Kadın gözlemler, erkek karar verir.Woman observes, man decides.
Kadın servis edilen cin ve limonu bir yudumda mideye indirdi.The woman downed the gin and lime that was served in one swallow.
Elinde bir tabancası olan bir kadına asla güvenme.Never trust a woman with a pistol in hand.
6 üyeden, üçte biri kadındır.Out of the 6 members, a third are women.
Yaz tatilinde güzel bir kadınla tanıştım.During the summer holidays I met a beautiful woman.
Kadın onu başka bir erkek uğruna terk etti.She left him for another man.
Adam ve kadın dışarıda yemek yiyor.The man and the woman are eating outdoors.
Yaşlı kadın bir doktordur.The old woman is a doctor.
Kısa kadın gri bir takım elbise giyiyor.The short woman wears a gray suit.
Uzun boylu kadın gri bir takım elbise giyiyor.The tall woman wears a gray suit.
Uzun kadın kot pantolon giyiyor.The tall woman wears jeans.
Kadın bir portakal yiyor.The woman eats an orange.
Kadın İngilizce okuyor.The woman reads English.
Kadın yatak odasında uyuyor.The woman sleeps in the bedroom.
Kadın kahve kokuyor.The woman smells the coffee.
Kadın İspanyolca konuşuyor.The woman speaks Spanish.
Kadın takı istiyor.The woman wants jewelry.
Kadın yüzünü yıkıyor.The woman washes her face.
Kadınlar çalışıyor.The women are working.
Kadınlar çayı sever.The women like tea.
Genç kadın bunu istiyor.The young lady wants this.
O kadını nerede gördün?Where did you see that woman?
Şu kadınları nerede gördün?Where did you see those women?
Onun kızı güzel bir kadın oldu.His daughter has become a beautiful woman.
Onun kızı güzel bir kadın haline geldi.Her daughter has become a beautiful woman.
Kadın hazır.The woman is ready.
Biz erkek ve kadın giyimi yapıyoruz.We make men's and women's clothing.
Sahilde yürüyen güzel kadını fark etmekten kendimi alamadım.He couldn't help but notice the beautiful woman walking down the beach.
O kadın benden çok daha yaşlı.That woman is much older than I am.
"Endişelenme," Dima kadını rahatlatmaya çalıştı. "Beni değil.""Don't worry," Dima attempted to put the woman at ease. "It's not mine."
İran, Amerikalı kadının serbest bırakılmasını engelliyor.Iran balks at release of American woman.
İran Amerikalı kadının serbest bırakılmasına karşı çıkıyor.Iran balks at release of American woman.
Bir kadının arzusunu nasıl harekete geçirirsin?How to arouse a woman's desire?
Ben onu dürüst bir kadın olarak düşünüyorum.I consider her an honest woman.
Onu dürüst bir kadın olarak düşünüyorum.I consider her to be an honest woman.
Genç kadın, kucağında bir bebek taşıyordu.The young lady carried a child in her arm.
O bencil bir kadındır.She is a selfish woman.
O büyüleyici bir kadındır.She is a charming woman.
İki kadın birbirini tanıyor.The two women know each other.
Belirli bir yaşlı kadın arıyorum.I'm looking for a certain old woman.
O, kendini Tanrı'nın kadınlara lutfü olarak düşünüyor.He thinks he's God's gift to women.
Tom daha yaşlı bir kadınla evlendi.Tom married an older woman.
Kadın neredeyse sağır.The woman is almost deaf.
O kadının sürücü ehliyeti yok.She doesn't have a driving licence.
O kadının sürücü belgesi yok.She doesn't have a driving licence.
Yarı zamanlı bir iş ev kadınları için uygundur.A part-time job is convenient for housewives.
Başrahip şirret kadına pirinç pilavı verdi.The abbot gave rice to the vixen.
Avustralyalı kadınlar çok güzeldir.Australian women are very beautiful.
Kadın, sandalyesinden kalktı ve sonra kapıya baktı.The wife stood up from her chair. She then looked at the door.
Bu gemide hiç kadın yok.There are no women aboard this ship.
Kadınların neden kel olmadıklarını merak ediyorum.I wonder why women don't go bald.
Bir kadın erkeksiz bir şey değildir.A woman without a man is nothing.
Kadınlar benim teyzelerim.The women are my aunts.
Kadın sandalyeden kalktı ve kapıya doğru baktı.The woman stood up from the chair and looked towards the door.
Bu çocuk bir kadın oldu.This child became a woman.
Parkta siyah saçlı, güzel bir kadın vardı.There was a beautiful woman with black hair in the park.
Tom bir kadınlar-sadece akşam yemeği tarafından men edildi.Tom was barred from a women-only dinner.
Adam kadını kovalıyordu.The man is chasing the woman.
Kadın polis trafiği yönetti.The policewoman directed traffic.
Erkek mi yoksa kadın bir doktoru mu tercih edersiniz?Do you prefer a male or female doctor?