kadınları ile cümle

kadınları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Alt sınıfları temsil eden kadınların yalnızca donuk renkleri kullanabilmelerine izin verilmiştir.Ženskam nižjega stanu, ki so si barvale nohte, pa so jim bile dovoljene le blede barve.
Kadınların bu yarışlarda resmi olarak yer alması ise ilk kez 1976 Montreal Olimpiyat Oyunları'nda gerçekleşti.Ženske so v veslanju na Olimpijskih igrah prvič nastopile na Olimpijadi leta 1976 v Montrealu.
Kadınlarınki daha farklıdır.Pišejo ženske drugače.
Savaş koşulları İsviçre'ye gidebilecek kadınların sayısını sınırladı.Izbruh vojne ji je preprečil vrnitev v Švico.
Çoğunlukla erkekler tarafından kadınların eli öpülür.Običajno moški obdarujejo ženske.
Ayrıca kadınların hem ev kadını olmaları hem de iş yerinde çalışıyor olmaları da konulaştırıldı.Mož je spoznal, da ima tudi žena doma veliko dela.
Zulma ona bunun kadınların bir ortak sorunu olduğunu söyler.Pove, da je nenavadno, da ima zaključno besedo ženska.
Stewart kadınların haklarını savundu.Aristotel je podcenjeval ženske.
Kadınların araba kullanmasına ise izin verilmemektedir.Ženskam je uporaba koke prepovedana.
Bunun en birincil sebebi kadınların da sigara kullanımında erkeklere eşitlenmesidir.Najverjetneje je to zaradi tega, ker se stopnje kajenja pri ženskah in moških približujejo.
Yalnız erkekler tapabilir, kadınların tapması yasaktır.Po tem pravu lahko nasledijo samo moški, ženske ne.
Özellikle Kadınların geleneksel giyimi ihramdır.Običajno so pajkice žensko oblačilo.
Ubır kadınları ve hayvanları emmeyi de sever.Zelo mu je bila všeč tudi narava ter živali.
Suudi Arabistan dünyada kadınların araba kullanmasını yasaklayan tek ülkedir.Saudo Arabija buvo vienintelė šalis pasaulyje, kur moterims drausta vairuoti viešuose keliuose.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Didelį dėmesį skyrė moterų paveikslams.
Kadınların sahip oldukları ve baktıkları çocuk sayısıyla ilgili karar verme hakları vardır.Moterys turi teisę pačios nuspręsti kiek vaikų turėti ar prižiūrėti.
Kadınlara oy hakkı, kadınların seçimlerde oy kullanma hakkıdır.Moterų rinkimų teisė – teisė moterims balsuoti ir kelti savo kandidatūras rinkimuose.
Nefertiti Mısır'ın en güçlü kadınlarından biriydi.Iš to galima spręsti, kad Nefertitė buvo viena iš įtakingiausių moterų Egipto istorijoje.
Kadınları etkilemek için en sık kullandığı replik "How you doin'?"dir.Dažnai naudoja frazę „Kaip sekasi?“ (How you doin'?), kad prisiviliotų merginas.
Araştırmalara göre kadınların %70'i ya hiç orgazm olamadıklarını ya da çok nadir olduklarını belirtirler.44% iš 2000 moterų, apklaustų S. Schnabl Vokietijoje, nepatyrė orgazmo ar patyrė jį labai retai.
OST-Arbeiterler arasında kadınların oranı erkeklere oranla daha çoktu.Moterų „darbininkių iš Rytų“ likimas buvo šiek tiek geresnis nei vyrų.
Kadınların sağlık ve beslenme gibi birincil bakım hakkı vardır.Moterys ir jų vaikai turi teisę didžiausią dėmesį skirti savo sveikatai ir mitybai.
Kadınları esas giysisi üç etek zıbındır.Moterų drabužių kraštai išsiuvinėti trimis juodais apvadais.
Kadınların ebeveynlerininkilere benzer görünümleri var.Kodėl mes panašūs į savo tėvus?
Kadınların sırıkla atlamayla tanıştığı ilk atletizm şampiyonasıdır.Pirmoji olimpinė čempionė moteris šuoliuose su slidėmis.
Karşılığında Afrodit, "tüm kadınların en güzeli' olan Helen'i, Paris'e aşık eder.Paris pasirinko Afroditę, kuri jam pažadėjo Helenę – gražiausią pasaulio moterį.
1936–1941 dönemi kadınların dirilişi dönemiydi.1926–1941 m. priklausė neounitams.
Reşaide kadınları çok süslü giysiler ve eşarp giyer.Moterys vilki labai spalvingus rūbus ir tatuiruoja rankas.
İslam dininde kadınların tesettürlü ve gösterişsiz giyinmesi gerekir.Kai kuriose bažnyčiose moterys privalo dėvėti galvos apdangalus.
Erkek nüfusunun azalması kadınların iş yaşamında daha etkin hale gelmesini sağladı.Užtat prožektorius labai palengvino žmonių darbą pramonės perversmo laikotarpiu.
Bu yasa ile kadınların sadece ev işleri ile uğraşması amaçlanmıştır.Dėl to kvietė moteris neužsidaryti tik namų rūpesčiuose.
Bu durum Japon asil kadınlarının durumlarına benzemektedir.Dėl šių priežasčių jie atrodo gana panašūs į japonų kepimo peilius.
Kadınların uzun yelekleri vardı.Tarp moterų plačiai buvo paplitę pakabukai.
Savaş koşulları İsviçre'ye gidebilecek kadınların sayısını sınırladı.Viena iš karo pasekmių Šveicarijai buvo galimybė išplėsti teritoriją.
Kadınların iyi bir eğitim almasını ve iyi bir eş, iyi bir anne olması için çabalamasını istedi.Jos galėjo gauti išsilavinimą, kuris joms padėdavo tapti dar geresne žmona bei motina.
Birçok ülkede kadınların seçme hakkı için, ilk gösterileri düzenlemişlerdir.Išrinktos į daugelio valstybių parlamentus jos ėmėsi darbininkų padėties pagerinimo.
Araştırma erkeklerin %58'inin kadınlarınsa %48'lik kısmının bu fobiden acı çektiği tespit etti.Pasak tyrimo, 18 % tokių pacientų patyrė apymirtinių įspūdžių.
Kadınların ve erkeklerin toplum içindeki ekonomik ve sosyal konumları birbirinden farklıdır.Vyrų ir moterų pareigos ir atsakomybės šeimoje labia skiriasi.
Suudi Arabistan dünyada kadınların araba kullanmasını yasaklayan tek ülkedir.Saudi Araabia oli maailma viimane riik, kus naistel oli keelatud autot juhtida.
Zamanının en gözde kadınlarından birisidir.Ta oli üks oma aja väljapaistvamaid naisi.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Paljudel juhtumitel osutasid tabatud, ka naisisikud, imeteldavat meelekindlust.
"Kadınların da partisi oldu".Pidudest võtsid osa ka naised.
Rajavi, kadınların da erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğine tam olarak inanmaktadır.Wollstonecraft väitis, et naistele tuleb anda meestega võrdsed võimalused.
Ek madde özellikle kadınların oy hakkını genişletmiştir.Ta kaitses eriti naiste valimisõigust.
Suudi Arabistan'da kadınların spor oyunlarında yarışması yasak.Ainsa riigina ei saatnud Saudi Araabia võistlema naissportlasi.
Kız çocuklarının babalarına, kadınların ise eşlerine hizmet etmesi gerekirdi.Tema vanemad annetasid tütarlapse neerud abivajajatele.
Aynı zamanda kadınlarımızın sosyal gelişimleri mümkün olacaktır.Transport võib ka kujundada sotsiaalseid struktuure.
Kadınların seçme ve seçilme hakkı ve üniversitede eğitim görebilmeleri için savaşmışlardır.Naistel keelati tööl käimine, tütarlastel koolis ja ülikoolis käimine.
Erkeklerle kadınların eşitliği ilan edildi.Näiteks meeste ja naiste palkade võrdlemine.
Ülke genelinde kadınların ortalama ömrü 43 iken, erkeklerde 44'tür.Seal on meeste keskmine eluiga 42 aastat ja naistel 47 aastat.
Kadınlara oy hakkı, kadınların seçimlerde oy kullanma hakkıdır.Naiste valimisõigus on naiste õigus osaleda rahvaesindajate valimistel nii valijate kui ka valitavatena.
Kadınların 1500 metre koşmalarına 1972 Yaz Olimpiyatları'nda izin verildi.Ta osales 2000. aasta suveolümpiamängudel naiste 5000 meetri jooksus.
Kadınların en az %2'sinde ve erkeklerin %4'ünde görülmektedir.Arvatakse, et selle all kannatavad ligi pooled naistest ning neljandik meestest Ameerika Ühendriikides.
Kadınların ihramı ise kendi giysileridir.Muhv on naiste rõivastusese.
Burada kadınların fazla testosteron (bir erkek hormonu)bulundurup bulundurmadığı test edilecekti.Naistele, kellel puudub sugutung, antakse täiendava ravina testosterooni.
Surede inanan kadınların inançsız erkeklerle evlenemeyecekleri kesin karara bağlanır.Usutakse, et tulevik on nii kindel, et otsus abielluda ei nõuagi otsust.
Ayrıca kadınların hem ev kadını olmaları hem de iş yerinde çalışıyor olmaları da konulaştırıldı.Sel viisil said nad veenduda, et nende naised olid ikka kodus oma naisekohuseid täitmas.
Ulusal Kadınların Tarihi Projesi.Rahvusooperi ajaloost.
Bu kadınların birçoğu aile şirketleriyle çalışıyor ve ev dışında çalışmaya teşvik ediliyorlar.See on paljudes piirkondades naiste jaoks ainuke võimalus töötada väljaspool kodu ja raha teenida.
"Böylece yaşlı kadınların da hayallerinin gerçek olabileceğini görmüş olduk.Indrekul on tunne, et unenäod kestavad ka ilmsi.

İlgili Sayfalar