kadınları ile cümle
kadınları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Aynoroz'da kadınların girmesi yasak olduğundan Aynoroz'da hiç kadın yoktur.Pe Muntele Athos, nu este permis accesul femeilor.
Yaşadıkları fiziksel şiddeti kimseye anlatamayan kadınların oranı %48.5.Pentru 8,45% din populație apartenența etnică nu este cunoscută.
Ertesi gün aynı ev bu sefer kadınları misafir eder.A doua zi scena s-a repetat, de data asta numai cu bărbații.
Artık o küçük düşürülmüş kadınların intikam iblisidir.Este ținta finală a răzbunării Miresei.
Kadınlarımız ise yardımlaşma ve dayanışmayı dün olduğu gibi bugünde sürdürmektedir.Observatorul păstra și distribuia ora, ca și azi.
Cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi.Pentru a îmbunătăți relațiile de gen și promovarea egalității de gen.
"Romalı Kadınların Dinsel Rolleri".Invazia dansatoarelor românce”.
Japon erkekleri için kadınların boyun arkası güçlü bir cazibe yeridir.Această parte a corpului femeii reprezenta o atracție pentru mulți bărbați japonezi.
1883'te evli kadınların mülkiyet hakları ile ilgili yasanın çıkmasına destek verdi.Pe 1 ianuarie 1883, femeile măritate obțin dreptul de a-și pretinde propriile bunuri după căsătorie.
Bunun sonucu olarak da kadınların seçme ve seçilme hakkının kabulü gerçekleşmiştir.S-a adoptat dreptul femeilor la vot și reprezentarea proporțională.
Vejetaryen kadınların daha çok kız bebek doğurduğuna ilişkin bir araştırma vardır.Unele studii arată că la femeile vegetariene este mai probabil să aibă copii de gen feminin.
İslam'da kadınların liderlik etmesi ile ilgili yorum farklılıkları görülür.Tema principală o constituie condiția femeii în islam.
Anadolu kadınlarını iri gözlü, küçük burun ve küçük ağızlı olarak betimledi.Iar personajele sunt desenate în stilul “moe” anume cu ochii mari și nasul și gura mică.
GM, IM ve FM unvanları erkekler ve kadınların her ikisi için geçerlidir.A GM, IM és az FM címeket férfiak és nők egyaránt elnyerhetik.
UNFPA'nın 2010 yılı raporuna göre, KGM uygulanan kadınların %20'sine infibulasyon uygulanmıştır.Az UNFPA 2010-es felmérése szerinte a megcsonkított nők 20 százaléka esett át infibuláción.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Különös tekintettel a nők rajztanítására.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Az asszony pletykák egész sorára adott okot kijelentéseivel.
Chuck kadınları çok seven çapkın birisidir.Chuck igazi nőfaló, a nők kedvence.
Bu türlü soylu kadınların tehlikeli kişiler olduklarını bildirir.Azt próbáltam meg elmondani, hogy az előkelő emberek is lehetnek kurvák.
Kadınların Budist keşişlere dokunmaları yasaktır.Ne adjunk közvetlenül pénzt a buddhista szerzeteseknek.
Kadınların araba kullanmasına ise izin verilmemektedir.A nők nem vezethetnek gépjárművet.
Feminist temalı şarkının sözleri kadınların güçlendirilmesi hakkındadır.A dal feminista hangvételű, szövege a nők bátorításáról szól.
Juliet, adadaki hamile kadınların bu odaya geldiklerini ve burada öldüklerini söyler.Juliet tudatja a dokival, hogy a szigeten a terhes nők elhaláloznak és ere kerestek megoldást.
Böylece, XV. Louis'nin sarayındaki kadınların ressamı oldu.Később ő lett XV. Lajos udvari festője.
Ayrıca insanlık tarihinin en acımasız kadınları arasında yer alır.Nők a történelem legkegyetlenebb férfiainak életében.
Kadınların saçlarını kesmesine müsaade yoktur.Azonban emiatt nem engedi levágatni a fiúk hosszú haját.
Bu oyun, o dönemin kadınlarının yaygın olan görüşlerini temsil etmektedir.Ez az álláspont az akkori női társadalommal szembeni attitűdöt képviselte.
Kadınların geleneksel kıyafetleri de farklıdır.A kurdok hagyományos öltözete más.
Kadınları da savaşa katılmıştır.Én is voltam háborúban.
Kadınların yalnızlığı ve ezilmişliği onu çok etkilemiştir.Meglepte és taszította a nők szabados viselkedése.
Zetkin kadınların oy hakkı ve fırsat eşitliği gibi konularda kadın politikasına da eğildi.Zetkint érdekelték a nők politikai jogai, harcolt az egyenlő lehetőségekért és a nők választójogáért.
Hamile genç kadınların sınırdışı edildikleri örnekler de yaşanmıştır.Ugyanígy csökkentek a terhes nők reumás panaszai is.
19. yüzyılın sonunda İngiliz üst orta sınıf erkek ve kadınların katılımıyla popülerliği artmıştır.A 19. század végétől az intézmény polgári leányiskolával bővült.
Titian'ın kadınları peridir.Földesura a tihanyi apát.
Kadınların işgücüne katılımı ile ev hanımlığı arasında ters bir ilişki söz konusudur.Az úrnő és szolgálólány ábrázolása között éles kontraszt figyelhető meg.
Bu örgütlenme kadınların ilk örgütlenmesiydi.Ez volt az ország egyik első női szervezete.
Ayrıca kadınların sünnet edilmesine karşı çalıştı.Ezután hozzáláttak a nőalak ledöntésének előkészítéséhez.
Şarkının sözleri kadınların güçlendirilmesi hakkındadır.A dal szövegileg a nők bátorításáról szól.
Angelou siyahilerin ve kadınların sözcüsü olarak saygınlık kazandı.Művei révén Angelou közismert és nagy tiszteletben álló szószólója lett a feketéknek és a nőknek.
Fortune dergisi tarafından dünyanın en güçlü kadınları listesine ilk sıradan girdi.Az ELLE a világszinten legnagyobb példányszámban eladott női magazin.
Ateşi ve kadınları sever.Szeretik a tüzet és a füstöt.
Bochum-Günnigfeld bölgesinde kadınların payı yüzde 51,9, yabancı oranı ise yüzde 7,9 olarak saptanmıştır.A savannah-iak 39,5 százaléka fehér, míg 57,0% fekete.
Ona göre kadınların toplumsal ve bireysel konulardaki yeteneklerinin desteklenmesi gerekmektedir.Szinte minden egyes írásában azt követelte, hogy a nők is részt vehessenek a politikai és társadalmi vitákban.
Cumhuriyet Aydınlanmasında Öncü Kadınlarımız.A köztársaság élén a herceg állt.
Adet döngüsünün farklı evreleri, kadınların ruh halleriyle ilişkilidir.A sárközi hímzés főként a női viselethez kötődött.
Osman Hamdi Bey resim kariyeri boyunca sık sık iç mekanlarda Osmanlı kadınlarını resimledi.A rajzfilmekben Mr. Beannek gyakran van dolga egy félszemű macskával.
Bu bildirgede kadınların hukuki, politik ve sosyal alanda eşit kılınmasından bahsedilmiştir.Ebben követeli a nők egyenjogúságát a hivatás és a politika területén.
Seçim yasası değiştirilerek kadınların da oy kullanması sağlanır.Alkotmánymódosítást is javasolhat, amelyről elfogadása esetén a népnek kell döntenie.
Kadınları hâlâ anlamıyorum.Még mindig nem értem a nőket.
Windsor’un Şen Kadınları.Windsorin iloiset rouvat.
1900 - Fransa'da çocuk ve kadınların çalışma saatleri, günde 11 saat ile sınırlandırıldı.1900 – Naisten ja lasten työpäivän pituus rajoitettiin Ranskassa lailla 11 tuntiin.
Crane ve Kauffman, Joey'nin kadınları, sporu ve New York'u seven tipik sığ bir erkek olmasını istiyordu.Crane ja Kauffman halusivat Joeyn olevan mies, joka rakastaa "naisia, urheilua, naisia, New Yorkia ja naisia".
Suudi Arabistan dünyada kadınların araba kullanmasını yasaklayan tek ülkedir.Saudi-Arabia oli viimeinen maa, jossa naisilla ei ollut ajo-oikeutta.
Erkeklerin kullandığı cirit 800 g, kadınlarınki ise 600 gr ağırlığındadır.Miesten kilpailukeihäs painaa 800 grammaa ja naisten 600 grammaa.
Kadınların üç tane kadınsı giysi giymeleri gerekiyordu, ve eğer bu giysileri giymedilerse tutuklanırlardı.Naisilla tuli olla yllään ainakin kolme naisten vaatetta, muuten heidät pidätettiin.
Zamanının en gözde kadınlarından birisidir.Hän on yksi luokan suosituimmista tytöistä.
Kadınları da savaşa katılmıştır.Taisteluun osallistui heidän puoleltaan myös naisia.
Bunun bir işareti olarak, parti kadınları kabul etmeye başladı.Osana tätä alettiin järjestää liittojuhlia.
Bochum-Weitmar bölgesinde kadınların payı yüzde 52, yabancı oranı ise yüzde 4,5 olarak saptanmıştır.Jos spina bifida -lapsia on perheessä jo kaksi, nousee todennäköisyys 50 prosenttiin.
Seçim yasası değiştirilerek kadınların da oy kullanması sağlanır.Mihin naisten äänioikeus velvoittaa?