kadınları ile cümle

kadınları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
II. Dünya Savaşı'nda Sovyet kadınları önemli bir rol oynadı.Les femmes soviétiques ont joué un rôle majeur pendant la Seconde Guerre mondiale.
19. yüzyılın sonlarında Norveçli kadınların ortalama 4.6 çocukları oldu; daha on çocuk sıradışı değildi.Les femmes norvégiennes avaient en moyenne 4,6 enfants à la fin du XIXe siècle.
GM, IM ve FM unvanları erkekler ve kadınların her ikisi için geçerlidir.Les titres de GM, MI, et MF sont ouverts aux hommes et aux femmes.
Akıllı, bilgili ve eğitimli olan Ani Hatun, "Hace-i Zenan (Kadınların Hocası)" lakabıyla anılmıştır.Le ʿālim est celui qui détient la science (ʿilm), mot de la racine verbale عَلَمَ , savoir, connaissance.
Kadınların, Arap ülkelerinde serbestçe dolaşmanın çeşitli zorluk dereceleri vardır.Les femmes ont des degrés de difficulté variés à se déplacer librement dans les pays arabes.
Kadınların yüzsüz maskeleri (ellangualek arnartaq yurarcuun) de vardır.Il y aura là pour eux des épouses purifiées.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Elle y révélait ses nombreuses conquêtes féminines.
Kısa bir süre sonra kadınların o üniversitede katılımına dair kısıtlamalar yürülükten kaldırıldı.Peu après, les restrictions aux droits des femmes à l'université sont levées.
Kadınların öğrenebilmesi ve çalışabilmesi için özgürlüğüne sahip olmalarını istedi.Elle souhaitait que les femmes aient la liberté d'apprendre et d'étudier.
Funmilayo Ransome Kuti kadınların oy hakkı için bir kampanya yürüttü.Funmilayo Ransome-Kuti fait campagne pour le vote des femmes.
Cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi.Promouvoir l'égalité des sexes et l'autonomisation des femmes.
Madde VII’de de kadınların ayrıcalığının olmadığı belirtilmiştir.Certains estiment que l'article 7 devrait également protéger la propriété privée.
"Şüphesiz, seçim gününde oy vermeye giden kadınların durumu, Kerbela'ya giden Zeynep'in durumu gibidir."The(y) will meddle with none but poore old women: as appears by what we receive this day from Bury ...
En sonunda 1908’de Prusya’da kadınların üniversiteye kayıt yaptırmalarına izin verilmiştir.Pourtant, dès l'année 1908 les Prussiennes obtinrent le droit de s'inscrire à l'Université.
O ikisi kendi kadınlarını ise evde sakladılar.Ils laissent dans leur demeure leurs deux grands enfants Brin et Jair.
""Tuhaf" kadınların özgürleşme hikayesi".24. « La Libération de la femme ».
Kadınların yüzde 40'ı okur yazar .L'ISEL diplôme 40 % de femmes.
Ayrıca kadınların oy hakkının genişletilmesi için de savaştılar.Elle milita aussi pour le droit de vote des femmes.
Onun döneminde Afganistan'da kadınların çalışması yasaklandı, kız çocuklarının eğitim görmesi engellendi.Durant son enfance, l'éducation des femmes était interdite et elle ne put étudier.
Artık o küçük düşürülmüş kadınların intikam iblisidir.Elle est l'actuelle dirigeante des Vengeurs.
Kadınların yaşam koşullarını düzeltmek için çaba harcadı.Elle travaille aussi à l'amélioration des conditions de vie des femmes.
1869 yılında John Stuart Mill The Subjection of Women (Kadınların Köleleştirilmesi) kitabını yayınlamıştır.En 1869 John Stuart Mill écrit et publie un essai intitulé The Subjection of Women .
Erkekler ve kadınların yarışma takvimi oldukça benzerlik göstermekteydi.Autre fois, les chaussures des hommes et des femmes étaient relativement semblables.
Van Gogh Müzesi, Amsterdam Etten'deki Bahçenin Anısı (Arles Kadınları), Kasım 1888.Van Gogh, Souvenir du jardin à Etten (Femmes d'Arles), 1888.
Aynı zamanda kadınlarımızın sosyal gelişimleri mümkün olacaktır.L'Évolution sociale de la femme.
Bu yasa ile kadınların sadece ev işleri ile uğraşması amaçlanmıştır.Cette loi ne vise que le travail des femmes.
Mahzene kiliseni icinde dua eden kadinlarin koro sesleri duyulur.Écoute la prière que ton serviteur fait en ce lieu.
Kadınların tamamı köle de değil Gorda.Ces femmes ne sont pas des esclaves sexuelles, ce sont des esclaves tout court.
Umutsuz Ev Kadınları dizisinin ikinci sezonu.Article détaillé : Saison 2 de Desperate Housewives.
Titian'ın kadınları peridir.Las albadas de Titaguas.
1795 - Fransa'da kadınların toplantılara katılması yasaklandı.1795 - France : les femmes sont exclues de la vie politique.
Erkeklerin girip çıkabildikleri bölüme selamlık, ailedeki kadınların yaşadığı bölüme de harem/haremlik denir.Les adorateurs de la divinité se travestissent, les hommes s'habillent en femme et les femmes en homme.
Ayrıca kadınların seçme hakkı ilk adımda tam olarak emansipasyon olarak görülmekteydi.De même la détermination de l'heure des salat s'est d'abord effectuée de manière empirique.
Hemen hemen hiç sözel becerileri yoktur ve kadınların %50’si yürüyemez.Néanmoins, « plus de 70 % des ultra-orthodoxes hommes et environ 50 % des femmes ne sont pas employés ».
Seçim yasası değiştirilerek kadınların da oy kullanması sağlanır.La deuxième modification est la possibilité pour certaines femmes de voter.
Chuck kadınları çok seven çapkın birisidir.Moriyama est un séducteur aimant beaucoup les femmes.
Evli kadınların kocalarını terketmesi halinde "kalın" erkek tarafına geri ödenir.Les allocations familiales sont reversées directement à l'époux.
Konağın hanım ağasıdır ve en önemli kadınlarından biridir.La maîtresse de maison passe pour une des plus jolies femmes.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Elle peint alors des personnages féminins.
Beauvoir kadınların özgür olma yetilerini sınırlandıran somut bir durum içinde yer aldıklarını savunur.Beauvoir analyse dans cette partie les attitudes que les femmes adoptent souvent pour fuir leur liberté.
Windsor’un Şen Kadınları.Le nœud de cravate Windsor.
Hamile genç kadınların sınırdışı edildikleri örnekler de yaşanmıştır.Elle était notamment fréquentée par les jeunes femmes enceintes.
Kadınların geleneksel kıyafetleri de farklıdır.Le costume traditionnel féminin est plus varié.
Azerbaycan'da kadınların statüsü son bin yılda büyük değişiklikler geçirmiştir.Les femmes en Azerbaïdjan ont joué un rôle important pendant des siècles.
Nijerya’nın Ulusal Hac Komisyonu’nda kadınların lideri olarak görevliyken hayatını kaybetmiştir.Elle est morte alors qu'elle était à la tête des femmes de la National Hajj Commission du Nigeria.
Amerika Birleşik Devletleri'nin Wyoming Bölgesi: kadınların genel oy hakkı bulunmaktaydı.Le Wyoming est le premier État américain à accorder le droit de vote aux femmes.
Kadınları da savaşa katılmıştır.Elle est également contre la guerre.
Bunun sonucu olarak da kadınların seçme ve seçilme hakkının kabulü gerçekleşmiştir.Elle s'investit surtout dans la campagne pour le vote des femmes et défend le droit d'élire et d'être élues.
Tedavi amaçlı tüketim dışında Antik Yunanistan'da kadınların şarap içmesi hoş karşılanmazdı.Hors de ces applications thérapeutiques, la société grecque réprouve la consommation de vin par les femmes.
Kadınların üstlükleri daha uzundur.La femelle est beaucoup plus terne.
Bu yasa tüm kadınları kapsar.Il est donc courtisé par toutes les femmes.
Padişahların kadınları ve kızları (5. bas.).Portrait d'une dame et de son enfant (no 553).
En çok tanındığı eserleri zarif genç kadınları konu aldığı portreleridir.Le roman contient les plus beaux portraits de femmes de La Comédie humaine.
Maşlah, Türk kadınlarının eskiden giydikleri bir tür üstlüktür.Burda est un vêtement autrefois portés par certains Arabes.
Kadınların sağlık kontrolü düzenlidir.Une protection de la femme est organisée.
Kadınların en az %2'sinde ve erkeklerin %4'ünde görülmektedir.D'autres orientations sexuelles ont été signalés par 3 % des hommes et 4 % des femmes.
Ed, kadınların yanına gelerek işlerinin başına dönmeleri gerektiğini söyler.Elle rentre aux urgences car elle dit avoir besoin de travailler.
Kadınların onu ekranda görene kadar bekleyin ...Ce visage, sur l'écran...
Tom çok makyaj yapan kadınları sevmez.A Tom no le gustan las mujeres que usan demasiado maquillaje.
Ben bu kadınları tanıyorum.Conozco a estas mujeres.

İlgili Sayfalar