Bunu kabullenmenin zor olduğunu biliyorum.I know it's hard to accept.
Onun ölümünü kabullenmen gerekiyor.You need to make your peace with his death.
Sami onu kabullenmeye başladı.Sami started to accept it.
Yazgıcılığı kabullenmek, kaçınılmazlığa direniş göstermekten daha uygundur.That acceptance is appropriate, rather than resistance against inevitability.
Ayrıca Çin Komünist Partisi'nin 1976'ya kadarki anti-revizyonist çizgisini de kabullenmektedir.They also accept the legacy of the Chinese Communist Party until 1976 making it anti-revisionist.
Hiçbir tarikat onu kabullenmekte ve benimsemekte bir sıkıntı çekmedi.None has matched it in debasing and humiliating us.
Şarkının sonunda kabullenmeye varılır.In the end of the song he is convinced.
Bu yöntemler daha az kabullenme yaptıklarından sonuçları daha sabittir.This is the function they are least comfortable with.
Hakikat bu nesnel dünyanın sonudur ve bizden bu sonu kabullenmemizi talep eder.This is the reality and it is up to the world to accept it.
Kabullenilmiş çaresizliği kabullenmememiz lazım.It is not possible to reclaim citizenship lost involuntarily.
Hal bu olanlardan sonra bu yeni dünyayı kabullenmek durumunda kalmıştır.The Doctor has to stay outside this new universe for that to happen.
Kabullenmeden savaşalım!Fight after non agreement.
Niki'nin evden kurtulma çalışmaları sonuç vermez ve zamanla durumu kabüllenmeye başlar.Inga has a liability to be late for work in the mornings and therefore get into trouble.
Tüm sorunları çözmenin ilk adımı içinde bulunduğunuz gerçeği veya durumu kabullenmektir.Now the first step in solving any problem is acknowledging the reality of the situation you're in.
Fakat zamanla onun böyle olduğunu kabullenmeye başladım.But then, over time, I have come to understand that this is who she is.
Ölümcül hastalığınız olduğu söylendiğinde geçirilen aşamalar: İnkar, öfke, pazarlık, kabullenme.-- of reaction, being told you have a fatal illness: denial, anger, bargaining, acceptance.
Bu gerçeği kabullenmek dışında bir şansımız yok.We have no choice but to embrace that reality.
*"Elinden bir ţey gelmeyince, kabullenmek kolaydýr."*When there is nothing you can do, it is easy to accept
Eğer bu konuşma için paket servis varsa, umarım öyledir kabullenmek konusunda daha rahat hissederizIf there's a takeaway to this talk,
Yüzünü dahi hatırlamadığımı... ...kabullenmekten... ...utanıyorum.I'm ashamed to admit... I don't recognize... his face.
İstatiklerden haberdarız. Ama bu sorunun bir parçası olduğumuzu kabullenmesini bilmiyoruz.We all know the statistics. but we don't know how to accept that we can be part of the problem.
Belki de kabullenme sanatıydı bu.Maybe we are learning the art of embracing.
Öylece kabullenmemelisiniz.You shouldn't just accept that.
Bizim dengedenin güzelliğini kabullenmeliyiz.We need to start embracing the beauty of balance.
Dolayısıyla bunların değerinin sıfır olduğunu da kabullenmek istemiyorlar.So they don't want to admit all at once that these are worth zero.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.And that recognition will sow fear -- recognizing the seriousness of the situation.
Pişmanlıkları kabullenmemiz için üç tane şey tavsiye edeceğim.I want to suggest that there's three things that help us to make our peace with regret.
Pişmanlıklarımızı kabullenmemiz için ikinci yol kendi kendimize gülebilmemiz.The second way that we can help make our peace with regret is to laugh at ourselves.
Ayrıca, bu öğretinin diğer insanların üzerinde yarattığı etki de, onu kabullenmeme sebep oldu.And also being able to see the effect that it had upon others, this is what made me accept it.
Eğer titremeyi kabullenmeseydim ne olurdu?And what if I didn't embrace the shake?
Çünkü titremeyi kabullenmek benim için sadece sanatla ve sanat yetenekleriyle ilgili değildi.Because embracing the shake for me wasn't just about art and having art skills.
Ama zalimler, inkarcılıktan başkasını kabullenmediler.Even then the wicked disdain everything but unbelief.
Bunda şüphe yoktur. Ama zalimler, inkarcılıktan başkasını kabullenmediler.So the unjust do not accept without being ungrateful.
Eğer doğru sözlüler iseniz (bunu böyle kabullenmeniz gerekir.)"(Think about this) if you are people of truth.
Fakat bu sürecin bir de kabullenme kısmı var.However, there is also the second part of the process -- acceptance.
İnsani Hukuk Merkezi Direktörü Kandiç: Sırplar Savaş Döneminde Yaşananları KabullenmeliHumanitarian Law Centre's Kandic: Serbs Still Coming to Terms with Wartime Legacy
Bir sorunu kabullenmezseniz çözemezsiniz.If you deny a problem, you have no chance of resolving it.
Almanya'dan Sırbistan'a Kosova'yı kabullenme çağrısıGermany urges Serbia to accept Kosovo
Kimileri ise koşulları kabullenmekle yetiniyor.Others are just resigned.
Şimdi başıma gelecekleri kabullenmem lazım."[1]Now I must accept whatever may come."[40]
Aslında insanları oldukları gibi kabullenmek gerek. Onlardan yok daha.Eigentlich sollte man die Menschen so akzeptieren, wie sie sind. Andere gibt es wohl nicht.
Sonunda Shinigamiler Eichi’nin ölümünü keşfeder ve Mitsuki durumu kabullenmeye zorlanır.Die vier Shinigami versuchen, Eichi zu finden, um Mitsuki glücklich zu machen.
Kardeşi XUSRO (II. KYRUS) bunu hiçbir zaman kabullenmemiştir.Sein Bruder war Su Zhe (蘇轍).
Kabullenmeden savaşalım!Lasst uns kämpfen ohne zu versagen!
Bu doğumdan çok, kabullenmekten ibaret bir McKenzie değildir.Ce n'est pas un McKenzie de naissance mais d'adoption.
Hal bu olanlardan sonra bu yeni dünyayı kabullenmek durumunda kalmıştır.Pour pouvoir vivre dans le nouveau monde, vous devez rejeter ce monde.
Şarkının sonunda kabullenmeye varılır.La chanson finit par être acceptée cependant.
Tam yeni hayatını kabullenmeye başlamışken önceki hayatına geri döner.Après avoir purgé sa peine, il retourne à son ancienne vie.
Böylece Lothar Teutberga’yı kabullenmeye mecbur kaldı.Renard jura alors de réaliser le vœu de Thibaut.
Bunu kabullenmek zorunda kalacaksın.Tendrás que aceptarlo.
Artık 9 yaşındaki kızı Lisa ile vakit geçirir onu kabullenmeye başlar.Él pasa el tiempo con Lisa, ya con 9 años de edad, a quien ahora reconoce como su hija.
Kabullenmeden savaşalım!¡No se desvanecerá sin luchar!
Kabullenmeden savaşalım!Non arrenderti senza provarci!
Ela ise Zenan'ın Suat'ın kaybolduğunu kabullenmesi gerektiğini düşünmektedir.Presto, anche Kion deve ammettere che lo Zimwi potrebbe realmente esistere.
Kabullenmeden savaşalım!Биться без Сумманена.
Yerde yaralı yatarken Arjuna ona Yudhishther olmayı kabullenmesini söyledi ve o da kabul etti.«Конечно, ты посоветовал ей одеть хиджаб», — он добавил.
UNITA bu seçim sonuçlarına önce itiraz etse de daha sonra seçim sonuçlarını kabullenmek durumunda kalmıştır.УНИТА оспаривает объявленные результаты выборов.
Yazgıcılığı kabullenmek, kaçınılmazlığa direniş göstermekten daha uygundur.أن القبول ملائم، بدلا من المقاومة ضد الحتمية.
Ancak, ilk olarak yıldızlararası uzay konseptinin temelini kabullenmek zorundadırlar.وكان لزاماً عليهم أن يلموا بالمبادئ الأولية لعلم الفلك الشائع.
Kabullenmeden savaşalım!Não admitia réplicas!