Ana içeriğe geç
Sözlük

kabullenmek ile cümle

kabullenmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Yazgıcılığı kabullenmek, kaçınılmazlığa direniş göstermekten daha uygundur.That acceptance is appropriate, rather than resistance against inevitability.
Ayrıca Çin Komünist Partisi'nin 1976'ya kadarki anti-revizyonist çizgisini de kabullenmektedir.They also accept the legacy of the Chinese Communist Party until 1976 making it anti-revisionist.
Hiçbir tarikat onu kabullenmekte ve benimsemekte bir sıkıntı çekmedi.None has matched it in debasing and humiliating us.
Hal bu olanlardan sonra bu yeni dünyayı kabullenmek durumunda kalmıştır.The Doctor has to stay outside this new universe for that to happen.
Tüm sorunları çözmenin ilk adımı içinde bulunduğunuz gerçeği veya durumu kabullenmektir.Now the first step in solving any problem is acknowledging the reality of the situation you're in.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.We have no choice but to embrace that reality.
*"Elinden bir ţey gelmeyince, kabullenmek kolaydýr."*When there is nothing you can do, it is easy to accept
Eğer bu konuşma için paket servis varsa, umarım öyledir kabullenmek konusunda daha rahat hissederizIf there's a takeaway to this talk,
Yüzünü dahi hatırlamadığımı... ...kabullenmekten... ...utanıyorum.I'm ashamed to admit... I don't recognize... his face.
Dolayısıyla bunların değerinin sıfır olduğunu da kabullenmek istemiyorlar.So they don't want to admit all at once that these are worth zero.
Çünkü titremeyi kabullenmek benim için sadece sanatla ve sanat yetenekleriyle ilgili değildi.Because embracing the shake for me wasn't just about art and having art skills.
Kimileri ise koşulları kabullenmekle yetiniyor.Others are just resigned.
Aslında insanları oldukları gibi kabullenmek gerek. Onlardan yok daha.Eigentlich sollte man die Menschen so akzeptieren, wie sie sind. Andere gibt es wohl nicht.
Bu doğumdan çok, kabullenmekten ibaret bir McKenzie değildir.Ce n'est pas un McKenzie de naissance mais d'adoption.
Hal bu olanlardan sonra bu yeni dünyayı kabullenmek durumunda kalmıştır.Pour pouvoir vivre dans le nouveau monde, vous devez rejeter ce monde.
Bunu kabullenmek zorunda kalacaksın.Tendrás que aceptarlo.
UNITA bu seçim sonuçlarına önce itiraz etse de daha sonra seçim sonuçlarını kabullenmek durumunda kalmıştır.УНИТА оспаривает объявленные результаты выборов.
Yazgıcılığı kabullenmek, kaçınılmazlığa direniş göstermekten daha uygundur.أن القبول ملائم، بدلا من المقاومة ضد الحتمية.
Ancak, ilk olarak yıldızlararası uzay konseptinin temelini kabullenmek zorundadırlar.وكان لزاماً عليهم أن يلموا بالمبادئ الأولية لعلم الفلك الشائع.
Ancak, ilk olarak yıldızlararası uzay konseptinin temelini kabullenmek zorundadırlar.Há uma necessidade de você cuidar primeiro do seu astral.
Yanılabilirlik, yanılıyor olabileceğinizi ve bunun farkına varamayabileceğinizi kabullenmektir bir nevi.Ele pode acertar, errar ou admitir não saber.
UNITA bu seçim sonuçlarına önce itiraz etse de daha sonra seçim sonuçlarını kabullenmek durumunda kalmıştır.Ook moest UNITA het resultaat van de gehouden verkiezingen aanvaarden.
O dönemde akıl hastalıklarına sahip kişilerin itibarını kabullenmek yeni bir kavramdı.W tamtym czasie idea, że dzieci mają unikalne potrzeby zdrowotne była nowa.
Yazgıcılığı kabullenmek, kaçınılmazlığa direniş göstermekten daha uygundur.Că acceptarea este mai degrabă potrivită decât rezistența împotriva inevitabilității.
Hal bu olanlardan sonra bu yeni dünyayı kabullenmek durumunda kalmıştır.Tämän uuden merkityksen kautta pystymme näkemään jotain uutta maailmasta.
Bazıları Tasma-Kayışı kabullenmek istemez.Banyak yang tidak peduli terhadap larangan pengambilan foto.
Hal bu olanlardan sonra bu yeni dünyayı kabullenmek durumunda kalmıştır.全ての闘争はこの新国家の実現を目指す場合にのみ意味を有する。
Yazgıcılığı kabullenmek, kaçınılmazlığa direniş göstermekten daha uygundur.Heakskiit on sobilikum kui vastuhakk paratamatusele.
Bazıları Tasma-Kayışı kabullenmek istemez.Mõned lihtsalt kuulutavad millegi lubatavust.
Bu da insanların kabullenmekte en çok zorluk çektiği iddia.Esta es la cosa mas difícil de entender para la gente
Bu da insanların kabullenmekte en çok zorluk çektiği iddia.Itu adalah hal yang paling sulit bagi orang untuk pahami
Bu da insanların kabullenmekte en çok zorluk çektiği iddia.Това е най-трудното нещо за разбиране.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.Chúng ta chẳng còn sự lựa chọn nào, hãy đối mặt với thực tế.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.현실을 받아들여야 합니다.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.Não temos alternativa senão aceitar essa realidade.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.Nemáme žádnou jinou možnost než se smířit s realitou.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.Nie pozostaje nam nic oprócz stawienia czoła rzeczywistości.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.Nincs más választásunk, mint felölelni ezt a valóságot.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.Non abbiamo scelta, dobbiamo accettare questa realtà.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.No tenemos más remedio que aceptar esa realidad.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.Nous n'avons pas d'autre choix que d'accepter cette réalité.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.Nu avem de ales decât să îmbrățișăm realitatea.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.We hebben geen andere keus dan die realiteit te omarmen.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.Wir haben gar keine andere Wahl als diese Realität zu akzeptieren.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.Δεν έχουμε άλλη επιλογή, παρά να δεχθούμε αυτή την πραγματικότητα.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.Нямаме друг избор освен да приемем реалността.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.У нас немає вибору, тільки прийняти реальність.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.У нас нет другого выбора, кроме как принять такую действительность.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.אין לנו ברירה אלא להכיר במציאות הזאת.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.لا خيار لدينا سوى تقبل هذا الواقع
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.それは
Çünkü, çoğu insan için nadir bulunan ciddiyeti kabul etmek zorken, yaygın olan resmiyeti kabullenmek kolaydır.그 이유는 대부분의 사람들이 보기 드문 진지함을 쉽사리 알아보지 못하고, 오히려 진부한 엄숙함을 받아들이는 것에
Çünkü, çoğu insan için nadir bulunan ciddiyeti kabul etmek zorken, yaygın olan resmiyeti kabullenmek kolaydır.הסיבה היא שלרוב האנשים קשה לזהות רצינות, שהיא נדירה אבל מרגישים נוח יותר לאמץ כובד ראש
Çünkü, çoğu insan için nadir bulunan ciddiyeti kabul etmek zorken, yaygın olan resmiyeti kabullenmek kolaydır.سبب ذلك هو أن أغلب الناس يجدون صعوبة في ادراك الجدية التي هي صفة نادرة ولكنهم أكثر ارتياحا في اعتماد الرصانة
Çünkü, çoğu insan için nadir bulunan ciddiyeti kabul etmek zorken, yaygın olan resmiyeti kabullenmek kolaydır.めったに見ない 本気さ よりも よく見かける まじめさ の方が 心地よいからである
Çünkü titremeyi kabullenmek benim için sadece sanatla ve sanat yetenekleriyle ilgili değildi.Weil die Einschränkung zu akzeptieren war für mich mehr als nur Kunst oder künstlerische Fähigkeiten.
Çünkü titremeyi kabullenmek benim için sadece sanatla ve sanat yetenekleriyle ilgili değildi.W tej akceptacji nie chodziło tylko o sztukę i artystyczne zdolności.
Çünkü titremeyi kabullenmek benim için sadece sanatla ve sanat yetenekleriyle ilgili değildi.Acceptarea tremorului n-a însemnat doar artă şi abilităţi artistice.
Çünkü titremeyi kabullenmek benim için sadece sanatla ve sanat yetenekleriyle ilgili değildi.Bởi vì chiều theo chúng đối với tôi không chỉ là về nghệ thuật và có kỹ năng nghệ thuật
Çünkü titremeyi kabullenmek benim için sadece sanatla ve sanat yetenekleriyle ilgili değildi.Car cette décision n'était pas liée seulement à l'art et à mes compétences en tant qu'artiste.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod