O ülkedeki kadınlar özgürlükleri için mücadele ediyorlar.Women in that country are fighting for their freedom.
Meşgul kadın çalan telefonu görmezden geldi.The busy woman ignored the ringing telephone.
Kadınlara karşı tavrın saldırgan.Your attitude towards women is offensive.
Yaşlı kadın yataktan çıkamayacak kadar çok zayıf.The old woman is too weak to get out of bed.
Kadınlar bölümü nerede?Where's the women's section?
Uzaktan bakıldığında o güzel bir kadındır.Seen from a distance, she's a beauty.
O, kadınları ciddiye almayan adam tipidir.He's the type of guy who doesn't take women very seriously.
Onun şehre gelişinden beri, bütün kadınlar onun hakkında dikkatli kaldı.Since his arrival in town, all the women have remained cautious about him.
O kız bir kadın oldu.That girl has become a woman.
Genel olarak, erkekler kadınlardan daha hızlı koşar.In general, men run faster than women.
İster inan ister inanma, bu kadının üç çocuğu var.Believe it or not, this woman has three kids.
Qipao 17.yüzyıl Çin'inde yaratılmış klasik kadın giysisidir.The qipao is a classic female garment that originated in 17th century China.
Ben bir kadınım.I am a woman.
Sen hasta bir kadınsın.You are a patient woman.
Sabırlı bir kadınsın sen.You are a patient woman.
Kadın güzeldir.The woman is beautiful.
Çinli kadın arkadaşlarımın onları yola getirmemden zevk aldıklarını biliyorum.I know that my Chinese female friends enjoy my disciplining them.
Kadınlar olmadan dünya nasıl olurdu?What would the world be like without women?
Bu kadınlar benim teyzelerim.These women are my aunts.
Hapishane gardiyanının bir kadın olduğunu görmek çoğu insanı şaşırtır.It surprises most people to find out that the prison warden is a woman.
İki kadın şarkı söylüyor.Two women are singing.
İki tane kadın şarkı söylüyorlar.Two women are singing.
Oradaki şu kadın Ana'dır.That woman over there is Ana.
İnsanlar tuhaf görünen kadınların cadılar olduğunu düşünürlerdi.People used to think that women who looked odd were witches.
Hiç hak etmediği, harika bir kadın olan karısından bıkmıştı.He was bored with his wife, an excellent woman he didn't deserve.
Kadın şimdi su içiyor.The woman is drinking water now.
Bütün erkek ve kadın başrol oyuncularının isimlerini biliyorlardı.They knew the names of every leading actor and actress.
Kadınlara oy hakkı verildi.Women were given the right to vote.
Erkekler ve kadınlar bir gecede büyük miktarlarda para yaptı.Men and women made huge amounts of money overnight.
Her iki tarafta, erkekler, kadınlar ve çocuklar öldürüldü.Men, women and children on both sides were killed.
Kadını sarı bir şapkayla görmek bana bir hikayeyi hatırlattı.Seeing the woman with the yellow hat reminded me of a story.
O gördüğüm kadınlara karşı en saygısız tutuma sahip.He has the most disrespectful attitude towards women I've ever seen.
Ben kadını hiç tanımıyordum.I didn't know the woman at all.
Sarışınlar diğer saç rengine sahip kadınlardan % 7 daha fazla kazanırlar.Blondes earn 7% more than women with any other hair color.
455 kadından bir kadın gebeliğinin yirminci haftasına kadar hamile olduğunu fark etmez.One out of 455 women doesn't realize she's pregnant until the twentieth week of pregnancy.
Kadınlar bir erkekle yemek yerken daha hafif yemekler yerler.Women eat lighter meals when they're eating with a guy.
Kadınlar kendilerini özel hissettiren erkekler gibidir.Women like men who make them feel special.
Gözlerin güzel bir kadınla karşılaştığında, onu çok şaşırt.When your eyes encounter a beautiful woman, knock her out.
Kahverengi ceketli o kadın kim?Who is that woman with the brown coat?
Kadınları konuşturma yollarına sahibiz ama onları susturmak için hiçbir şeyimiz yok.We have ways of making women speak; we have none for shutting them up.
Yan dairede yaşayan kadın şu anda sosyal hizmetler için çalışıyor.The woman who lives next door is working for the Civil Service now.
Seninle hangi kadın konuşuyordu?Which woman was talking to you?
Ben bir kadın oldum.I became a woman.
Bu, onların birlikte kaldıkları kadın.That is the woman they stay with.
Cevabı bilen kadın o mu?Is that the woman who knows the answer?
Şu, oğlu hasta olan kadın.That's the woman whose son is sick.
Bu, onların beraber kaldıkları kadın.That’s the woman they stayed with.
O, bir mesaj aldığım kadın.That's the woman I got a message from.
Hangi kadınla kalıyorsun?Which woman do you stay with?
Hangi kadının oğlu hasta?Which woman's son is sick?
Kişiliksiz kadınlardan hoşlanmıyorum.I don't like women without personalities.
O kadın her akşam kiliseye gider.That woman goes to church every evening.
Kadın şarkı söylüyor, adam gitar çalıyor, biz de dans ediyoruz.She sings, he plays the guitar and we dance.
O yaşlı kadın yalnız başına yaşıyor.That old woman lives by herself.
Gebe kadınlar genellikle sabah bulantısı geçirirler.Pregnant women often experience morning sickness.
Bir kadın kütüphanede kitap okuyor.A woman is reading a book in the library.
Kadın sürücüler sürekli bir tehlikedir.Female driver, constant danger.
Kadınlar gözlemler ve erkekler düşünür.Women observe and men think.
Dün gece kulüpte güzel kadınlar vardı.There were beautiful women at the club last night.
Onun başka kadınlarla çıkmasını istemedi.She didn't want him to go out with other women.