kadınları ile cümle
kadınları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Azt mondták: "Hát, a nők képessége a gyermekvállalásra."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Dijeron, "La habilidad de procrear."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Dissero: "Beh, è la loro capacità di generare dei bambini."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Ei au zis: "Păi, capacitatea de a naște copii."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Eles disseram: "É a capacidade de gerar bebés." Eu disse:
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."He sanoivat, "Se on naisten kyky saada lapsia."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Họ nói, "Chà, đó là khả năng mang thai."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Ils m'ont dit "C'est de pouvoir donner naissance aux enfants."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."그들은 "생명을 잉태할 수 있는 능력이요"라고 했습니다.
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Mereka berkata, "Kemampuan wanita untuk melahirkan."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Oni řekli: "No, je to jejich schopnost rodit děti." Já na to:
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Powiedzieli: "Tym darem jest możliwość wydania na świat dzieci."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Sie sagten: "Es ist die Fähigkeit der Frauen, Kinder zu gebären."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Ze zeiden, "Wel, het is haar gave kinderen te dragen."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Μου κάνουν, "Η ικανότητα να γεννούν παιδιά."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Вони сказали: "Це здатність народжувати дітей".
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."Они сказали: "Это её способность производить детей на свет."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."הם אמרו, "זו היכולת שלהן להרות וללדת."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi."وقالوا : "حسنا ، انه قدرتها على الإنجاب."
Dediler ki, "Bu, kadınların doğurma yetisi.""出産が原因で過労死しないと仮定して
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Aşa că nu doar femeile tinere beneficiază.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Dus dit helpt niet alleen jonge vrouwen.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Jadi bukan hanya wanita muda yang diuntungkan.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.MBI는 젊은 여성에게만 이득이 되는 것은 아닙니다.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Não são só as mulheres mais jovens que estão a beneficiar disto.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Như vậy, không chỉ phụ nữ trẻ được hưởng lợi từ điều này.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Quindi i vantaggi non ci sono solo per le donne giovani.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Tehát nem csak a fiatal nők számára előnyös.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Więc nie tylko młode kobiety na tym skorzystają.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil. Yoğun meme dokusuna sahip yaşlı kadınlarda da işe yarıyor.Čiže nezískavajú len mladé ženy, ale aj staršie ženy s hustým tkanivom.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil. Yoğun meme dokusuna sahip yaşlı kadınlarda da işe yarıyor.Das Verfahren nutzt also nicht nur jungen Frauen, sondern auch älteren Frauen mit dichtem Gewebe.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil. Yoğun meme dokusuna sahip yaşlı kadınlarda da işe yarıyor.Takže nejen mladé ženy mají užitek, ale i starší ženy s hustou tkání.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil. Yoğun meme dokusuna sahip yaşlı kadınlarda da işe yarıyor.Отож, наша технологія допомагає не лише молодим жінкам, але й старшим жінкам зі щільним молочними залозами.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil. Yoğun meme dokusuna sahip yaşlı kadınlarda da işe yarıyor.Таким образом, преимущество получают не только молодые женщины, но и пожилые женщины с плотной тканью.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Άρα δεν είναι μόνο οι νέες γυναίκες που ωφελούνται.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Така че не само младите жени се възползват от това.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.כך שלא רק נשים צעירות מרוויחות
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.إذا ليست الاناث صغيرة العمر اللاتي تستفيد من هذا الاختراع
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.高濃度の乳腺をもった年配女性も恩恵を受けられます
Deqo Mohammed : Bildiğiniz gibi sivil savaş her zaman çocukları ve kadınları etkiler.Kakor veste, so v državljanski vojni najbolj prizadeti ženske in otroci.
Devrim bütün kadınları korur.Revoluce respektuje všechny ženy.
Devrim bütün kadınları korur.Revolucija spoštuje vse ženske.
Devrim bütün kadınları korur.Revolusi menghormati kaum perempuan.
Devrim bütün kadınları korur.Rewolucja szanuje wszytkie kobiety.
Devrim bütün kadınları korur.Η επανάσταση σέβεται όλες τις γυναίκες.
Devrim bütün kadınları korur.Революцията зачита всички жени.
Diğer bir deyişle, kadınların çocuk sahibi olmayı istemeye zorluyorlar.En otras palabras, están haciendo creer a las mujeres que ellas quieren tener niños.
Diğer bir deyişle, kadınların çocuk sahibi olmayı istemeye zorluyorlar.Toisin sanoin naisia yritetään saada uskomaan lasten saamiseen.
Diğer bir deyişle, kadınların çocuk sahibi olmayı istemeye zorluyorlar.Бърсането на бебешки дупета не е велико занимание.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Ce sont les choses qui passaient par la tête de cette autre jeune femme - J'ai échoué, je échoué, je échoué.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Có những suy nghĩ đang lướt qua trong đầu những ngời phụ nữ này Tôi thất bại, thất bại, thất bại
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Dat ging door het hoofd van die andere jonge vrouw. Ik faalde, ik faalde, ik faalde...
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Dette var de ting, som kørte igennem denne anden unge kvindes hoved -- jeg fejlede, jeg fejlede, jeg fejlede.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Era isto que passava pela cabeça de outra jovem mulher: falhei, falhei, falhei.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Este era el pensamiento de estas jóvenes mujeres... Fracasé, fracasé, fracasé.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Ezekről a dolgokról gondolkodott ez a másik fiatal nő - Nem sikerült, nem sikerült, nem sikerült.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.Ini adalah hal yang terus melewati pikiran gadis muda lainnya -- Saya gagal, saya gagal, saya gagal.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.그 소녀의 머리속에서 계속 맴도는 것은 -- "나는 실패했다, 실패했다. 실패했다"라는 생각이었죠.
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.La asta se gândea această tânără femeie:
Diğer genç kadınların aklından geçen düşünce buydu: başaramdım, başaramadım, başaramadım.So etwas ging dieser anderen jungen Frau durch den Kopf - ich habe versagt, versagt, versagt.