kadınların ile cümle
kadınların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
20. yüzyıla geçmeden önce Kadınların başka bir problemi daha vardı.Vor der Jahrhundertwende hatten Frauen ein weiteres Problem.
20. yüzyıla geçmeden önce Kadınların başka bir problemi daha vardı.Πριν την αλλαγή του αιώνα, οι γυναίκες είχαν κι ένα άλλο πρόβλημα.
20. yüzyıla geçmeden önce Kadınların başka bir problemi daha vardı.До начала прошлого века у женщин была ещё одна проблема.
20. yüzyıla geçmeden önce Kadınların başka bir problemi daha vardı.Преди началото на века, жените имали друг проблем.
20. yüzyıla geçmeden önce Kadınların başka bir problemi daha vardı.Також на зламі століть у жінок була ще одна проблема.
40'lı yaşlardaki kadınların üçte ikisinde meme dokusu yoğundur bu nedenle mammografi onlar için işe yaramıyor.2/3 kobiet między 40 a 50 rokiem życia ma gęsto utkane piersi i dlatego mammografia się u nich nie sprawdza.
40'lı yaşlardaki kadınların üçte ikisinde meme dokusu yoğundur bu nedenle mammografi onlar için işe yaramıyor.40대 여성 3명중 2명은 치밀형 유방조직을 가지고 있습니다. 이때문에 이 여성에게는 유방조영술이 효과가 없습니다.
40'lı yaşlardaki kadınların üçte ikisinde meme dokusu yoğundur bu nedenle mammografi onlar için işe yaramıyor.Dve tretiny štyridsiatničiek má husté prsné tkanivo, čo je dôvod, prečo u nich mamografia nefunguje dobre.
40'lı yaşlardaki kadınların üçte ikisinde meme dokusu yoğundur bu nedenle mammografi onlar için işe yaramıyor.לשני שליש מהנשים בשנות הארבעים לחייהן יש רקמת שד צפופה, וזו הסיבה מדוע ממוגרפיה אינה יעילה עבורן.
40'lı yaşlardaki kadınların üçte ikisinde meme dokusu yoğundur bu nedenle mammografi onlar için işe yaramıyor.高濃度の乳房組織を持っており マンモグラフィーの効果が低い原因と考えられます 確かに乳腺濃度は年齢とともに低下しますが
Açıkçası sizi yanıltan şey, kadınların da insan olduğu gibi yanlış bir düşünceClaramente le han inducido en el error que de las mujeres son personas también.
Açıkçası sizi yanıltan şey, kadınların da insan olduğu gibi yanlış bir düşünceNajwyraźniej zostałyście wprowadzone w błąd przez pogląd, że kobiety, to też ludzie.
Açıkçası sizi yanıltan şey, kadınların da insan olduğu gibi yanlış bir düşünceВы явно введены в заблуждение понятием, что женщины тоже люди.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Kadınların bu kadar çok tüyü olmaz. [Adam kendi dilinde konuşur]Frauen haben nicht so viele Haare.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Kadınların bu kadar çok tüyü olmaz. [Adam kendi dilinde konuşur]Les femmes n'ont pas de poils, pas autant.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Kadınların bu kadar çok tüyü olmaz.남자: 여자들은 수염이 별로 없어. 잘 안 나.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Kadınların bu kadar çok tüyü olmaz.А у женщин меньше.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Kadınların bu kadar çok tüyü olmaz.الرجل: ليس لدى النساء شعر، أو ليس بهذه الكثرة.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Kadınların bu kadar çok tüyü olmaz.[男(母国語)]
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)I-au şters bindi de pe frunte.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Ils firent partir son bindi de son front.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)그녀의 머리에서 빈디를 지우고
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Le tolsero il bindi dalla fronte.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Letörölték a homlokáról a bindit.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Limpiaron el bindi de su frente.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Sie wischten ihr ihr Bindi von der Stirn.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Starli jej bindi (świętą kropkę) z czoła.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Ze veegden haar bindi van haar voorhoofd.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Της έσβησαν το μπίντι από το μέτωπό της.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Изтриха й биндито от челото.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Они стерли бинди (символ замужества) с ее лба.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)הם ניגבו את עיטור הבינדי (מסנסקריט: טיפה) ממצחה.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)مسحوا النقطة الحمراء من على جبهتها.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)彼女の腕輪を壊しました
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.많은 여자들이 끈으로 등에 어린 아이들을 들쳐업고 금을 걸러내고 있었는데 그들은 수은 독이 퍼져 있는 물 속을 헤치며 일하고 있었습니다.
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.Mnoho žen mělo děti přivázané ke svým zádům, zatímco rýžovaly zlato a brodily se přitom vodou otrávenou rtutí.
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.Multe femei aveau copii legați în spate în timp ce săpau pentru aur, mergând în apă otrăvită cu mercur.
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.Nhiều phụ nữ địu con trên lưng trong khi đãi vàng, và lội qua dòng nước nhiễm độc thủy ngân.
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.Veel vrouwen met kinderen vastgebonden op hun rug op zoek naar goud, wadend in door kwik vergiftigd water.
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.Wiele kobiet nosiło dzieci przywiązane do pleców, podczas wypłukania złota, brodząc w wodzie zatrutej rtęcią.
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.Много жени имаха деца, привързани на гърбовете си, като промиваха златоносен пясък, ходейки във вода с живак.
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.נשים רבות החזיקו תינוקות קשורים לגביהן בעודן מחפשות זהב ומשכשכות במים רעילים מכספית.
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.金を選鉱していました 足が浸かっている水は水銀で汚染されています 採取工程で水銀が使われるのです
"Amaan, ben erkeğim. Bu kızların sorunu" veya "Bu kadınların sorunu.""아, 나는 남자야. 저건 여자들의 문제야" 라고 말이죠.
"Amaan, ben erkeğim. Bu kızların sorunu" veya "Bu kadınların sorunu.""היי, אני בחור. הדברים האלה הם לבנות", או "זה - רק לנשים".
"Amaan, ben erkeğim. Bu kızların sorunu" veya "Bu kadınların sorunu.""مهلاً، أنا رجل. وهذا للفتيات"، أو "هذا للنساء".
"Amaan, ben erkeğim. Bu kızların sorunu" veya "Bu kadınların sorunu."そして 文字通り一歩も先に
Ama meme yoğunluğu yüksek kadınların tetkiki için onlara daha etkili görüntüleme yöntemi sunmamız gerek.Ale pro ženy s hustými prsy bychom neměli opustit detekci, ale musíme nabídnout lepší metodu.
Ama meme yoğunluğu yüksek kadınların tetkiki için onlara daha etkili görüntüleme yöntemi sunmamız gerek.Avšak u žien s hustými prsníkmi by sme nemali opustiť skríning ako celok, musíme im ponúknuť niečo lepšie.
Ama meme yoğunluğu yüksek kadınların tetkiki için onlara daha etkili görüntüleme yöntemi sunmamız gerek.Dar pentru femeile cu sâni denşi, nu ar trebui să abandonăm testarea, ci trebuie să le oferim ceva mai bun.
Ama meme yoğunluğu yüksek kadınların tetkiki için onlara daha etkili görüntüleme yöntemi sunmamız gerek.De a tömör mellű nők esetében sem hanyagolhatjuk el a szűrést teljesen, valami jobbat kell nekik nyújtanunk.
Ama meme yoğunluğu yüksek kadınların tetkiki için onlara daha etkili görüntüleme yöntemi sunmamız gerek.그렇지만 고밀도 유방을 가진 여성에 대한 선별검사를 포기해서는 안 되며, 보다 나은 무언가를 제공해야 합니다.
Ama meme yoğunluğu yüksek kadınların tetkiki için onlara daha etkili görüntüleme yöntemi sunmamız gerek.Maar voor vrouwen met dicht borstweefsel moeten we screening niet opgeven, maar iets beters aanbieden.
Ama meme yoğunluğu yüksek kadınların tetkiki için onlara daha etkili görüntüleme yöntemi sunmamız gerek.אך עבור נשים עם שדיים דחוסים, אל לנו לזנוח לגמרי את ההדמייה, אנחנו צריכים להציע משהו טוב יותר.
Ama meme yoğunluğu yüksek kadınların tetkiki için onlara daha etkili görüntüleme yöntemi sunmamız gerek.診断をあきらめるのではなく もっと精度の高い検診を施すべきです あの患者に初めて質問された時
Ancak bu keskinlik, kadınların olduğu bölümde değişiyor, kumaşların drapeleri, yumuşak dokuları.Aber dies wird auf der Seite der Frauen abgeschwächt in diesem Stoffumhang, dem weichen Material
Ancak bu keskinlik, kadınların olduğu bölümde değişiyor, kumaşların drapeleri, yumuşak dokuları.Але вона пом'якшена особливо у полі жінки у драпіруванні одягу, у пом'якшенні тканинни...
Ancak, ekonominin durumunu gözetmeksizin, kadınların bu türden bir desteğe ihtiyaçları yok.Zurück zu Ihnen. \'94 und That\'92s nicht die Art der Befürwortung, die Frauen in jeder Wirtschaft brauchen.
Ancak hamile kadınların kendi sesleri vücutları boyunca yansıyarak fetüse çok kolayca ulaşabiliyor.Aber die Stimme der schwangeren Frau resoniert durch ihren Körper und erreicht den Fötus viel einfacher.
Ancak hamile kadınların kendi sesleri vücutları boyunca yansıyarak fetüse çok kolayca ulaşabiliyor.Ale głos ciężarnej kobiety rozbrzmiewa w jej ciele, docierając do płodu z dużo wiekszą łatwością.