kadınları ile cümle
kadınları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Zamanının en gözde kadınlarından birisidir.Одна з найосвіченіших жінок свого часу.
Hikâyeler, Japonya'da yaşayan kadınların gündelik deneyimleri hakkında olmaya meyillidir.Сюжет найчастіше описує повсякденне життя жінки, що живе в Японії.
Kitaplarında kadınların hayatlarına değinmiştir.Усі її книги зосереджені на житті жінок.
Böylece kadınların davranışlarının erkeklerin kontrolü altında olması meşrulaştırılmaktadır.Жіноча любов впливає на поведінку оточуючих чоловіків.
Katledilenlerin içinde kadınların da olduğu görülmüştür.Серед вбитих були жінки, неповнолітній.
Kadınları sık sık dairesine davet eden yazar, bu ilişkilerinden güncesinde bahsetmişti.Він часто запрошував жінок у свою квартиру, і він описує багато своїх справ у щоденнику.
Rajavi, kadınların da erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğine tam olarak inanmaktadır.На думку ліберальних феміністок, всі жінки повинні мати право бути рівними з чоловіками.
Kadınların çalışma perspektifleri, kıyafet reformu ve aile gibi konularda konuşmacı oldu.Гілман стала доповідачкою з таких тем, як жіночі погляди на роботу, реформи сукні та сім'ї.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk bilim kadınlarındandır.Одна з перших видатних жінок в португальській науці.
Kadınların üç tane kadınsı giysi giymeleri gerekiyordu, ve eğer bu giysileri giymedilerse tutuklanırlardı.Ženy musely mít na sobě tři kusy ženského oblečení a když je neměly, byly zatčené.
Bunlardan ilki kadınların toplumsal var oluşa olan katkılarını ele almıştır.Jeho bývalí posluhovači však povědí o milostných dopisech jejich manželům.
1904 yılında Berlin’de kadınların oy hakkı için bir dünya federasyonu kurulmuştur.V roce 1904 se konala Mezinárodní ženská konference v Berlíně.
Kadınların rahat bırakmadığı adam.Muži, kteří nemají ženy.
Evli kadınları bile ayartmış.Mohou je nosit i vdané ženy.
Fuller, kadınların haklarının ve özellikle, kadınların eğitim ve istihdama katılma hakkının savunucusuydu.Fuller byla obhájkyní ženských práv, zejména vzdělání žen a jejich práva na zaměstnání.
Alkarısı sadece yeni doğum yapmış kadınları rahatsız eder.Samice se o nově narozené jedince starají společně.
Ayrıca kadınların oy hakkının genişletilmesi için de savaştılar.Aktivně také podporuje boj za volební právo žen.
Kadınların araba kullanmasına ise izin verilmemektedir.Všichni totiž nemohou řídit auta.
Cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi.Prosazovat rovnost pohlaví a posílit roli žen ve společnosti.
Ressamlar ve Kadınları.Dorostenky a ženy.
Bu keselere çoğunlukla kadınların prostatı da denir.Někdy je tento obor také zván souslovím ženské lékařství.
Ülke genelinde kadınların ortalama ömrü 43 iken, erkeklerde 44'tür.Délka života je u mužů průměrně 43 let, u žen 47.
Bir süredir Kajol Hindistan'daki dul kadınların çocuklarına yardım ediyor.Ve Vídni si přivydělával doučováním dětí z místních rodin.
Başlangıçta insan gücüyle sürülen tobagganlar erkeklerin önden çekip kadınların da arkadan ittiği kızaklardı.Potom ten obyčej mrskání proutkem muži k ženám a obráceně zachovávali.
Medyayı oynat Korfbol, erkeklerle kadınların birlikte oynadıkları tek takım sporudur.Přehrát média Korfbal je míčová kolektivní hra, ve které spolu nastupují společně muži i ženy.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Fotografuje rovněž ženské akty.
Köy kadınları güzel çörekler yapar.Vesnicí protéká Dobrovka.
Bu, Umutsuz Ev Kadınları'ndaki karakterlerin bir listesidir.Toto je seznam dílů seriálu Zoufalé manželky.
Tıp ve eğitim alanları kadınların akademik olarak çalışabilecekleri en son alanlar olmuştur.Jaké školní činnosti a zkušenosti mohou nejlépe posloužit k dosažení těchto cílů?
Ama Müslüman kadınların tiyatroda oynamasının yasak olduğu gerekçesiyle polis kovuşturmasına uğradı.V souladu s islámskou tradicí nebylo muslimkám povoleno vystupovat na divadle.
Dolayısıyla, geleneksel Suudi kadınlarının büyük çoğunluğu yüzlerini de örter.Místo však normálních obličejů svých kolegů vidí příšery.
Umutsuz Ev Kadınları dizisinin ikinci sezonu.Druhá šance pro bezdomovce v Plzni.
Satirino gayet alaylı bir şekilde kadınların hep vefasız olduklarından yakınır.Na druhou stranu není pochyb o tom, že byl Tennyson silně přitahován ženami.
Özellikle savaş zamanındaki işçi kadınları konu oluyor.Chodili do ní zejména váleční sirotci.
Esir alınan Yunan askerlerinin bazıları tecavüz ettikleri Türk kadınları tarafından linç edildi.Mezi oběťmi převažují ženy znásilněné některým z mužských rodinných příslušníků.
Kastamonu Türk Kadınları Anıtı.Pátrala, kdo platí ruské trolly.
Amazon kadınlarının neden erkeklerden nefret ettiklerine dair iki söylence vardır.Je mnoho teorií o tom, proč kayanské ženy nosí spirály na krku.
Kız çocuklarının babalarına, kadınların ise eşlerine hizmet etmesi gerekirdi.Uniformu museli platit dívkám rodiče.
İktisaden faal olmayan nüfusun büyük kısmını ev kadınları oluşturmaktadır.Ženy jsou ve většině případů počítány mezi skrytou část bezdomovecké populace.
Tecavüze uğrayan kadınların sayısının 200’ü aştığı tahmin edilmektedir."V súdánském Dárfúru prý masově znásilnili 200 žen".
Suudi Arabistan dünyada kadınların araba kullanmasını yasaklayan tek ülkedir.Tato země je přitom jediná na světě, kde ženy nesmějí ani řídit auto.
Bu yapıyı sarsacak tek şey, karar mercilerindeki kadınların sayısının artması.Jediné, v čem se samotné stavby liší, je počet schodů.
Hatta bu kadınların bazıları cinsel ilişkiden nefret ederler.Stejně jako ostatní duše i ona nenávidí násilí.
Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.Nikdo se spolu nebavil, nikdo neutěšoval plačící ženy, nikdo nezastavoval vzlykání dětí.
Kanal, kadınlara yönelik veya başrollerde kadınların olduğu programlar yayınlar.Což vyvolalo mezi lidmi otázky zda chystá kanál spíše pro ženy či muže.
Mısırın erken dönemlerinden itibaren kadınların, anne ve çocukların Baş Azize (ing.Před úsvitem, po ránu : eseje o dětech a rodičích.
Siyasette ve iş dünyasında da kadınların oranı gelişmiş ülkelerde bile epey düşük.V zemích tzv. třetího světa je role lidské práce značná, v průmyslových oblastech již méně.
1900 - Fransa'da çocuk ve kadınların çalışma saatleri, günde 11 saat ile sınırlandırıldı.1900: În Franța, ziua de muncă pentru femei și copii este limitată prin lege la 11 ore.
Kadınların uçak kullanmalarına izin verilir fakat havaalanına şoförle gitmeleri gerekir.Femeilor le este permis să piloteze avioane, dar trebuie să fie conduse de un șofer bărbat la aeroport.
Aralarında liseyi konu alan birkaç manga bulunmasına rağmen çoğunluğu yetişkin kadınların hayatlarını anlatır.Deși sunt unele care se referă la viața în liceu, majoritatea urmăresc viața unor femei adulte.
Ayrıca kadınların oy hakkının genişletilmesi için de savaştılar.De asemenea, a militat pentru dreptul la vot al femeii.
Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.Niciunul dintre ei nu au fost lăsați în viață; nu au fost cruțați nici femeile nici copii."
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Învingătorii își strâng în jurul lor mai multe femele.
Sadr, İran'da kadınların yasal hakları konusunda uzman bir kişidir.Shada este una din marile avocate din Yemen, pentru drepturile femeii.
Amerika Birleşik Devletleri'nin Wyoming Bölgesi: kadınların genel oy hakkı bulunmaktaydı.Wyoming din Statele Unite este primul stat american care acordă dreptul la vot femeilor.
Köylü kadınların biri "Turiddu öldürüldü." diye bağırır.O femeie aduce tragica veste: Turiddu a fost ucis.
Rosie the Riveter yaygın olarak feminizm ve kadınların ekonomik gücünün bir sembolü olarak kullanılır.Rosie Riveter este considerată imaginea feminismului în Statele Unite.
Kadınları erkekten kaçınmaz; yabancı erkeklerle beraber otururlar ancak konuşmaktan imtina ederler.Nu îngăduiesc femeii nici să învețe pe altul, nici să stăpânească pe bărbat, ci să stea liniștită.
Müslüman kadınların camilere erişebilme hakkı talep edilmelidir.Comunitățile devenite musulmane au nevoie de cărți.
Kadınların okula alınmasına ise ilk olarak 1895 yılında izin verildi.Femeile au fost autorizate să studieze la această universitate începând cu anul 1895.