Tam yeni hayatını kabullenmeye başlamışken önceki hayatına geri döner.Sendo reconhecido inocente, retorna à sua situação social anterior.
Ancak, ilk olarak yıldızlararası uzay konseptinin temelini kabullenmek zorundadırlar.Há uma necessidade de você cuidar primeiro do seu astral.
Yanılabilirlik, yanılıyor olabileceğinizi ve bunun farkına varamayabileceğinizi kabullenmektir bir nevi.Ele pode acertar, errar ou admitir não saber.
Güldünya kabullenmez, bu arada tecavüz eden akrabası kaçar.Sem Medo ri, mas Comissário age de forma fria.
UNITA bu seçim sonuçlarına önce itiraz etse de daha sonra seçim sonuçlarını kabullenmek durumunda kalmıştır.Ook moest UNITA het resultaat van de gehouden verkiezingen aanvaarden.
O dönemde akıl hastalıklarına sahip kişilerin itibarını kabullenmek yeni bir kavramdı.W tamtym czasie idea, że dzieci mają unikalne potrzeby zdrowotne była nowa.
Islah olmayı kabullenmez ama suçluluk da duymaz.Jest też nieśmiały i nie potrafi się przyznać do winy.
Niki'nin evden kurtulma çalışmaları sonuç vermez ve zamanla durumu kabüllenmeye başlar.Roy saknar motivation och är därför hemma på dagarna.
Kabullenmeden savaşalım!Спробуємо не погодитись.
Yazgıcılığı kabullenmek, kaçınılmazlığa direniş göstermekten daha uygundur.Că acceptarea este mai degrabă potrivită decât rezistența împotriva inevitabilității.
Tam yeni hayatını kabullenmeye başlamışken önceki hayatına geri döner.Míg kómában álmodik, újraéli minden előző életét.
Hal bu olanlardan sonra bu yeni dünyayı kabullenmek durumunda kalmıştır.Tämän uuden merkityksen kautta pystymme näkemään jotain uutta maailmasta.
Artık 9 yaşındaki kızı Lisa ile vakit geçirir onu kabullenmeye başlar.Fern, hans otteårige datter, tigger ham om at lade den leve.
Dolayısıyla yeniden annesinin öldüğünü kabullenmeye çalışacaktır.Da er moren klar til å pare seg igjen.
Kabullenmeden savaşalım!Untuk Tak Berputus Asa!
Şarkının sonunda kabullenmeye varılır.Berkat musik saya akhirnya bisa ke sini.
Tam yeni hayatını kabullenmeye başlamışken önceki hayatına geri döner.Dengan begitu mereka benar-benar akan menjalani hidup baru dan tidak akan mengingat lagi kehidupan sebelumnya.
Bazıları Tasma-Kayışı kabullenmek istemez.Banyak yang tidak peduli terhadap larangan pengambilan foto.
Kabullenmeden savaşalım!Chiêm Thành không nhận.
Kabullenilmiş çaresizliği kabullenmememiz lazım.Duệ Tông bất đắc dĩ phải chấp nhận.
Kabullenmeden savaşalım!絶っ対行かない!
Hal bu olanlardan sonra bu yeni dünyayı kabullenmek durumunda kalmıştır.全ての闘争はこの新国家の実現を目指す場合にのみ意味を有する。
Kabullenilmiş çaresizliği kabullenmememiz lazım.但是不接受無怨恨的委託。
Kabullenmeden savaşalım!但無人敢應戰。
Islah olmayı kabullenmez ama suçluluk da duymaz.자살행위 그 자체는 물론,그 미수도 죄가 되지 않는다.
Tam yeni hayatını kabullenmeye başlamışken önceki hayatına geri döner.Po návrate do hlavného mesta sa vrátil k predošlému spôsobu života.
Bu yöntemler daha az kabullenme yaptıklarından sonuçları daha sabittir.Dejanski dosežki se jim zdijo manj pomembni kot načini na katere je cilj dosežen.
Tam yeni hayatını kabullenmeye başlamışken önceki hayatına geri döner.Po to ji pradeda vėl iš naujo atrasti save, ir atgauti savo buvusį gyvenimą..
Yazgıcılığı kabullenmek, kaçınılmazlığa direniş göstermekten daha uygundur.Heakskiit on sobilikum kui vastuhakk paratamatusele.
Bazıları Tasma-Kayışı kabullenmek istemez.Mõned lihtsalt kuulutavad millegi lubatavust.
Ailelerde dini inançlar kızlarının hasta değil de sadece gay olduklarını kabullenmeyi zorlaştırıyor.A családjaik vallásos hite megnehezíti annak elfogadását, hogy lányaik nem betegek, csupán homoszexuálisak.
Ailelerde dini inançlar kızlarının hasta değil de sadece gay olduklarını kabullenmeyi zorlaştırıyor.가족안에서의 종교적 믿음은 그들의 딸들이 아픈것이 아니라 단지 동성애자라는 것을 받아들이기 어렵게 했죠
Ailelerde dini inançlar kızlarının hasta değil de sadece gay olduklarını kabullenmeyi zorlaştırıyor.В семьях религиозные убеждения усложняют принятие того факта, что их дочери не больны, а просто другие.
Ailelerde dini inançlar kızlarının hasta değil de sadece gay olduklarını kabullenmeyi zorlaştırıyor.במשפחות בהן האמונה הדתית מקשה על קבלת העובדה שבנותיהן אינן חולות, אלא פשוט אחרות (גם=הומוסקסואליות).
Ailelerde dini inançlar kızlarının hasta değil de sadece gay olduklarını kabullenmeyi zorlaştırıyor.من عائلات عقائدها الدينية تجعل من الصعب عليها تقبل أن بناتهم لسن مرضى ولكن فقط شواذ.
Ailelerde dini inançlar kızlarının hasta değil de sadece gay olduklarını kabullenmeyi zorlaştırıyor.娘が病気なのではなく、同性愛者である ということが認めづらいのです グループ立ち上げにかかわったリアによると、
Ama bu sorunun bir parçası olduğumuzu kabullenmesini bilmiyoruz.la facilité avec laquelle nous devenons une partie du problème.
Ancak kabullenme zaman alan bir süreçtir.El amor, idealmente, es algo incondicional entre padres e hijos.
Ancak kabullenme zaman alan bir süreçtir. Hep zaman alır.L'amore, idealmente, è senza condizioni nelle relazioni tra genitori e figli.
Ancak kabullenme zaman alan bir süreçtir. Hep zaman alır.Láska je niečo, čo je ideálne bezpodmienečné vo vzťahu medzi rodičom a dieťaťom.
Ancak kabullenme zaman alan bir süreçtir. Hep zaman alır.Liebe ist etwas, das im Idealfall bedingungslos in der Beziehung zwischen Eltern und Kind existiert.
Ancak kabullenme zaman alan bir süreçtir. Hep zaman alır.Mas a aceitação é algo que leva tempo.
Ancak kabullenme zaman alan bir süreçtir. Hep zaman alır.Η αγάπη είναι κάτι που ιδανικά υπάρχει άνευ όρων σε όλη τη σχέση μεταξύ ενός γονέα και του παιδιού.
Ancak kabullenme zaman alan bir süreçtir. Hep zaman alır.В идеале, любовь между родителями и детьми существует вне зависимости от каких-либо условий.
Ancak kabullenme zaman alan bir süreçtir. Hep zaman alır.Любов — це почуття, яке завжди існує у стосунках між батьками і дітьми, незалежно від обставин.
Ancak kabullenme zaman alan bir süreçtir.이상적으로 봤을 때 부모와 자녀 사이에 사랑은
Ancak kabullenme zaman alan bir süreçtir.Mais l'acceptation est une chose qui prend du temps. Ca prend toujours du temps.
Ancak kabullenme zaman alan bir süreçtir.W idealnym przypadku miłość rodzicielska jest bezwarunkowa.
Ancak kabullenme zaman alan bir süreçtir.באופן אידיאלי, קיימת אהבה שאינה תלויה בדבר
Ancak kabullenme zaman alan bir süreçtir.الحب هو إحساس غير مشروط موجود بشكل مثالي
Ancak kabullenme zaman alan bir süreçtir.親子の間で 常に 無条件に存在するものです
Ayrıca, bu öğretinin diğer insanların üzerinde yarattığı etki de, onu kabullenmeme sebep oldu.Auch sah ich die Auswirkung, die sie auf andere hatten. Darum trat ich bei.
Ayrıca, bu öğretinin diğer insanların üzerinde yarattığı etki de, onu kabullenmeme sebep oldu.그것을 다른 사람에 게 효과 볼 수 있게 만들었는지 내가 그것을 받아들일입니다. 후에 노출 되는 것으로 나타났습니다.
Ayrıca, bu öğretinin diğer insanların üzerinde yarattığı etki de, onu kabullenmeme sebep oldu.La maison a brûlé à la terre.
Ayrıca, bu öğretinin diğer insanların üzerinde yarattığı etki de, onu kabullenmeme sebep oldu.Ακόμη βλέποντας την επίδραση που είχε σε άλλους, αυτό με έκανε να το αποδεχτώ.
Ayrıca, bu öğretinin diğer insanların üzerinde yarattığı etki de, onu kabullenmeme sebep oldu.قادر على رؤية تأثير ذلك على الآخرين، ذلك ماجعلني أقبل به. ولاحظت أنه بعد توضح
Belki de kabullenme sanatıydı bu.Forse stiamo imparando anche l'arte di abbracciarle.
Belki de kabullenme sanatıydı bu.Kanske lär vi oss konsten att ta till oss.
Belki de kabullenme sanatıydı bu.예술의 포옹력을 배우고 있는지도 몰라요.
Belki de kabullenme sanatıydı bu.Peut-être que nous apprenons l'art d'embrasser.