kadınları ile cümle

kadınları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Şu kadınları nerede gördün?¿Dónde viste a esas mujeres?
Ev kadınlarının yapacak yüzlerce şeyi var.Las amas de casa tienen cientos de cosas que hacer.
Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır.Si estas mujeres se casan y cometen una deshonestidad, sufrirán la mitad del castigo que las mujeres libres.
Despina, güzelliği ile Yunan kadınları arasında ünlüydü.Despina era famosa por su extrema belleza entre las mujeres griegas.
Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.Ninguno fue dejado con vida; no hubo piedad ni de mujeres ni de niños.
1900 - Fransa'da çocuk ve kadınların çalışma saatleri, günde 11 saat ile sınırlandırıldı.1900: en Francia, una ley limita a 11 horas la jornada laboral de hombres y mujeres.
Ayrıca diğer kabilelerin kadınlarını da köle yapmışlardır.También esclavizaban a mujeres de otras tribus.
Smithsonian Enstitüsü Caldicott'u 20. yüzyılın en etkili kadınlarından biri olarak isimlendirmiştir.El Smithsonian Institution la nombró a Caldicott como la una de las mujeres más influentes del s. XX.
"Ey peygamber, hanımlarına, kızlarına ve inananların kadınlarına örtülerini üzerlerine salmalarını söyle.Di a tus esposas, a tus hijas y a las mujeres de los creyentes que se cubran con el manto.
Aralarında liseyi konu alan birkaç manga bulunmasına rağmen çoğunluğu yetişkin kadınların hayatlarını anlatır.Aunque algunas cubren temas de mujeres de instituto, la mayoría cubren las vidas de mujeres adultas.
Kadınların %80 kadarı âdetten 1-2 hafta önce bazı semptomlar yaşadığını bildirmiştir.Alrededor del 80% de las mujeres reportan síntomas desde una o dos semanas antes de la menstruación.
Bunlardan ilki kadınların toplumsal var oluşa olan katkılarını ele almıştır.Las alas anteriores son translúcidas, destacando en ellas su venación.
Kadının üstte olduğu seks pozisyonu erkekler üzerinde kadınların hâkimiyetini gösterir.La postura de la mujer encima sugiere una dominancia de la mujer sobre el hombre.
En sonunda 1908’de Prusya’da kadınların üniversiteye kayıt yaptırmalarına izin verilmiştir.1908: en Prusia se autoriza el ingreso de las mujeres en las universidades.
Biz onların erkeklerini öldürdk ve kadınlarını dul bıraktık.Les preservamos del castigo, a él y a su familia, salvo a su mujer.
Kadınlara oy hakkı, kadınların seçimlerde oy kullanma hakkıdır.Sufragio femenino, derecho a voto en las mujeres.
Kadınlarımızın tanımadığı bir delikanlı kınadan gelini kaçırdı.Hijo de una prostituta a la que apenas conoció.
Kadınların onu ekranda görene kadar bekleyin ...Les vamos a poner en su pantalla todas las...
Böylece, XV. Louis'nin sarayındaki kadınların ressamı oldu.Se hizo el pintor oficial de las damas de la corte de Luis XV.
Kız çocuklarının babalarına, kadınların ise eşlerine hizmet etmesi gerekirdi.Los hombres, en cambio, han dejado el cuidado de los hijos a sus mujeres.
Windsor’un Şen Kadınları.Las alegres comadres de Windsor.
Erişim tarihi: 29 Mart 2015. ^ "Beren Saat Afgan kadınları uyardı".Consultado el 10 de agosto de 2015. «Beren Saat Afgan kadınları uyardı».
Tamamen çıplak kadınları gördüklerinde kimse umursamıyor ya da o kadar şaşırmıyor."A nadie parece importarle mucho o sorprenderse por una mujer totalmente desnuda.
Bazıları bizim kadınlarımıza ucuz diyor, fakat biz onlara sadece "Anne" diyoruz." ifadesini duydular.Algunos dicen que nuestras mujeres son fáciles, pero nosotros las tratamos como a nuestras madres ("mamas").
"Kadınların da partisi oldu".«La Unión es una fiesta».
Bu türlü soylu kadınların tehlikeli kişiler olduklarını bildirir.Foro As Mulleres que opinan son perigosas.
Evli kadınları bile ayartmış.Celebradas por las mujeres casadas.
Kadınların ırzına geçerler, vahşice işkence yaparlar.Los hermanos implacablemente la violan y torturan.
Umutsuz Ev Kadınları dizisinin ikinci sezonu.Participó en dos temporadas de la serie Amas de casa desesperadas.
Kadınların mirastan pay alma hakkı yoktur.La mujer no tiene derecho a herencia.
Mefistofeles'le ve Faust bahçede bulunan kadınların yanlarına gelirler ve onlarla flört etmeye başlarlar.Méphistophélès y Fausto se unen a las mujeres en el jardín y las cortejan.
"Kadınlarında partisi oldu".Básicamente estaban de fiesta».
Eşitsizlikleri kadınların sahip oldukları geniş haklarla getirebileceğini iddia etmiştir.Luego denuncia la demasiada libertad que gozan las mujeres.
Kadınların yaşam koşullarını düzeltmek için çaba harcadı.También, quería cambios para mejorar las condiciones de vida de la mujer.
Esir alınan Yunan askerlerinin bazıları tecavüz ettikleri Türk kadınları tarafından linç edildi.La mayoría de las víctimas de violación eran mujeres musulmanas violadas por soldados serbios.
""Tuhaf" kadınların özgürleşme hikayesi".«Entrevista: "Historia de las mujeres".
Kadınların Tarihi: Ana Tanrıçalardan Hıristiyan Azizelere.Las diosas de la mujer madura: Arquetipos femeninos a partir de los cincuenta.
Hamile kadınları ve yavru hayvanları korur.Hay que tener precaución con las pacientes embarazadas y con los niños.
Cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi.Mejorar las relaciones de género y promover la igualdad de género.
Üfürükçülük yapar, Evde kalmış yaşlı kadınların kısmetini açar.Adosada a ella, se disponía la casa de las mujeres emparedadas.
Evli olduğu sırada hayat kadınlarıyla beraber olmaya devam ediyordu.Al casarse el sigue estando con otras mujeres.
Santuzza hemen baygınlık geçirir; Lucia etrafını saran köylü kadınların kolları arasına yığılıp kalır.Santuzza se desmaya y Mamma Lucía se desvanece en los brazos de las mujeres del pueblo.
Kadınların saçlarını kesmesine müsaade yoktur.A las mujeres les cortaba los senos.
Ticaret o vakitlerde kadınların büyük çoğunluğunun mesleğiydi.El comercio era una de las principales actividades de las mujeres en Nigeria en esa época.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Leyendo como una mujer la imagen de la mujer.
Fakat dans yapılacağı zaman kız ve kadınların da qargiye girip dansa katılmalarına ses çıkarılmaz.Cuando ella y sus amigas llegan al club son las únicas bailando.
Not : Kadınların kâmet getirmesine gerek yoktur.Las flores femeninas carecen de perianto.
Çin'de bu uygulama ayrıca daha çok kadınların arasında ve en çok Yangtze Havzası'nda yaygındır.Esto mismo ocurre en xhosa, donde son todavía más frecuentes que en zulú.
Padişahların kadınları ve kızları (5. bas.).Fiestas del Niño y los quintos (1 de enero).
Arap kadınların %17’si işe sahiptir.«Menos del 17 % de los miembros de las Fuerzas Armadas son mujeres».
Ana tema kadınların acıları ve yalnızlıktır.Sra. del Mayor Dolor en su Soledad.
1869 yılında John Stuart Mill The Subjection of Women (Kadınların Köleleştirilmesi) kitabını yayınlamıştır.Réplica a la obra The Subjection of Women (1869), de John Stuart Mill. (en inglés).
Bazı kadınların tecavüze uğramamak için intihar ettiği belirtilmektedir.Las mujeres y niñas chinas se suicidaban para evitar ser violadas.
Seçimlerden sonra kurultaydaki çoğu üye kadınların oy kullanmaları taraftarıydı.Después de las elecciones de 1918, la mayoría de los miembros de Congreso apoyaba el sufragio femenino.
Türkevi köyünün kadınları yolu kapadılar.El sector turco de la aldea se encuentra en ruinas.
Titian'ın kadınları peridir.Esposo de Titania.
Ressam, çalışan kadınları, kadın şapkacılarını ve çamaşırhaneleri resmetmeye başladı.También comenzó a pintar mujeres trabajando como modistas o lavanderas.
Bu süreçte birçok ülkedeki kadınların taleplerinin büyük bir bölümü hali hazırda yerine getiriliyordu.La mayoría de las aplicaciones de terceros se ejecutaban de esta forma.
Rosie the Riveter yaygın olarak feminizm ve kadınların ekonomik gücünün bir sembolü olarak kullanılır.Oggi, Rosie the Riveter è comunemente usata come simbolo del femminismo e del potere economico delle donne.
Kadın Yüksek Konseyi ile işbirliğiyle Bahreyn’de kadınları güçlendirme programı.Programma di potenziamento delle donne in Bahrain in cooperazione con il Women's Supreme Council.

İlgili Sayfalar