kadınları ile cümle
kadınları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Evli kadınları bile ayartmış.Não deitar com mulheres casadas.
En çok tanındığı eserleri zarif genç kadınları konu aldığı portreleridir.Juízes competentes consideraram que os seus trabalhos mais bem sucedidos eram retratos de mulheres e crianças.
Ailesinin dini inançlarını reddetti, evli kadınlarla ve hayat kadınlarıyla ilişkiler kurdu.Ele morreu sob a nossa espada livre, com suas mulheres e seus filhos.
Evli kadınların kocalarını terketmesi halinde "kalın" erkek tarafına geri ödenir.Tudo começa a complicar quando o "falecido" marido retorna.
Amerika Birleşik Devletleri'nin Wyoming Bölgesi: kadınların genel oy hakkı bulunmaktaydı.EUA, Wyoming: Wyoming concedeu às mulheres o direito de votar, o primeiro estado dos EUA a fazê-lo.
Ülke genelinde kadınların ortalama ömrü 43 iken, erkeklerde 44'tür.Na maior parte do mundo, as mulheres vivem, em média, quatro anos mais que homens.
Ayrıca kadınların sünnet edilmesine karşı çalıştı.Também se disse que as obrigara a prostituir-se.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Me joguei na ideia de desenhar casacos para mulheres.
Bu sayede, ileri tetkik gereken kadınların seçilmesini sağlar.Ela seleciona as transportadoras necessárias.
Zamanının en gözde kadınlarından birisidir.Era considerada uma das mulheres mais bonitas de sua época.
Geleneksel yaşayan en seksi kadın seçimi, kadınların çekicikliklerine göre seçilir.A regra dos costumes mais antigos parece ter sido a de mulheres sucederem a mulheres.
Kadınların toplumsal mücadeledeki rolü sık sık vurgulanır.Pouco a pouco vão aparecendo as personagens femininas da luta.
Kadınların ırzına geçerler, vahşice işkence yaparlar.Ela tem medo de serpentes e de ser estuprada.
Kadınları çok çalışkandır.Eles são pessoas muito dedicadas.
Kadınların saçlarını kesmesine müsaade yoktur.«3 razões para mulheres perderem os cabelos».
Bu portreler genellikle zengin sosyete kadınları ve finanscıların eşlerinin veya gözdelerinin resimleri idi.Com frequência, essas revistas contém fotografias de mulheres e/ou homens atraentes.
Kadınların özellikle hadis ilmine yöneldiği görüldü.Mulheres foram especialmente atraídas ao movimento.
20. yüzyılı 30'lu yıllarında, kadınların hafif bir tatil giysisi olarak plaj pijaması giymeleri moda oldu.No século XIX, as mulheres faziam uso de calções bufantes por baixo de túnicas para frequentar as praias.
Stewart kadınların haklarını savundu.Hoyer apoia os direitos dos homossexuais.
Kadınların araba kullanmasına ise izin verilmemektedir.Ali não são permitidas indústrias.
Aynı renkler Mısırda erkek ve kadınları için de kullanılıyordu.Podem tambem ser usadas no ânus, tanto por mulheres como por homens.
Katledilenlerin içinde kadınların da olduğu görülmüştür.Naqueles que foram examinados, foram encontrados restos femininos.
Kadınların yüksek güç ve otorite pozisyonlarına sahip olduğu durumlar vardı.Muitos escravos puderam, assim, alcançar posições de poder e influência.
Sayısız karakter rolünde oynamış, özellikle sert Anadolu kadınlarını canlandırmıştır.Interpretou muitos personagens étnicos, indígenas principalmente.
Bu yasa tüm kadınları kapsar.Quase todas essas igrejas ordenam mulheres.
Casanova ayartılmaktan hoşlanırdı ve kendisini kadınların arzu objesi olarak görmeyi severdi.Embora Freeman temesse por sua segurança, ela gostava do desafio da investigação.
Burjuva sınıfına mensup kadınların sınırlı seçme hakkı alma durumu artmaya başladı.Integrou desde muito jovem as categorias de base da Seleção Croata.
2005'te, Arroyo Forbes dergisince yapılan Dünyanın En Güçlü Kadınları anketinde dördüncü oldu.Em 2005, Arroyo foi apontada como a quarta mulher mais poderosa do mundo pela revista Forbes.
Kadınların koruyucusudur.O guardião da constituição.
Fadil tüm kadınları arzuluyordu.Fadil desejava todas as mulheres.
Sadr, İran'da kadınların yasal hakları konusunda uzman bir kişidir.Sadr is een deskundige op het gebied van vrouwenrechten in Iran.
Bazıları bizim kadınlarımıza ucuz diyor, fakat biz onlara sadece "Anne" diyoruz." ifadesini duydular.Sommige mensen betitelen onze vrouwen als 'goedkoop' maar wij noemen ze gewoon 'Mama'").
Ayrıca diğer kabilelerin kadınlarını da köle yapmışlardır.Zij maakten ook vrouwen van andere stammen tot slaaf.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Veel leden zeiden overigens weinig aanmeldingen van vrouwen te verwachten.
Sarayın bir diğer tarafında Haly İtalyan kadınlarını öven bir şarkıya koyulur.Elders in het paleis bezingt Haly de Italiaanse vrouwen.
Ardından kadınlar, kadınların bu kötü muameleden nasıl kurtulacağını tartıştılar.De vrouwen deden dat deels uit wraak over de dood van hun (westerse) echtgenoten.
Rosie the Riveter yaygın olarak feminizm ve kadınların ekonomik gücünün bir sembolü olarak kullanılır.Rosie the Riveter staat symbool voor het feminisme en de economische kracht van vrouwen.
Kadınların çalışma hayatına düzenleme getirildi.Vrouwenarbeid moest sterk geregeld worden.
Zamanla uzaylılar insan kadınları ile çiftleşip karışmışlardı.Buitenaardse wezens hebben zich vervolgens met de inheemse bevolking gemengd.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Ook vervaardigde hij beelden van vrouwenfiguren.
Kadınların yüksek güç ve otorite pozisyonlarına sahip olduğu durumlar vardı.Vrouwen hadden echter wel veel macht en inspraak.
Romalıların Sabin kadınlarını kaçırması hikâyesi de burada geçer.Tijdens dat feest ontvoerden de Romeinen de huwbare Sabijnse vrouwen.
Kadınların rahat bırakmadığı adam.De vrouwen zijn er niet gerust op.
Çocukların ve kadınların koruyucusudur.Verberg de vrouwen en de kinderen.
Kadınların mirastan pay alma hakkı yoktur.De dames hebben helaas geen geld voor vakantie.
Biz onların erkeklerini öldürdk ve kadınlarını dul bıraktık.Daarom redden Wij hem en zijn familie behalve zijn vrouw; Wij deden haar tot de achterblijvenden behoren.
Hayat kadınları son birkaç aydır kayıplara karışmaktadır.De slachtoffers kwamen tijdens de laatste maanden van de oorlog om het leven.
Ayrıca kadınların oy hakkının genişletilmesi için de savaştılar.Ook mannen deden hun zegje en pleitten voor algemeen vrouwenkiesrecht.
Kadınların araba kullanmasına ise izin verilmemektedir.Chauffeurs zonder pas mogen niet rijden.
Zamanının en gözde kadınlarından birisidir.Ze gold als een van de mooiste vrouwen van haar tijd.
Kadınların sağlık kontrolü düzenlidir.Er heerst een vrouwenoverschot.
Kadınları da savaşa katılmıştır.Ook hun vrouwen vochten mee.
Bundan önce kadınların bu tür tesislere girme hakkı yoktu.Zwangere vrouwen hadden daar geen recht op.
Bu örgütlenme kadınların ilk örgütlenmesiydi.Voor de vrouwen was dit de eerste editie.
2013 yılında Umutsuz Ev Kadınları'nda Suzan karakterini canlandırmıştır.In 2010 speelde ze ook een bijrol in Desperate Housewives.
1869 yılında John Stuart Mill The Subjection of Women (Kadınların Köleleştirilmesi) kitabını yayınlamıştır.In 1869 vertaalde Brandes in 1869 het controversiële essay The Subjection of Women van John Stuart Mill.
Östrojen hormonu kadınların yüksek acıya dayanmasını sağlar.De beet van de vrouwtjes veroorzaakt veel pijn.
Kadınlarınki daha farklıdır.De mannetjes verschillen van de vrouwtjes.
Yalnız erkekler tapabilir, kadınların tapması yasaktır.Alleen mannen mogen zich hiervoor kandidaat stellen, en alleen vrouwen mogen stemmen.
Bu sayede, ileri tetkik gereken kadınların seçilmesini sağlar.Deze beslissing leidt naar een keuze die de dames moeten maken voor de rest van hun leven.