naistele tuleb anda meestega võrdsed võimalused.
Ek madde özellikle kadınların oy hakkını genişletmiştir.Ta kaitses eriti naiste valimisõigust.
Suudi Arabistan'da kadınların spor oyunlarında yarışması yasak.Ainsa riigina ei saatnud Saudi Araabia võistlema naissportlasi.
Kız çocuklarının babalarına, kadınların ise eşlerine hizmet etmesi gerekirdi.Tema vanemad annetasid tütarlapse neerud abivajajatele.
Kadınların seçme ve seçilme hakkı ve üniversitede eğitim görebilmeleri için savaşmışlardır.Naistel keelati tööl käimine, tütarlastel koolis ja ülikoolis käimine.
Erkeklerle kadınların eşitliği ilan edildi.Näiteks meeste ja naiste palkade võrdlemine.
Ülke genelinde kadınların ortalama ömrü 43 iken, erkeklerde 44'tür.Seal on meeste keskmine eluiga 42 aastat ja naistel 47 aastat.
Kadınlara oy hakkı, kadınların seçimlerde oy kullanma hakkıdır.Naiste valimisõigus on naiste õigus osaleda rahvaesindajate valimistel nii valijate kui ka valitavatena.
Kadınların 1500 metre koşmalarına 1972 Yaz Olimpiyatları'nda izin verildi.Ta osales 2000. aasta suveolümpiamängudel naiste 5000 meetri jooksus.
Kadınların en az %2'sinde ve erkeklerin %4'ünde görülmektedir.Arvatakse, et selle all kannatavad ligi pooled naistest ning neljandik meestest Ameerika Ühendriikides.
Kadınların ihramı ise kendi giysileridir.Muhv on naiste rõivastusese.
Burada kadınların fazla testosteron (bir erkek hormonu)bulundurup bulundurmadığı test edilecekti.Naistele, kellel puudub sugutung, antakse täiendava ravina testosterooni.
Surede inanan kadınların inançsız erkeklerle evlenemeyecekleri kesin karara bağlanır.Usutakse, et tulevik on nii kindel, et otsus abielluda ei nõuagi otsust.
Ayrıca kadınların hem ev kadını olmaları hem de iş yerinde çalışıyor olmaları da konulaştırıldı.Sel viisil said nad veenduda, et nende naised olid ikka kodus oma naisekohuseid täitmas.
Ulusal Kadınların Tarihi Projesi.Rahvusooperi ajaloost.
Bu kadınların birçoğu aile şirketleriyle çalışıyor ve ev dışında çalışmaya teşvik ediliyorlar.See on paljudes piirkondades naiste jaoks ainuke võimalus töötada väljaspool kodu ja raha teenida.
"Böylece yaşlı kadınların da hayallerinin gerçek olabileceğini görmüş olduk.Indrekul on tunne, et unenäod kestavad ka ilmsi.
Hamile ve emzikli kadınların piridoksin ihtiyacı artar.Rasedatel ja rinnaga toitvatele naistele on leeder vastunäidustatud.
Kadınların eşit haklara sahip olması hayatının amacı ve özü olmuştur.Kui Jumal inimesed lõi, oli tal teatud kavatsused inimelu kvaliteetide ja eesmärgi suhtes.
2011 yılında hala daha kadınların hikayelerinin anlatılmamış olabileceğini hiç düşünmezdim.저는 2011년에도 여전히 여성이 그 범주에 속한다고 생각하지 못했습니다.
2011 yılında hala daha kadınların hikayelerinin anlatılmamış olabileceğini hiç düşünmezdim.Csak nem gondoltam volna, hogy 2011-ben a nők még mindig ebbe a kategóriába fognak tartozni.
2011 yılında hala daha kadınların hikayelerinin anlatılmamış olabileceğini hiç düşünmezdim.En vain uskonut, että 2011 naiset olisivat yhä siinä kategoriassa.
2011 yılında hala daha kadınların hikayelerinin anlatılmamış olabileceğini hiç düşünmezdim.Ich hätte nur nicht gedacht, dass Frauen im Jahr 2011 immer noch in dieser Schublade stecken.
2011 yılında hala daha kadınların hikayelerinin anlatılmamış olabileceğini hiç düşünmezdim.Je n'imaginais juste pas qu'en 2011, le sujet des femmes entrerait dans cette catégorie.
2011 yılında hala daha kadınların hikayelerinin anlatılmamış olabileceğini hiç düşünmezdim.las que no se cuentan. No pensé que, en 2011, las mujeres aún estarían en esa categoría.
2011 yılında hala daha kadınların hikayelerinin anlatılmamış olabileceğini hiç düşünmezdim.Maar ik had niet gedacht dat vrouwen daar in 2011 nog onder zouden vallen.
2011 yılında hala daha kadınların hikayelerinin anlatılmamış olabileceğini hiç düşünmezdim.Nemyslela som si však, že v roku 2011 budú ženy ešte stále patriť do tejto kategórie.
2011 yılında hala daha kadınların hikayelerinin anlatılmamış olabileceğini hiç düşünmezdim.Nie sądziłam, że w 2011 roku kobiety wciąż będą ich bohaterkami.
2011 yılında hala daha kadınların hikayelerinin anlatılmamış olabileceğini hiç düşünmezdim.Solo, non pensavo che nel 2011 le donne avrebbero ancora fatto parte di questa categoria.
2011 yılında hala daha kadınların hikayelerinin anlatılmamış olabileceğini hiç düşünmezdim.Só não achava que, em 2011, as mulheres ainda estariam nessa categoria.
2011 yılında hala daha kadınların hikayelerinin anlatılmamış olabileceğini hiç düşünmezdim.Tôi chỉ đã không nghĩ rằng, vào năm 2011, phụ nữ vẫn được xếp vào hạng mục đó.
2011 yılında hala daha kadınların hikayelerinin anlatılmamış olabileceğini hiç düşünmezdim.Απλώς ποτέ δεν περίμενα πως το 2011, οι γυναίκες θα βρίσκονταν ακόμα σε αυτήν την κατηγορία.
2011 yılında hala daha kadınların hikayelerinin anlatılmamış olabileceğini hiç düşünmezdim.І я й гадки не мала, що у 2011 році жінки досі належатимуть до цієї категорії.
2011 yılında hala daha kadınların hikayelerinin anlatılmamış olabileceğini hiç düşünmezdim.Я и не думала, что в 2011 году женщины всё ещё будут находиться в тени.
2011 yılında hala daha kadınların hikayelerinin anlatılmamış olabileceğini hiç düşünmezdim.אבל לא חשבתי שב-2011, נשים עדיין תהיינה בקטגוריה הזו.
2011 yılında hala daha kadınların hikayelerinin anlatılmamış olabileceğini hiç düşünmezdim.لم أعتقد أنه ، في عام 2011، أن المرأة ستكون في هذا التصنيف.
2011 yılında hala daha kadınların hikayelerinin anlatılmamış olabileceğini hiç düşünmezdim.位置付けにいるとは 思ってもいませんでした 私が代表を務めるのは 報道・女性シンポジウム
20. yüzyıla geçmeden önce Kadınların başka bir problemi daha vardı.Do końca poprzedniego stulecia kobiety miały jeszcze jeden problem.
20. yüzyıla geçmeden önce Kadınların başka bir problemi daha vardı.În celălalt secol, femeile mai aveau o problemă.
20. yüzyıla geçmeden önce Kadınların başka bir problemi daha vardı.Kembali ke sebelum pergantian abad, wanita punya masalah lain.
20. yüzyıla geçmeden önce Kadınların başka bir problemi daha vardı.Về lại điểm trước chuyển giao thế kỷ phụ nữ vẫn còn một vấn đề nữa.
20. yüzyıla geçmeden önce Kadınların başka bir problemi daha vardı.Voltando ao virar do século, as mulheres enfrentavam outro problema.
20. yüzyıla geçmeden önce Kadınların başka bir problemi daha vardı.Vóór het begin van de eeuw hadden vrouwen een ander probleem.