kadınları ile cümle

kadınları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Çiftçi kadınların Versay'a bir yürüyüş düzenlediler.لذلك سارت حشود من الفلاحات إلى فراساي
Çiftçi kadınların Versay'a bir yürüyüş düzenlediler.が始まった。 彼女たちは武装もしていた。
Çinli ve Hintli kadınların okur yazarlık oranlarındaki fark oldukça keskin.Az ellentét a műveltség arányában különösen szembeszökő a kínai és indiai nők között.
Çinli ve Hintli kadınların okur yazarlık oranlarındaki fark oldukça keskin.Contrastul în privința alfabetizării e deosebit de puternic între femeile din China și cele din India.
Çinli ve Hintli kadınların okur yazarlık oranlarındaki fark oldukça keskin.Den markanta skillnaden i andelen läskunniga är störst mellan kinesiska kvinnor och indiska kvinnor.
Çinli ve Hintli kadınların okur yazarlık oranlarındaki fark oldukça keskin.Der Kontrast der Alphabetisierungsraten ist besonders scharf zwischen chinesischen und indischen Frauen.
Çinli ve Hintli kadınların okur yazarlık oranlarındaki fark oldukça keskin.El contraste en las tasas de alfabetización se agudiza, en especial, entre las mujeres chinas e indias.
Çinli ve Hintli kadınların okur yazarlık oranlarındaki fark oldukça keskin.Het contrast in alfabetisering is vooral scherp tussen Chinese vrouwen en Indiase vrouwen.
Çinli ve Hintli kadınların okur yazarlık oranlarındaki fark oldukça keskin.Il contrasto riguardo all'alfabetizzazione è particolarmente evidente tra le donne cinesi e quelle indiane.
Çinli ve Hintli kadınların okur yazarlık oranlarındaki fark oldukça keskin.식자율에 있어서의 차이는 중국 여성과 인도 여성을 비교할 때 훨씬 더 커집니다
Çinli ve Hintli kadınların okur yazarlık oranlarındaki fark oldukça keskin.Kontrast w poziomie tych umiejętności jest szczególnie widoczny w przypadku chińskich i indyjskich kobiet.
Çinli ve Hintli kadınların okur yazarlık oranlarındaki fark oldukça keskin.Perbedaan kemampuan baca tulis sangatlah tajam antara wanita Cina dan wanita India.
Çinli ve Hintli kadınların okur yazarlık oranlarındaki fark oldukça keskin.Razlika med stopnjama je še posebej očitna med kitajskimi in indijskimi ženskami.
Çinli ve Hintli kadınların okur yazarlık oranlarındaki fark oldukça keskin.Rozdíl v mírách gramotnosti je obzvláště patrný mezi čínskými a indickými ženami.
Çinli ve Hintli kadınların okur yazarlık oranlarındaki fark oldukça keskin.Sự trái ngược về tỉ lệ biết chữ thì khá là rõ ràng giữa phụ nữ Trung Quốc và phụ nữ Ấn Độ.
Çinli ve Hintli kadınların okur yazarlık oranlarındaki fark oldukça keskin.Контрастът в степента на грамотност е особено видим между китайските и индийските жени.
Çinli ve Hintli kadınların okur yazarlık oranlarındaki fark oldukça keskin.Особенно разителен контраст между уровнем грамотности китайских и индийских женщин.
Çinli ve Hintli kadınların okur yazarlık oranlarındaki fark oldukça keskin.הפער באחוזים של יודעי קרוא וכתוב גדול במיוחד בין הנשים של סין והודו.
Çinli ve Hintli kadınların okur yazarlık oranlarındaki fark oldukça keskin.التباين في معدلات التثقيف العلمي شاسع إلى درجة كبيرة بين المرأة في الصين والهند.
Çinli ve Hintli kadınların okur yazarlık oranlarındaki fark oldukça keskin.識字率の差が 特に顕著です 識字率の定義はまだ話していませんね
Cinsel istismar kurbanları olarak sadece kadınların değil erkekler ve oğlan çocuklarının da hikayeleri var.Жертвами изнасилования становятся не только женщины, но и мужчины и несовершеннолетние мальчики.
Çocuklarının olmasına karşın kadınların da bir işte çalışması Finlandiya’da olağan bir durumdur.En Finlande, il est habituel que les femmes aussi travaillent, même si elles ont des enfants.
Çocuklarının olmasına karşın kadınların da bir işte çalışması Finlandiya’da olağan bir durumdur.En Finlandia es normal que las mujeres vayan a trabajar aunque tengan hijos.
Çocuklarının olmasına karşın kadınların da bir işte çalışması Finlandiya’da olağan bir durumdur.I Finland är det vanligt att också kvinnor arbetar, trots att de har barn.
Çocuklarının olmasına karşın kadınların da bir işte çalışması Finlandiya’da olağan bir durumdur.Suomessa on tavallista, että myös naiset käyvät töissä, vaikka heillä olisi lapsia.
Çocuklarının olmasına karşın kadınların da bir işte çalışması Finlandiya’da olağan bir durumdur.В Финляндии считается обычным явлением, когда женщины ходят на работу, даже если у них есть дети.
Çocuklarının olmasına karşın kadınların da bir işte çalışması Finlandiya’da olağan bir durumdur.من الطبيعي في فنلندا بأن تذهب النساء إلى العمل، على الرغم من أنه لديهن أطفال.
Çocuklarının olmasına karşın kadınların da bir işte çalışması Finlandiya’da olağan bir durumdur.在芬兰,生育小孩的妇女上班很正常。儿童的抚养和家务工作由男女共同承担。女性上班或学习时,无需征得配偶或父母的同意。
Çocukların ; medya'da kadınların ve kız çocuklarının olumlu tasvir edildiğini görerek büyüdükleriniKinder könnten unter der positiven Darstellung von Frauen und Mädchen in den Medien aufwachsen
Çocukların ; medya'da kadınların ve kız çocuklarının olumlu tasvir edildiğini görerek büyüdüklerini어린이들이 미디어에서 여성들과 소녀들의 긍정적 모습을 보면서 자라나는 것을
Çocukların ; medya'da kadınların ve kız çocuklarının olumlu tasvir edildiğini görerek büyüdükleriniילדות יוכלו לגדול כאשר הן רואות במדיה דמויות חיוביות של נשים ונערות
Çocukların ; medya'da kadınların ve kız çocuklarının olumlu tasvir edildiğini görerek büyüdükleriniالأطفال يمكن أن يكبروا على رؤية صورة إيجابية للمرأة والفتاة في وسائل الإعلام
Çocukların ; medya'da kadınların ve kız çocuklarının olumlu tasvir edildiğini görerek büyüdükleriniグーグルでは
Çok enfekte olan ülkelerde genç kadınların hastalık oranı genç erkeklere göre çok daha fazla.Em mulheres jovens, vemos níveis mais elevados que em homens jovens em muitos dos países mais atingidos.
Çok enfekte olan ülkelerde genç kadınların hastalık oranı genç erkeklere göre çok daha fazla.Esiintyvyys on suurempaa nuorilla naisilla kuin nuorilla miehillä monissa suuren esiintyvyyden maissa.
Çok enfekte olan ülkelerde genç kadınların hastalık oranı genç erkeklere göre çok daha fazla.Hay índices más altos en mujeres jóvenes que en hombres en muchos de estos países altamente afectados.
Çok enfekte olan ülkelerde genç kadınların hastalık oranı genç erkeklere göre çok daha fazla.Hodnoty jsou pak vyšší u mladých žen než u mladých mužů v mnohých z hůře postižených zemí.
Çok enfekte olan ülkelerde genç kadınların hastalık oranı genç erkeklere göre çok daha fazla.감염율이 높은 나라에서, 젊은 남성보다 젊은 여성들이 높은 감염율을 나타내는 것을 볼 수 있습니다.
Çok enfekte olan ülkelerde genç kadınların hastalık oranı genç erkeklere göre çok daha fazla.Młode kobiety chorują częściej niż młodzi mężczyźni w wielu wysoce zainfekowanych krajach.
Çok enfekte olan ülkelerde genç kadınların hastalık oranı genç erkeklere göre çok daha fazla.Vedem rate mai mari în femei tinere faţă de bărbaţi tineri în multe din ţările puternic afectate.
Çok enfekte olan ülkelerde genç kadınların hastalık oranı genç erkeklere göre çok daha fazla.Vidíme vyššie percentá u mladých žien než u mladých mužov v mnohých z týchto vysoko nakazených krajín.
Çok enfekte olan ülkelerde genç kadınların hastalık oranı genç erkeklere göre çok daha fazla.Vi ser högre andel i unga kvinnor än i unga män i många av dessa hårt drabbade länder.
Çok enfekte olan ülkelerde genç kadınların hastalık oranı genç erkeklere göre çok daha fazla.We zien hogere percentages bij jongere vrouwen dan bij jongere mannen in veel van deze hard getroffen landen.
Çok enfekte olan ülkelerde genç kadınların hastalık oranı genç erkeklere göre çok daha fazla.Wir sehen höhere Zahlen in jüngeren Frauen als in jüngeren Männern in vielen dieser stark betroffenen Ländern.
Çok enfekte olan ülkelerde genç kadınların hastalık oranı genç erkeklere göre çok daha fazla.אנו רואים רמות גבוהות יותר בנשים צעירות לעומת גברים צעירים ברבות מהמדינות בהן אחוז הנשאים גבוה.
Çok enfekte olan ülkelerde genç kadınların hastalık oranı genç erkeklere göre çok daha fazla.نرى نسباً أعلى بين فئة النساء اليافعات مقارنة بنفس الفئة من الرجال في معظم الدول ذات النسب العالية من المرض
Çok enfekte olan ülkelerde genç kadınların hastalık oranı genç erkeklere göre çok daha fazla.多くの感染率の高い国では では、そのような国はどこに位置しているのでしょうか?
Çünkü bu genç erkek ve kadınların okuma öğrenecekleri yaşlarında Taliban eğitimi kısıtladı.이들에게 읽고 배울 것들을 주지 않았기 때문입니다.
Çünkü bu genç erkek ve kadınların okuma öğrenecekleri yaşlarında Taliban eğitimi kısıtladı.Vì Taliban chối bỏ giáo dục trong suốt thời điểm mà đàn ông và phụ nữ nên học đọc.
Çünkü bu genç erkek ve kadınların okuma öğrenecekleri yaşlarında Taliban eğitimi kısıtladı.Защото талибаните задържат образованието по времето, когато тези мъже и жени е трябвало да се научат да четат.
Çünkü bu genç erkek ve kadınların okuma öğrenecekleri yaşlarında Taliban eğitimi kısıtladı.Талибан приостановил образование в то время, когда эти мужчины и женщины научились бы читать.
Çünkü bu genç erkek ve kadınların okuma öğrenecekleri yaşlarında Taliban eğitimi kısıtladı.Тому що Талібан закрив школи в ту пору, коли ці чоловіки та жінки мали вчитися читати.
Çünkü bu genç erkek ve kadınların okuma öğrenecekleri yaşlarında Taliban eğitimi kısıtladı.במהלך התקופה שהגברים והנשים הצעירים האלה היו לומדים לקרוא.
Çünkü bu genç erkek ve kadınların okuma öğrenecekleri yaşlarında Taliban eğitimi kısıtladı.خلال الفترة الزمنية التى كان يمكن أن يتعلم فيها هولاء الرجال و النساء
Çünkü bu genç erkek ve kadınların okuma öğrenecekleri yaşlarında Taliban eğitimi kısıtladı.それも 彼らが読み書きを学ぶべき時期にです それでは なぜ -
Çünkü İbrahim'in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek'in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.Bil je namreč dočista zaprl GOSPOD vsako maternico v hiši Abimelekovi zaradi Sare, žene Abrahamove.
Çünkü İbrahim'in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek'in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.Car l`Éternel avait frappé de stérilité toute la maison d`Abimélec, à cause de Sara, femme d`Abraham.
Çünkü İbrahim'in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek'in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.For Herren hadde aldeles lukket for hvert morsliv i Abimeleks hus for Abrahams hustru Saras skyld.
Çünkü İbrahim'in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek'in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.HERREN hade nämligen gjort alla kvinnor i Abimeleks hus ofruktsamma, för Saras, Abrahams hustrus, skull.
Çünkü İbrahim'in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek'in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.HERREN havde nemlig lukket for ethvert Moderliv i Abimeleks Hus for Abrahams Hustru Saras Skyld.

İlgili Sayfalar