kabul etme ile cümle
kabul etme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
(Örneğin Michael Behe, primatlardan evrimi kabul etmektedir. )(For example, Michael Behe accepts evolution from primates.)
Mehmed Ali'nin Yunanistan'ı istila etmeyi kabul etmek için kendi gerekçeleri vardı.Mehmet Ali had his own motives for agreeing to invade Greece.
Her iki devlet de Batı Sahra'nın tamamını kendi toprakları olarak kabul etmektedir.Both states claim the entirety of Western Sahara as their territory.
[ve] zevk alma fırsatlarını reddeder veya zevk aldığını kabul etmekte isteksizdir[and] rejects opportunities for pleasure, or is reluctant to acknowledge enjoying themself
Önemli bir otoriteye sahip olan, hatalarını kabul etmekten korkmayacak.Wer wirklich Autorität hat, wird sich nicht scheuen, Fehler zuzugeben.
Teklifi kabul etmekten başka seçeneğim yoktu.Ich hatte keine andere Wahl, als das Angebot anzunehmen.
Tom bunu kabul etmek zorunda.Tom ist gezwungen, dies zu akzeptieren.
O bunu kabul etmek istemedi.Sie wollte es nicht zugeben.
Onu kabul etmek zorundayız.Wir müssen das akzeptieren.
Başka birisinin senin verdiğin ve kabul etmek istemediği tüm sevgini al sonra onu kendine hediye et.Nimm all die Liebe, die ein anderer von dir nicht annehmen wollte, und schenke sie dir selbst.
Bu inanışta sorgulayıcı tutum, inanarak kabul etme, bilinçli olarak edimlerde bulunma savunulmaktadır.Streck deine Hand aus und leg sie in meine Seite und sei nicht ungläubig, sondern gläubig!
Hitler bu planı kabul etmedi.Hitler stimmte diesem Plan zu.
Birçok modern tarihçiler bunun doğru olduğunu kabul etmektedirler.Fast alle neueren Historiker gehen davon aus, dass dies wohl richtig ist.
Fakat Athletic Bilbao teklifi kabul etmedi.Schon damals versuchte Athletic Bilbao ihn abzuwerben.
Cinayeti kabul etmedi, fakat birkaç hırsızlık ve mezar yağmacılığından sorumlu olduğunu itiraf etti.Er bestritt die Tat, bekannte jedoch einige Diebstähle und Grabräubereien.
İlk defa Fransa içinde verilen ödül, 2016'dan beri bütün dünyadan gelen adaylıkları kabul etmektedir.Nach einer ersten Austragung nur für Frankreich wurde der Preis im Jahre 2016 auf die ganze Welt ausgeweitet.
İsimlerini 12 tane imamı kabul etmelerinden alırlar.Es trägt den Namen 12 Memories.
William önce bunu kabul etmedi.Vorher jedoch sagt Thomas aus.
Hatta ana-babaları bile onları kabul etmek istemezler.Noch dazu können sich ihre Eltern überhaupt nicht leiden.
Birleşmiş Milletler, de jure olarak Moldova'nın parçası kabul etmektedir.Transnistrien wird von keinem UN-Mitgliedsstaat anerkannt und gilt de jure als Teil der Republik Moldau.
Ama Ptolemaios bunu kabul etmedi.Anscheinend hatte Ptolemaios Zugriff darauf.
Fakat bu görevi kabul etmedi.Diesen Auftrag hatte er aber nicht angenommen.
Bunu İmparator V. Karl kabul etmedi.Kaiser Karl VI. war verstimmt.
Ancak Humeyni istifasını kabul etmedi.Außer dem Gut Wustrau hinterließ er kein Vermögen.
Türk Hükümeti durumu kabul etmedi.Die türkische Regierung hat bis jetzt nichts dagegen unternommen.
Türkiye Cumhuriyeti, Çin Halk Cumhuriyeti'ni Çin'in tek yasal temsilcisi olarak kabul etmektedir.Offiziell erkennt der Heilige Stuhl die Republik China als einzigen legitimen chinesischen Staat an.
Dinler Tarihi araştırmacıları da onun öğretisini bir din olarak kabul etmektedir.Andere Forscher hingegen halten das überlieferte Lehrbeanstandungsverfahren für eine historische Tatsache.
Fakat bunu İngilizler kabul etmedi.Die Engländer lehnten dies jedoch ab.
Rus hükümetine daha önce bu anlaşmayı kabul etme istekliliğini ifade etmişti.Bis heute ist es die Absicht der russischen Regierung, dieses Vorhaben zu vollenden.
Sırbistan bölgeyi hala kendi toprağı olarak kabul etmektedir.Serbien betrachtet das Land weiterhin als serbische Provinz.
Ancak o, bebeği kabul etmek istemez.Er will das Kind nicht.
458'de olduğunu kabul etmektedirler.Sie stammen vermutlich aus dem Jahr 1458.
Ancak Livorno yönetimi istifasını kabul etmedi.Dennoch zog die Regierung Velasco ihr Dekret zurück.
XVI. Louis bu talebi kabul etmek zorunda kaldı.Ludwig XVI. erfüllte ihm diesen Wunsch.
Ancak bu teklifi Li Şimin kabul etmedi.Lee ging auf die Forderung jedoch nicht ein.
Savonarolo bu daveti kabul etmedi.Falconer nimmt diese Einladung nicht an.
Ne var ki, bölge ülkeleri de Rohingyaları kabul etmek istememektedirler.Ich weiss aber bestimmt, dass ihr die Kroaten dafür nicht gewinnen werdet.
Ama sonradan onu kabul etmek zorunda kalır.Später gibt er es jedoch zu.
Bir kimse sana Allahın buyurmadığı sözü söylese sen onu kabul etme.Einen Gott, der dies zulasse, könne es nicht geben.
Komünist rejim, AIDS sorununun varlığını kabul etmedi.Die Gemeinden wollten das Verhalten der BLEAG nicht hinnehmen.
Fakat konferans temsil heyetini resmi olarak kabul etmedi.Dennoch fühlte sich die Gräfin in ihrer Position nicht wohl.
(Halk annesi de, bu Asiliğin Germiyan hakimiyetini kabul etmeden doğduğu görüşündedir.Die verzweifelte Mutter kann nichts anderes machen, als ihr zum Abschied ein Wiegenlied (Iavnana) zu singen.
Günümüz tarihçilerinin çoğunluğu bu öneriyi kabul etmektedirler.Die große Mehrheit der Forscher akzeptiert diese Sichtweise heute.
Hristiyanlığın Mormon mezhebi, Mormon dininin kurucusu Joseph Smith'i peygamber kabul etmektedir.Der Engel Moroni soll dem Begründer der Mormonen, Joseph Smith, erschienen sein.
Fransız devleti bu şartı kabul etmedi.Diesen Bedingungen stimmten die französischen Vertreter nicht zu.
Knowles, bunu en zor video çekimi olarak kabul etmektedir.Nintendo bewarb das Gerät als schnellstes Videospielsystem.
Dolayısıyla Kartaca bu koşulları kabul etmedi.Es verwundert, dass Margaretha diese Bedingungen angenommen hat.
Ancak bu kez de İspanya tarafı bu değişiklikleri kabul etmedi.Aber die Australierin hatte hier wohl noch nicht ihr ganzes Können aufgeboten.
Hala, yeni bir öneriyi kabul etme isteğim yok.Il est improbable que nous acceptions une autre offre à court terme.
Hızlı öğrendiğimi kabul etmek zorundasınız.Mais vous devez admettre que j'apprends vite.
Ama Valide Sultan onun tavsiyesini kabul etmedi.Mais, le Sultan refusa de suivre ses conseils.
Buna karşılık olarak bu ülkeler Avrupa Birliği hukukunun bir bölümünü de olsa kabul etmek durumundadırlar.En contrepartie, ces pays doivent adopter une partie des lois de l'Union européenne.
Sonunda ilişkiyi kabul etmek için geldi.Elle finit par accepter leur relation.
Ancak, Almanlar bunları asla kabul etmediler.Les Allemands n'acceptèrent jamais cette situation.
Ancak o, bebeği kabul etmek istemez.Il refuse de reconnaître l'enfant.
Komünist rejim, AIDS sorununun varlığını kabul etmedi.L'Église catholique ne reconnaît pas l'utilisation du préservatif dans la lutte contre le sida.
Ama onu kabul etmek durumunda değilim (...)Je ne leur appartiens pas (...)
Fransız devleti bu şartı kabul etmedi.Mais les Français refusent cette condition.
İlk defa Fransa içinde verilen ödül, 2016'dan beri bütün dünyadan gelen adaylıkları kabul etmektedir.Après une première édition française, le prix a été élargi au monde entier en 2016.
Türk Hükümeti durumu kabul etmedi.Elle n'est pas reconnue par le gouvernement turc.