kadınları ile cümle
kadınları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Dünya çapında kadınların eğitim - öğretim hakkından yoksun veya ikinci planda bırakılması.ترك النساء في جميع أنحاء العالم كخطة ثانية أو حرمانهم من حق التعليم والتعلم.
Smithsonian Enstitüsü Caldicott'u 20. yüzyılın en etkili kadınlarından biri olarak isimlendirmiştir.تصف مؤسسة سميثسونيان كالديكوت بإنها واحدة من أكثر النساء تأثيرًا في القرن العشرين.
The New York Times'a göre, 2007 itibarıyla Mısırlı kadınların yaklaşık yüzde 90'ı şu anda başörtüsü takıyor.ووفقا لصحيفة نيويورك تايمز، حوالي 90% من النساء المصريات في الوقت الحالي يرتدين الحجاب.
Kadınların iskelet yapısı erkeklerinkine göre daha az yoğun olduğu için kırılmaya daha müsaittir.والهيكل العظمي للمرأة يكون أكثر عرضة للكسر بسبب أنه أقل كثافة مقارنة بالرجال.
Kadınların askerlik tarihi, 4000 yıl öncesine uzanan bir dönemi, birçok ulusu ve dönemi kapsamaktadır.الخدمة العسكرية للنساء لها تاريخ يمتد على مدى 4,000 سنة مضت، في عدد كبير من الثقافات والشعوب.
8 Şubat 1935'te ilk defa meclis seçimlerine katılan Türk kadınları mecliste 18 sandalye elde ettiler.وحصلت المرأة التركية، التي شاركت في الانتخابات البرلمانية للمرة الأولى في 8 فبراير 1935، على 18 مقعدا.
Kadın müzeleri; kadınların eğitimi, güçlenmesi ve kendilerine olarak güvenlerinin artması için önemlidir.لمتاحف المرأة أهمية كبيرة في تعليم النساء وتمكينهنَّ وتزويدهنَّ بالثقة في النفس.
Çalışan kadınların yarıya yakını tekstil işkolunda çalışırken, ikinci büyük çalışma alanı ev hizmetleri idi.ويعمل ما يقرب من نصف النساء في مصانع النسيج، حيث يشكل خادمو المنازل ثاني أكبر فئة عمل.
İktidar partisi, mitinglere katılan kadınların bizzat bu tür olaylardan sorumlu olduğunu iddia etti.وأكد الحزب الحاكم أن النساء المشاركات في المسيرات مسؤولات شخصيا عن مثل هذه الحوادث.
Kadınların geleneksel kıyafetleri de farklıdır.ملابس النساء يوميا.
Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.فلم يُترك أحداً من هؤلاء حياً؛ ولم ينج النساء ولا الأطفال".
Dergi genel olarak kadınların siyasal taleplerinin duyurulmasını kapsayan içeriği ile için yayın yapmıştır.كان محتوى المجلة بشكل خاص حول الإعلان عن مطالب المرأة السياسية.
1893'te o dönemde Britanya İmparatorluğu kolonisi olan Yeni Zelanda kadınları oy hakkını elde etti.وفي عام 1893، منحت مستعمرة نيوزيلندا البريطانية المرأة حق التصويت.
Cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi.3-التحفيز على المساواة بين الجنسين و تمكين النساء.
Ressamlar ve Kadınları.أبطال ونساء.
Daha sonra, o yardımcıları gibi diğer kadınları eğitmeye başladı.وبعد ذلك، دربت نساء أخريات للمساعدة.
"Zenanname: Kadınları anlatan kitap".أنظر أيضا إلى: نساء مذكورات في القرآن .
1856: Osmanlı topraklarında kadınların köle ve cariye olarak alınıp satılmaları yasaklandı.1804 السويد: مُنحت المرأة تصريح لتصنيع وبيع الشموع.
""Tuhaf" kadınların özgürleşme hikayesi".باسم "تحرير المرأة".
Kadınların Budist keşişlere dokunmaları yasaktır.يحظر على الرهبان البوذيين تناول لحوم الأفيال.
Padişahların kadınları ve kızları (5. bas.).خصائص أمير المؤمنين (للنسائي) ص 5 .
Kadınların, kadın ve erkek herkes için örnek olmaları gerektiğine inanır.نحن نؤمن بأن كل رجل وامرأة وطفل لديه الحق في الغذاء.
Erkek yazarlar, kadınların genel olarak cinselliği nasıl tecrübe ettiklerine çok az ilgi gösterirlerdi.لم يعطي الكتاب الرومان الذكور أي اهتمام لكيفية ممارسة النساء للنشاط الجنسي بشكل عام.
Romalıların Sabin kadınlarını kaçırması hikâyesi de burada geçer.وفي أثناء الاحتفال انتزع الرومان فتيات السابيين قهرًا.
20. yüzyılın başında Mısırlı kadınların kullandıkları burka tartışma konusu oldu.نشب النقاش حول وضع المرأة المصرية والحجاب في مطلع القرن العشرين.
Kadınların ilk kez sahnede rol aldıkları görülür.التقيا أول مرة بشأن احتمال مشاركتها في مسرحية له.
Türk erkekleri ve kadınları saçlarını örerlerdi.وكان النساء والرجال الخزريين يضفرون شعر رؤوسهم.
Kadınların rahat bırakmadığı adam.نساء بلا ظل.
Daha sonra gelin hazırlanır ve kız tarafı ve komşu kadınları toplanır.رجل يناقشها وامرأة تناقشه والجيران يسمعون.
1915 - ABD Temsilciler Meclisi, kadınların da oy kullanması yönündeki kanun teklifini reddetti.1915 - مجلس النواب الأمريكي يرفض مشروعًا لمنح المرأة حق التصويت في الانتخابات.
1978 yılında kadınların siyasete katılması konusundaki doçentlik tezini bitirir.وفي عام 1978 انتهت من الماجستير برتبة أستاذ مساعد التى تحدثت عن مشاركة المرأة في الحياة السياسية.
Hava kuvvetleri, bünyesine kadınları almama kararı alsa da 1994 yılında bu karar kaldırılmıştır.وعلي الرغم من أخذ قرار بعدم ادراج النساء في القوات الجوية، الا أن هذا القرار قد ألغي في عام 1995.
Kadınların saçlarını kesmesine müsaade yoktur.إذ المرأة إن كانت لا تتغطى فليقص شعرها.
Kadınların mirastan pay alma hakkı yoktur.ولا تملك المرأة حق الاعتراض.
"Şüphesiz, seçim gününde oy vermeye giden kadınların durumu, Kerbela'ya giden Zeynep'in durumu gibidir."ولا زال المصنفون في يومنا ينشئون أصنوفة ما مكتفين بكونها متشابهة في العرق، كما هو الحال مع الزواحف.
Türkiye genelinde kadınların neredeyse yarısı şiddete maruz kalıyor.ما يقارب 40% من السيدات التركيات يعانون من العنف الأسري في إحدى المراحل العمرية .
Erkeklerin girip çıkabildikleri bölüme selamlık, ailedeki kadınların yaşadığı bölüme de harem/haremlik denir.فإن سمِّي العقد : وجب على الزوج ، وإن لم يسمَّ : وجب عليه مهر " المِثل " - أي مثيلاتها من النساء.
İngilitere'de British Computer Society kadınları bu alana çekebilmek için çalışmalar yapmaktadır.ويهدف مجتمع الكمبيوتر البريطاني للسيدات إلى دعم السيدات للعمل في تكنولوجيا المعلومات.
Ayrıca kadınların hem ev kadını olmaları hem de iş yerinde çalışıyor olmaları da konulaştırıldı.بدلاً من ذلك، كانت المرأة تُصور دائماً على أنها ربة منزل تقوم بالأعمال المنزلية.
Padişahların Kadınları ve Kızları (3 bas.).روى عنها محمد بن سيرين وغيره.
Kadın hakları için Kadınların Sosyal ve Politik Birliği kapsamında faaliyetlerde bulundu.تأسس حزب المرأة الشعبي من أجل الدفاع عن الحقوق السياسية والاجتماعية للمرأة .
Sadece kadınların yaşadığı bir gezegenden misin?هل أنت من كوكب لا تعيش فيه إلا النساء؟
Kadınların birbirlerini sevmemelerinin nedeni erkeklerdir.ان الرجال هم سبب عدم حب النساء لبعضنّ البعض
Sami kadınları manipüle edebiliyordu.كان سامي يستطيع التلاعب بالنساء.
Kadınların katıldığı ilk belediye seçimleriالاهلى وبايرن ميونخ مباشر الاهلى وبايرن ميونخ مباشر من هنا
911'i arayan kadınların tüm karşı çıkışlarına rağmen, polis çocuğu Dahmer'a geri verdi.Contra os protestos do rapaz, a polícia devolveu-o a Dahmer.
Kadınların üç tane kadınsı giysi giymeleri gerekiyordu, ve eğer bu giysileri giymedilerse tutuklanırlardı.As mulheres eram obrigadas a usar três peças de roupa feminina ou seriam presas se não as usassem.
Bunun bir işareti olarak, parti kadınları kabul etmeye başladı.Em um sinal disto, o partido começou a admitir mulheres.
Bundan önce kadınların bu tür tesislere girme hakkı yoktu.Antes disso, as mulheres não eram autorizadas a acessar essas instalações.
Kanal, kadınlara yönelik veya başrollerde kadınların olduğu programlar yayınlar.O canal possui programação voltada para mulheres ou apresenta mulheres em papéis principais.
Kısa bir süre sonra kadınların o üniversitede katılımına dair kısıtlamalar yürülükten kaldırıldı.Pouco depois, as restrições às mulheres nas universidades foram suspensas.
Funmilayo Ransome Kuti kadınların oy hakkı için bir kampanya yürüttü.Funmilayo Ransome-Kuti fez campanha pelo voto feminino.
Ayrıca kadınların oy hakkının genişletilmesi için de savaştılar.Ele também apoiou as campanhas pelo voto feminino.
Bu örgütlenme kadınların ilk örgütlenmesiydi.Em sua primeira fase foi uma organização de mulheres.
Araştırmalara göre kadınların %70'i ya hiç orgazm olamadıklarını ya da çok nadir olduklarını belirtirler.Estima-se que 70% das mulheres nunca chegaram a sentir um orgasmo com seus parceiros.
Oysa Kameda bu kadınları onların düşündüğü anlamda değil başka bir boyutta sevmektedir.Agostinho amava aquela mulher mais do que podemos imaginar.
İspanyol aristokrat kadınları da maya kılığına girmekten hoşlanıyorlardı.Na, Florália, mulheres dançavam nuas.
Kadınların ayrı vergi vermesini ortadan kaldıran bir mücadeleyi de yönetti.Ela também supervisionou o sucesso da abolição de taxas de imposto diferenciadas para mulheres.
19. yüzyılın sonlarında Norveçli kadınların ortalama 4.6 çocukları oldu; daha on çocuk sıradışı değildi.Na década de sessenta, as mulheres nos países em desenvolvimento estavam a ter, em média, seis filhos.
Şu farkla ki, kadınları değil, erkekleri doğurtuyorum.Na verdade, eu não me envolvo mais com garotos agora, e sim com homens.