kadına ile cümle

kadına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Öldürmede kısas size farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın.O People who Believe!
Öldürmede size eşitlik farz kılındı. Hürre karşı hür, köleye köle, kadına kadın...O People who Believe!
O iki kadına: "Cehenneme girenlerle beraber siz de girin" dendi.The two of them were told: “Enter the Fire with all the others who enter it.”
(Katilin de öldürülmesi gerekir). Hüre hür, köleye köle, kadına kadın.A free (man) for a free (man), a slave for a slave, and a female for a female.
Hüre hür, köleye köle, kadına kadın.A free (man) for a free (man), a slave for a slave, and a female for a female.
Hürre karşı hür, köleye köle, kadına kadın...A free (man) for a free (man), a slave for a slave, and a female for a female.
Merivan Kadınlar Birliği bu hareketi kınamakta ve bunu kadına hakaret olarak görmektedir.The Women's Association of Marivan condemn this action and consider it an insult to women.
Üzüntü çoğalır üşüdüğünde." — Yoldan geçen kişi, ağlayarak yürüyen kadına.Sadness grows in the cold." — Passerby to young weeping woman walking.
Aşık olmadığı bir kadına söylenen klişelere benziyorlar sanki.They sound like the clichés a man offers a woman he doesn’t love.
28 yaşındaki Katar vatandaşı Yousef, dört yıl önce Doğu Avrupalı bir kadına aşık oldu.Yousef, a 28-year-old Qatari citizen, fell in love with an Eastern European woman four years ago.
Televizyon istasyonunun bu kadına iyi davranacağına hiç inancım yok.I have no faith that will do right by this woman.
Raporda ayrıca birçok Endonezyalı Çinli kadına yönelik tecavüz vakaları da belgelendi.The report also documented cases of rape that victimized many Indonesian Chinese women.
Yaptığı ahlaksız teklife rağmen, pek çok kadına göre Onur ideal erkeği temsil ediyor.Despite his indecent proposal, legions of women view him as the ideal man.
Kadına yönelik ayrımcılık, ekonomik verilerde de kendini gösteriyor.Discrimination against women is also evident in the economic sphere.
Sanık altı ay içinde en az beş kadına tecavüz etmekten suçlu bulundu.He was convicted of raping at least five women in six months.
Ortak bir fragmanda, bir uyuşturucu bağımlısı bir kadına şiddet uygulamaya çalışır.In a joint trailer, a drug addict tries to inflict violence on a woman.
Çocuk kadına günahkâr olup olmadığını sorduğunda "bazen" yanıtını alır.The boy asks if she's a sinner and she replies, "sometimes".
Bir kadına olan duygularını ifade etti ama bu aşk anavatanına olan sevgiye dönüştü.He expressed his feelings to a woman but this love had transformed to a love to his homeland.
Boro'nun bu taktikle yıllar boyunca onlarca kadına tecavüz ettiğine inanılıyor.[1]It is believed that Boro used this scheme to rape dozens of women over many years.[15]
Her 100 kadına karşılık 108,9 erkek vardı.For every 100 females, there were 108.9 males.
Kadına Yönelik Şiddet Yasası hakkındaki Senato oylamasıSenate vote on Violence Against Women Reauthorization Act of 2013 Both yes One yes, one no Both no
Yüksek devlet konumundaki bir kadına bir örnek, Altıncı Hanedan döneminde vezir olan Nebet'tir.One example of a woman in a high state position is Nebet who became vizier in the Sixth Dynasty.
Kadına Léo'nun karısı olduğunu söyler ve onunla konuşmak istediğini belirtir.She tells the woman that she is Léo's wife and demands to speak to him.
Mari'de çok popüler olmuş gibi görünüyor, çünkü bölgedeki birçok kadına onun adı verilmişti.Her main epithet was belet rame, lady of love, which was also applied to Ishtar.
Smith tarafından daha yakından yapılan bir inceleme, mumyanın bir kadına ait olduğunu doğruladı.A closer inspection by Smith confirmed that the mummy was that of a woman.
Bölgedeki en kalabalık kasaba Kadina'dır.The most populous town in the region is Kadina.
Kadına şiddet bir sorundu.Violence against women was a problem.
Güney Sudan'da kadına yönelik şiddet son derece yaygın.Violence against women is extremely prevalent in South Sudan.
Kanun, kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi için kapsamlı tedbirler sunmaktadır.[2]The law provides comprehensive measures to prevent all forms of violence against women.[17]
İranlı bir kadına ders veren ve azarlayan dini bir polis.A Religious policeman teaching and reprimanding an Iranian woman
Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın.Free versus free, captive versus captive, woman versus woman.
Bu düşüncenin doğası gereği bir kadına dönüştü.Due to the nature of this thought, he transformed into a woman.
Kadına yönelik şiddet sıklıkla cinsel şiddet biçimini almaktadır.Violence against women frequently takes the form of sexual violence.
Üneys ertesi sabah o kadına gitti ve itiraf etti.Unais went to that woman next morning and she confessed.
Kadına saldırırken onunla sohbet etmeye başladı.In the midst of attacking her, he began to chat.
Sevdiğim kadına ihanet etmek istemedim.Ich wollte die Frau, die ich liebe, nicht betrügen.
Bir kadına aşık oldum.Ich verliebte mich in eine Frau.
Bu kadına karşı koyamıyorum.Ich kann dieser Frau nicht widerstehen.
Bu yürüyüşün teması ise kadına karşı uygulanan şiddetti.Thema dieser Geschichte ist die Misshandlung von Frauen.
Ayrıca birçok yerli kadına da tecavüz edilmiştir.Außerdem hat er einige einheimische Frauen geraubt.
İnceledikleri suç mahalli genç bir kadına aittir.Zu den gefundenen Körpern gehört jener einer jungen Frau.
Hizmetçi, beyaz kadına bakmaktadır.Bewahre du das Witwenhaus.
Kadına; “Sabredin” dedi.Man sagte von ihm: „In seinem Leben liebte er es, umher zu wandern.
Bir kadına 0,98 erkek düşmektedir.Auf eine Frau kamen statistisch 0,95 Männer.
Genellikle evliliğin ölüm veya boşanma gibi sebeplerle sona ermesi durumunda kadına ödenir.Grundsätzlich endet die Ehe mit dem Tod des einen Ehegatten oder infolge einer Scheidung.
Fakat başka bir kadına ihtiyacım vardı.Der Grund war also doch eine andere Frau.
Televizyon Reklamlarında Kadına Yönelik Şiddet.Werbung im Umfeld von Gewalt im Fernsehen.
Diğer yöne ise kadına bakan bir başka bir adam yerleştirdi.Und da trat, in einer bewegenden Weise, ein anderer Junge an mich heran.
Genç adamın kadına olan ilgisi günler geçtikçe daha da artar.Mit der Zeit gefällt dem Jungen das Laufen immer mehr.
Bekleme nedeni lohusa kadına al basmasın diyedir.Die klage des Ichs darf der Dame nicht aber zur Last fallen.
"Hiçbir kadına yalan söylemedim hepsi diğerini biliyordu".Da ist kein einziger Gedanke, der sich mit jemand anderem beschäftigte."
Kasım 1993'te Tupac ve arkadaşları bir otel odasında bir kadına tecavüz etmekten suçlandılar.Im Jahr 1999 wurden Parker und sein Zimmernachbar beschuldigt, eine Kommilitonin vergewaltigt zu haben.
Tüm dünya nüfusu içinde 100 kadına 101 erkek düşer.Auf 100 weibliche Personen kamen 101 männliche Personen.
Örneğin, ABD'de 2012'de bilgisayar bilimleri derecelerinin yaklaşık %20'si kadına verildi.So berichteten 2014 in einer US-Onlineumfrage 13 % der Befragten über entsprechende Erfahrungen.
Kocası ölmüş bir kadına dul denir.Une femme dont le mari est mort s'appelle une veuve.
Hiçbir adam çekici bir kadına karşı koyamaz.Aucun homme ne peut résister au charme d'une femme.
Saygılı bir kadına yaraşır biçimde davranmıyor.Elle ne se comporte pas comme une femme respectable.
Bu yürüyüşün teması ise kadına karşı uygulanan şiddetti.Cette application est conçue pour lutter contre les violences faites aux femmes.
Fakat başka bir kadına ihtiyacım vardı.Il est fait référence à une autre femme.
Şehire gittiklerinde çok zengin bir kadına dönüşümüş olan dadısını bulur.En ville, il retrouve sa nourrice, devenue une riche marchande.
İlgili Sayfalar