O, zamanında güzel bir kadındı.She was a beauty in her day.
Kadınlar için eşit hakları savundu.She advocated equal rights for women.
O büyüyüp güzel bir kadın oldu.She's grown up to be a beautiful woman.
O ağır bir kadın olmasına rağmen, o iyi dans etti.Even though she was a heavy woman, she danced well.
O büyük edebi yeteneği olan bir kadın.She is a woman of great literary ability.
O, kendi kendini eğitmiş bir kadındır.She is a self-educated woman.
O ilk Japon kadın astronot olacak.She will be the first Japanese woman astronaut.
O güzel bir kadındır.She is a beauty.
Kadınların özgürlüğü hareketinde yer aldı.She played a part in the women's lib movement.
Kadınların özgürlüğü hareketinde bir rol oynadı.She played a part in the women's lib movement.
O, kadınların özgürlük hareketinde aktif bir rol aldı.She took an active part in the women's lib movement.
O büyüleyici bir kadındı.She was a charming woman.
O, sözünden dönen bir kadın değildir.She is not a woman to break her promise.
O, yaşlı bir kadın gibi başını eğip yürüdü.She walked with her head down like an old woman.
O, yaşlı kadına sıcak bir gülümseme fırlattı.She shot a warm smile at the old lady.
Komiteye bir kadın ilave ettiler.They added a woman to the committee.
Önümdeki bir sırada güzel bir kadın oturmuştu.A beautiful woman was seated one row in front of me.
O da güzel bir kadındır.She's also a beauty.
Erkekler ev yapar, kadınlar yuva yapar.Men make houses, women make homes.
Kocası vefat etmiş bir kadın duldur.A woman whose husband has died is a widow.
Kadınlara açık bir sürü kariyer var.There are many careers open to women.
Kadın adama tahammül etti.The lady tolerated the man.
Kadınların oy verebilmesi için anayasa değiştirildi.The constitution was amended so that women could vote.
Birçok kadın eş yüksek fiyatlardan şikayetçi.Many wives complain about high prices.
Anne olan kadınların sayısı az.The number of women who become mothers is small.
Ağacın altında yaşlı bir kadın görüyorum.I see an old woman under the tree.
Yaşlı kadın ziyaretçiyi dikkatle inceledi.The old woman studied the visitor carefully.
Yaşlı kadın bir rahatlama iç çekişiyle gülümsedi.The old woman smiled with a sigh of relief.
Yaşlı kadın düştüğünde yaralandı.The old woman got hurt when she fell.
Yaşlı kadın yatakta hastaydı.The old woman was ill in bed.
Şişman kadın şarkı söyleyene kadar opera bitmedi.The opera ain't over till the fat lady sings.
Belli ki o erkekler ve kadınlar için farklı.Obviously that's different for men and women.
Kadınlar da seks yapmak ister.Women want to have sex too.
Mrs. Bruce İngiltere ile Japonya arasında uçan ilk kadın pilottu.Mrs. Bruce was the first female pilot to fly between England and Japan.
Azimli kadınlardan nefret ederim.I hate strong-minded women.
Japonya'da ulusal ebelik sınavına girme hakkı sadece kadınlara veriliyor.In Japan, only women are entitled to take the national obstetrics exam.
Erkekler şehvetli kadınları severler.Men love amorous women.
Kadına merhaba dedi.He said hello to the woman.
Genellikle kadınlar erkeklerden on yıl daha uzun yaşıyorlar.Generally, women live 10 years longer than men.
Kadınlar genellikle erkeklerin yaşadığından 10 yıl daha uzun yaşarlar.Women usually live 10 years longer than men do.
Kahverengi ceket giymiş o kadın kim?Who is that woman in the brown coat?
Siyah giyinen bir kadın görüyorum.I see a woman wearing black.
Hemşire olduğunu düşündüğüm kadının aslında doktor olduğunu öğrendim.I found out that the woman I thought was a nurse was actually a doctor.
Hemşire sandığım kadının doktor olduğunu şimdi öğrendim.I now understand that the woman I thought was a nurse is a doctor.
Hemşire sandığım kadının doktor olduğunu şimdi anlıyorum.I now understand that the woman I thought was a nurse is a doctor.
Şişman kadın bir maymun tutuyordu.The fat woman was holding a monkey.
Kadın öğrenim görüyor.The woman is reading.
Afedersiniz, bu kadın kim?Excuse me, who is this woman?
Ben bu kadınları tanıyorum.I know those women.
Nagasaki çevresinde onlara rehberlik edebilmem için kadınla birlikte gittim.I went with the women so that I could guide them around Nagasaki.
Şu kadın onun karısı olmalı.That woman must be his wife.
Sanırım, o kadın onun karısıdır.That woman is his wife, I think.
Glenn'in kadın olan iki arkadaşı var.Glenn has two friends who are women.
Ben otuz yaşında bekar bir kadınım.I'm a thirty-year-old unmarried woman.
Geçenlerde, trende çekici olgun bir kadın gördüm.Recently, I saw an attractive mature woman on the train.
Bölüm şefi birdenbire söyledi: "Kadınlar ve et, onları biraz kokmuş severim."The section chief said out of the blue: "Women and meat, I like them a little rotten".
O, yaşlı kadının elini tuttu ve kiliseye götürdü.She took the old woman's hand and led her to the church.
Kadınlar gerçekten ellerinden geleni yaptılar.The women really gave it their utmost.
Hiçbir kadın onun olduğu kadar kibirli değildir.No woman is as arrogant as she is.
Kadın gözlemler ve erkek düşünür.The woman observes and the man thinks.