kabul etme ile cümle

kabul etme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
6 Aralık 2012 - Google, Google Apps'in ücretsiz sürümünün artık yeni kullanıcı kabul etmediğini duyurdu.6 ديسمبر 2012 - أعلنت Google عن أن إصدار Google Apps المجاني لم يعد متوافرًا للعملاء الجدد.
Hayatının son günlerinde yatağa bağlı hale geldi ve doktoruyla hemşireleri dışında hiç kimseyi kabul etmedi.وفي نهاية حياتها كانت طريح الفراش ولم تلتقي بأي زائر عدا طبيبها والممرضات.
Günümüz tarihçilerinin çoğunluğu bu öneriyi kabul etmektedirler.في الوقت الحالي، يعارض معظم الباحثين هذه الفرضية.
Mart 1879'da Tesla'nın babası Maribor'a gelip oğlunun eve dönmesi için yalvardı, ama o kabul etmedi.وفي مارس 1879 م، ذهب ميلوتين تسلا إلى ماريبور ليستعطف ولده للعودة إلى المنزل، إلا أن نيكولا رفض.
İlk defa Fransa içinde verilen ödül, 2016'dan beri bütün dünyadan gelen adaylıkları kabul etmektedir.بعد دورتها الفرنسية الأولى ، تم توسيع نطاق الجائزة لتشمل العالم أجمع في عام ٢٠١٦.
Avrupa Birliği'nin genişlemesi, Avrupa Birliği'nin yeni üye devletleri kabul etme sürecidir.توسيع الاتحاد الأوروبي هي عملية تتم من خلال ضم مزيد من الدول لعضوية الاتحاد الأوروبي.
Kabul etmek lazım!ويجب للإيلاء.
Hiçbir demokraside böyle bir müdahaleyi kabul etmek mümkün değil.لا يمكن اعتبار أي من هذه الانتخابات ديمقراطية.
Sonunda ilişkiyi kabul etmek için geldi.وفي النهاية تأتي هي للمصالحته.
Ancak, Almanlar bunları asla kabul etmediler.وقاوم الألمان هذا الأمر بطبيعة الحال.
Yasa tekliflerini kabul etme veya reddetme, ancak bunları tadil etme veya mevzuatı başlatma hakkı vardır.لها الحق في قبول أو رفض المقترحات التشريعية ، ولكن ليس تعديلها أو الشروع في التشريع.
Kabul etmedikçe keşideci asıl borçludur.يؤخذ منها عدم قبول شهادة المجهول حتى يُزَكَّى.
Kendini bir "kasıntı" olarak kabul etmektedir.لقد أعتبر نفسه على أنه "متفائل صنديد" بتفكيره.
UCAS da IGCSE'yi İngiliz GCSE'ye denk kabul etmektedir.ومازالت هيرا تنصت إلي أحاديث إيكو.
Karahanlılar ise bu durumu kabul etmek zorunda kaldılar.ينبغي للمراهقين في هذه المرحلة أن يتلقوا الحقيقة.
Günümüzde devletler birinci görüşü kabul etmektedir.وستستضيف الولايات المتحدة النسخة الأولى.
Ancak Kutluk'un oğlu Bilge'yi, İnel'in kağanlığını kabul etmedi.لم يكن ابن عباس يمتلك هذه الثروة الكبرى من العلم فحسب.
Irak hükümeti sınırları kabul etmedi ve Kuveyt'in kendi parçası olduğu iddialarına devam etti.كما طالب بأن يلغي العراق إجراءاته التي ادعى بها ضم الكويت.
SSH istemcisi, önceden bilinmeyen yeni bir sunucunun anahtarını kabul etmeden önce bir uyarı verir.O cliente SSH lança um aviso antes de aceitar a chave de um novo servidor desconhecido previamente.
Erken modeller çok pahalıydı ve Nokia 2004'e kadar geleneksel kapaklı telefon tasarımını kabul etmedi..Os primeiros modelos eram muito caros e a Nokia não adotou o formato até 2004.
FIFA Gine ve Zaire'nın elemelere katılmasını kabul etmedi.A FIFA negou as inscrições de Guiné e Zaire.
Bunlara tekrar kavuşabilmek istiyen tanrılar devlerin her türlü isteğini kabul etme yanlısıdırlar.Aqueles que desejam retornar a Deus deve abandonar todos os prazeres dos sentidos.
Hayatının son günlerinde yatağa bağlı hale geldi ve doktoruyla hemşireleri dışında hiç kimseyi kabul etmedi.Ao final de sua vida, ela estava acamada e não recebia nenhum visitante além dos médicos e enfermeiras.
Ermenilerin çoğu direnmekten vazgeçti ve Roma tarafından atanacak bir prensi kabul etme kararı aldı.Nesta época, a maioria dos armênios já havia abandonado a resistência e aceito príncipe imnposto por Roma.
2006 itibarıyla sadece master öğrencileri kabul etmektedir.Desde 2006 atende apenas a estudantes graduados.
Karahanlılar ise bu durumu kabul etmek zorunda kaldılar.Tiveram que sofrer as conseqüências de tal suposição.
Ancak, Almanlar bunları asla kabul etmediler.Mas é duvidoso que os Portugueses tenham jamais realizado isso.
Kabul etmedim.Não aceitei.
Fransız devleti bu şartı kabul etmedi.Infelizmente, o governo francês não concordou com estes termos.
Leon ilerigelenleri hiçbir zaman Kastilya süzerenliğini kabul etmediler.Constantino deixou de ser bem-vindo na corte.
Ama onu kabul etmek durumunda değilim (...)Só quero que isso não aconteça. (...)
Fakat bu görevi kabul etmedi.Não chegou a assumir este cargo.
Araştırmacılar mantraların MÖ 1000'li yıllardan daha eski olduğunu kabul etmektedirler.Chegaram à conclusão que os monumentos têm mais de 11 000 anos de idade.
Ama sonradan onu kabul etmek zorunda kalır.Mais tarde eles a adotam.
Henoteizm bir tanrıya inanmakla birlikte diğer tanrıların da var olduğunu kabul etmektir.O henoteísmo envolve a devoção a um deus único, ao mesmo tempo em que aceita a existência de outros deuses.
Kendini bir "kasıntı" olarak kabul etmektedir.Às vezes, ela refere-se a si mesma como "supersereia".
Yöre halkı bu koruluktan kesim yapmayı uğursuzluk olarak kabul etmektedir.Estamos seguros de que cabe aquele desassombrado municipalista toda a razão.
Sonrasında Güney Vietnam Hükumeti Loan'ın istifasını kabul etmedi.O Sul do Sudão, em última instância, rejeitou a aplicação da lei sharia.
Hitler bu planı kabul etmedi.Hitler aceitou a proposta.
22 Mart tarihinde, Litvanya ültimatom koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.A Lituânia foi forçada a aceitar o ultimato em 22 de março.
Ama Valide Sultan onun tavsiyesini kabul etmedi.Mas o sultão não iria acreditar nele.
Kral talebi kabul etmek zorunda kalır.O rei atende favoravelmente às petições.
Bu kuram, tarımın ortaya çıkışını bir buluş, ya da keşif olarak kabul etmektedir.Registra o impacto da nova terra sobre o europeu descobridor ou observador.
Fakat Tiryaki Mehmed Paşa bu tayinleri kabul etmedi.Mas Masami Kurumada não adotou esta classificação.
Pelagius yine bunu kabul etmedi.Kyo não pôde aguentar mais isso.
Savonarolo bu daveti kabul etmedi.Walpole não quis aceitar o presente.
1820'deki liberal devrimle, Fernando 1812 Anayasası'nın yeniden yürürlüğe konmasını kabul etmek zorunda kaldı.Uma revolução em 1820 impôs a Fernando VII a constituição liberal de 1812.
AVC 21 yas ustu bıreylerı organizasyona kabul etmektedır.AVC aceita inscrições de pessoas a partir de 21 anos de idade.
İşte bu yüzden de ben asla şu saçma tiyatrosu kavramını kabul etmedim.Nunca senti isso em uma audiência para filmes ruins...
Bunun yanında Roma Katolik Kilisesi ile birleşmeyi kabul etmek karşılığı destek aramıştır.No entanto, Maria já havia dado os primeiros passos para promover uma reconciliação com a Igreja Católica.
458'de olduğunu kabul etmektedirler.Foi renomeada para 558.
Tom hatalı olduğunu kabul etmek istemez.O Tom não quer admitir que ele estava errado.
Pek çoğu Ekim başlarına kadar kabul etmedi.”En dat begint voor de meesten pas in juni."
William önce bunu kabul etmedi.Lee weigerde dit eerst te geloven.
Avrupa Birliği'nin genişlemesi, Avrupa Birliği'nin yeni üye devletleri kabul etme sürecidir.De uitbreiding van de Europese Unie is een proces waarbij nieuwe staten toetreden tot de Europese Unie.
Çok korkan George bunu kabul etmek zorunda kalır.Met tegenzin gaat George hiermee akkoord.
Sonunda ilişkiyi kabul etmek için geldi.Aan het eind bedanken voor het gesprek.
Ancak, Almanlar bunları asla kabul etmediler.De Duitse soldaten waren het daar niet altijd mee eens.
MGM'nin başı olan Louis B. Mayer, rolü kabul etmekte isteksiz olan Gable ile bir anlaşma yaptı.Louis B. Mayer, de eigenaar van MGM, overtuigde hem ervan toch mee te werken.
Fakat bunu İngilizler kabul etmedi.Zoiets konden de Britten niet aanvaarden.

İlgili Sayfalar