kadınların ile cümle
kadınların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Kadınların üstlükleri daha uzundur.Женските са по-дълги.
Amerika Birleşik Devletleri'nin Wyoming Bölgesi: kadınların genel oy hakkı bulunmaktaydı.1869 г. – В щата Уайоминг жените получават право да гласуват.
1989 yılında İçişleri Bakanlığı kaymakamlık sınavlarına kadınların da katılabileceğini açıkladı.През 1983 година този акт е разширен да включва и бездомни жени.
Erkeklerin girip çıkabildikleri bölüme selamlık, ailedeki kadınların yaşadığı bölüme de harem/haremlik denir.Например думата за морж звучи при мъжете rərkə, а при жените tsətsə.
Rosie the Riveter yaygın olarak feminizm ve kadınların ekonomik gücünün bir sembolü olarak kullanılır.Днес лабрисът често се използва като символ на феминизма и женската хомосексуалност.
Zulma ona bunun kadınların bir ortak sorunu olduğunu söyler.Холмс предполага, че това може да бъде свързано с някакво тайно общество.
Kadının üstte olduğu seks pozisyonu erkekler üzerinde kadınların hâkimiyetini gösterir.И секс индустрията подсилва идеята за мъжка собственост над жените.
Bundan önce kadınların bu tür tesislere girme hakkı yoktu.По-късно привържениците първоначално нямат такива контроли.
Bunun sonucu olarak da kadınların seçme ve seçilme hakkının kabulü gerçekleşmiştir.На жените е дадено правото да гласуват и да бъдат избирани.
Kadınların 1500 metre koşmalarına 1972 Yaz Olimpiyatları'nda izin verildi.В дисциплината бягане на 1500 метра участва в Олимпиадата в Мюнхен през 1972 година.
Suudi Arabistan dünyada kadınların araba kullanmasını yasaklayan tek ülkedir.Saudijska Arabija bila je posljednja zemlja u svijetu, koja je ženama zabranjivala vožnju automobila.
Ardından kadınlar, kadınların bu kötü muameleden nasıl kurtulacağını tartıştılar.Druge supruge Kakuhihewe bile su Kaakaualani (sin Kauakahinuiakakuhihewa) i Koaekea (sin Kalehunapaikua).
Uluslararası Kadın Derneği tarafından 20. yüzyılın en ünlü kadınlarından biri olarak gösterildi.Međunarodna udruga žena nominira ju kao jedna od najpoznatijih žena u 20. stoljeću.
Kadınların üç tane kadınsı giysi giymeleri gerekiyordu, ve eğer bu giysileri giymedilerse tutuklanırlardı.Od žena se zahtijevalo da nose tri komada ženske odjeće, u protivnom su bile uhićene.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Pisanice su bojale djevojke.
Rajavi, kadınların da erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğine tam olarak inanmaktadır.U Hrvatskoj vojsci ženama je dozvoljeno ravnopravno sudjelovanje s muškarcima.
Yaşı ne olursa olsun tüm kadınların erkek bir velisi olmalıdır.Sve žene, bez obzira na dob, moraju imati muškog skrbnika, obično oca ili supruga.
Feminist temalı şarkının sözleri kadınların güçlendirilmesi hakkındadır.Pjesma "Praktična žena", šalje snažnu poruku protiv nasilja nad ženama.
Nakış tasarımları, köy kadınlarının sosyal statüsünü belirlemektedir.Bogatstvo i varijacije izvezenih dizajna određuju društveni status seoskih žena.
Bu türlü soylu kadınların tehlikeli kişiler olduklarını bildirir.Pripadnici ovog plemena očito su opasni ratnici.
Bu kadınların önde geleni Lagertha'dır.Glavna među njima bila je Lagertha, ključna za pobjedu.
Muzip tavırları, kimseye benzemeyen kendine has duruşu O’nu diğer “mafya” kadınlarından ayırır.Populističke mjere i imidž "običnog čovjeka" ga razdvajaju od ostatka kineske političke elite.
Suudi Arabistan dünyada kadınların araba kullanmasını yasaklayan tek ülkedir.Táto krajina je pritom jediná na svete, kde ženy nesmú riadiť auto.
Feminist temalı şarkının sözleri kadınların güçlendirilmesi hakkındadır.Pieseň má feministický tón a texty hovoria o posilnení postavenia žien.
Ülke genelinde kadınların ortalama ömrü 43 iken, erkeklerde 44'tür.Dĺžka života je u mužov priemerne 43 rokov, u žien 47.
Kadınların araba kullanmasına ise izin verilmemektedir.Autá tu totiž nesmú jazdiť.
Kadınların daha etkin olarak yönetimde bulunmasını sağladı.Dominujúce postavenie prislúchalo ženám.
Bu örgütlenme kadınların ilk örgütlenmesiydi.Bolo to prvé spoločné podujatie mužov a žien.
Erkekler kadınların düğününü izleyemez.Nebudeš pozerať po manželkách svojich priateľov.
Lorde'ye göre ırkçı politikayı bitirmek için siyahi erkek ve kadınların arasındaki kavganın bitmesi gerekiyor.Podľa žalobcov chcel Manson vraždami rozpútať rasovú vojnu medzi bielymi a čiernymi Američanmi.
Zamanının en gözde kadınlarından birisidir.Patrila k najvzdelanejším ženám svojej doby.
Seçim yasası değiştirilerek kadınların da oy kullanması sağlanır.Svoje rozhodnutie môže volič meniť.
Bundan önce kadınların bu tür tesislere girme hakkı yoktu.Ženy sem však nemali prístup.
Özellikle kadınların bu sahadaki faaliyetleri çok büyük rağbet görmektedir.Aj preto malé a stredné podniky využívajú hlavne tento typ prieskumov.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Nebojte sa fotografovať farebne.
Sultan, veba salgınından kurtulmak ümidiyle kadınların sokağa çıkmasını yasakladı.Úrady dokonca v snahe zabrániť šíreniu chorôb zakázali ľuďom pľuť na uliciach.
Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.Nihče ni ostal živ, ker nismo prizanesli niti ženskam niti otrokom«.
Böylece kadınların davranışlarının erkeklerin kontrolü altında olması meşrulaştırılmaktadır.Nastalo je iz potrebe, da moški nadzorujejo žensko delo.
Katledilenlerin içinde kadınların da olduğu görülmüştür.Med mrtvimi domačini pa so bile tudi ženske.
Alt sınıfları temsil eden kadınların yalnızca donuk renkleri kullanabilmelerine izin verilmiştir.Ženskam nižjega stanu, ki so si barvale nohte, pa so jim bile dovoljene le blede barve.
Kadınların bu yarışlarda resmi olarak yer alması ise ilk kez 1976 Montreal Olimpiyat Oyunları'nda gerçekleşti.Ženske so v veslanju na Olimpijskih igrah prvič nastopile na Olimpijadi leta 1976 v Montrealu.
Kadınlarınki daha farklıdır.Pišejo ženske drugače.
Savaş koşulları İsviçre'ye gidebilecek kadınların sayısını sınırladı.Izbruh vojne ji je preprečil vrnitev v Švico.
Çoğunlukla erkekler tarafından kadınların eli öpülür.Običajno moški obdarujejo ženske.
Ayrıca kadınların hem ev kadını olmaları hem de iş yerinde çalışıyor olmaları da konulaştırıldı.Mož je spoznal, da ima tudi žena doma veliko dela.
Zulma ona bunun kadınların bir ortak sorunu olduğunu söyler.Pove, da je nenavadno, da ima zaključno besedo ženska.
Stewart kadınların haklarını savundu.Aristotel je podcenjeval ženske.
Kadınların araba kullanmasına ise izin verilmemektedir.Ženskam je uporaba koke prepovedana.
Bunun en birincil sebebi kadınların da sigara kullanımında erkeklere eşitlenmesidir.Najverjetneje je to zaradi tega, ker se stopnje kajenja pri ženskah in moških približujejo.
Yalnız erkekler tapabilir, kadınların tapması yasaktır.Po tem pravu lahko nasledijo samo moški, ženske ne.
Özellikle Kadınların geleneksel giyimi ihramdır.Običajno so pajkice žensko oblačilo.
Suudi Arabistan dünyada kadınların araba kullanmasını yasaklayan tek ülkedir.Saudo Arabija buvo vienintelė šalis pasaulyje, kur moterims drausta vairuoti viešuose keliuose.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Didelį dėmesį skyrė moterų paveikslams.
Kadınların sahip oldukları ve baktıkları çocuk sayısıyla ilgili karar verme hakları vardır.Moterys turi teisę pačios nuspręsti kiek vaikų turėti ar prižiūrėti.
Kadınlara oy hakkı, kadınların seçimlerde oy kullanma hakkıdır.Moterų rinkimų teisė – teisė moterims balsuoti ir kelti savo kandidatūras rinkimuose.
Nefertiti Mısır'ın en güçlü kadınlarından biriydi.Iš to galima spręsti, kad Nefertitė buvo viena iš įtakingiausių moterų Egipto istorijoje.
Araştırmalara göre kadınların %70'i ya hiç orgazm olamadıklarını ya da çok nadir olduklarını belirtirler.44% iš 2000 moterų, apklaustų S. Schnabl Vokietijoje, nepatyrė orgazmo ar patyrė jį labai retai.
OST-Arbeiterler arasında kadınların oranı erkeklere oranla daha çoktu.Moterų „darbininkių iš Rytų“ likimas buvo šiek tiek geresnis nei vyrų.
Kadınların sağlık ve beslenme gibi birincil bakım hakkı vardır.Moterys ir jų vaikai turi teisę didžiausią dėmesį skirti savo sveikatai ir mitybai.
Kadınların ebeveynlerininkilere benzer görünümleri var.Kodėl mes panašūs į savo tėvus?