Yumurtalar genellikle 2.0 ila 2.7 cm büyüklüğünde ve 6 g ağırlığındadır ve ağırlığının %6'sı kabuktan oluşur.Os ovos têm um tamanho médio de 2,7 x 2,0 cm e um peso médio de 6,0 g, dos quais 6% correspondem à casca.
Yani yemeğin kabuk tutmasına imkân yoktur.Então, não tem sentido manter aquele imóvel.
Boş yumurta kabuklar (sirke olarak bilinir) tanı için yeterli değildir.Encontrar ovos vazios não é suficiente.
Birden çok renkli kabuk polikarbon plastikten imal edilmiştir.Sua calha cor-de-concha é feita de plástico policarbonato.
Kabukları, her biri birer elektron çifti içeren birkaç hücreye böldü.As camadas eram, por sua vez, eram divididas em um número de células, cada uma contendo um par de elétrons.
Özdeş alt birimlerden kapalı bir kabuk oluşturmanın en iyi yolu düzenli bir ikozahedron yapısıdır.Uma boa tentativa de se criar um sistema isolado é encerra-lo em uma garrafa térmica.
Bu idollerden biri altın, biri gümüş, biri mermer, dokuzu ise deniz kabuklarından yapılmış idollerdir.O revide é o vale-seis, e deste o Panueve (ou vale-nove).
Kayalar üzerindeki yosun tabakalarının içindeki küçük kabuklular, böcekleri de avlamayı severler.Fazem seus ninhos em topos de montanhas com neve e adoram carne humana.
Bazen ağaç kabukları altında da bulunabilir.É geralmente também visto sentado sob aquelas árvores.
Kabuki Dansçısı Kane Kosugi ....Trabalhador Bill Koza ...
Bu kabuklar okyanus sırtlarındaki yenilenmenin sürekli halidir.A combinação destes processos recicla continuamente a crosta oceânica no manto.
Denizdeki yumuşakça ve kabuklu hayvanlarla beslenir.É rude e odeia quando animais do mar vão à terra firme.
Fermente edilmiş, kurutulmuş, kavrulmuş ve kabuklarından ayrılmış kakao çekirdeklerinden üretilmiştir.É produzido a partir de grãos de cacau que foram fermentados, torrados, e separados de suas peles.
Nautiloidler, Paleozoik dönem boyunca gelişti ve olağanüstü bir kabuk şekli ve form çeşitliliği geliştirdiler.Os peixes continuaram a evoluir durante o Paleozoico, diversificando-se em uma grande variedade de formas.
En parlak örnek Achernar ise de, prototipi kabuklu yıldız Gama Cassiopeiae'dir.A estrela protótipo das estrelas em concha é a Gamma Cassiopeiae, e o exemplo mais brilhante é Achernar.
Kabuki, (Japonca: 歌舞伎), bir Japon halk tiyatrosu türüdür.Pacchigi!) é um filme japonês.
Etçildiler; balık, kabuklu deniz hayvanları vb. leriyle besleniyorlardı.Alimentavam-se de frutos do mar, além de carne de veado e frutos selvagens.
Benzer şekilde kabuk kapanmasından olan uzaklık izotopların sıra dışı kararsızlıklarını açıklayabilmektedir.A dificuldade em medir a distância de Canopus se deveu a sua incomum natureza.
Tüm kuş türlerinin yumurta kabukları farklıdır.De eieren van verschillende soorten vogels zijn alle verschillend.
Nikkei 225 (Japonca: 日経平均株価 Nikkei heikin kabuka 日経225), Tokyo Menkul Kıymetler Borsası'nın borsa endeksidir.De Nikkei 225 (日経平均株価, 日経225) is de belangrijkste aandelenindex van de Tokyo Stock Exchange.
Bu işlemlerin sonunda kalan malzeme (Tortu, kabuk gibi malzeme) hayvan yemi (pelet) üretiminde kullanılır.Hierbij wordt de gehele plant (gehakseld) gebruikt als diervoeder.
Kabuk onu yavaşlatır.Kraakbeen past zich traag aan.
Bu yörüngelere enerji düzeyleri veya kabukları denir.Als zodanig wordt gesproken over energieniveaus of orbitalen.
Kabuklu tohumlarına çağdaş Çince'de 白果 (bái guo), "beyaz meyve" denmektedir.In Zuid-Afrika wordt de vrucht “White French” genoemd.
Triops, Notostraca takımından kabukluların ortak adı.Triops zijn een geslacht uit de orde Notostraca van de kreeftachtigen.
Vücut, kitinden bir kabukla örtülüdür.Het lichaam werd vanaf de schouders door een doek bedekt.
Gövde kabukları yukarıdan aşağıya doğru çatlaklı haldedir.De takken lijken van boven naar beneden afgeplat.
Kabuklular (Crustacea), Eklembacaklılar şubesinin ait bir altşubedir.De kreeftachtigen (Crustacea) vormen een substam van geleedpotige dieren.
Kabuk, vücudun her tarafında aynı kalınlıkta değildir.Iemands huidskleur is niet overal op het lichaam gelijk.
Bazen ağaç kabukları altında da bulunabilir.Een enkele keer zijn ze ook in bomen te vinden.
Kışın ise çalılarla ve ağaç kabuklarıyla beslenirler.In de winter voeden ze zich met mossen en korstmossen.
Yapısı bir tahıldan çok kabuklu yemişe uygunluk göstermektedir.Het mes is bedoeld om etenswaren heel fijn te snijden.
Dişi yumurtalarını her meyveye bir tane olmak üzere kabuk altına yerleştirir.Het vrouwtje zet de eitjes één voor één af in plantenstengels.
Üst kabuktaki açık yeşil renk kaybolur.De rijke bovengrond is afgeplagd.
Buna Kabuk Tepkimesi denir.Dit noemen we het stoorgedrag.
Bu sert kabuk, sineğin, kanatları saniyede 200 defa çırpmasını sağlar.De fruitvlieg beweegt de vleugels 200 keer per seconde op en neer.
Cyprinidae, Ostracoda (midye) sınıfından kabukluların süper ailesidir.Cypridinoidea is een superfamilie van kreeftachtigen uit de klasse van de Ostracoda (mosselkreeftjes).
Kuruyunca az çok kalın ve yapışkan bir kabuk halini alır.Występuje on, gdy prącie (penis) jest cienkie i silnie zredukowane.
Dinozorların yumurtaları oldukça kalın kabukluydu.Mózg tych dinozaurów był względnie duży.
Yumurtalar genellikle 2.0 ila 2.7 cm büyüklüğünde ve 6 g ağırlığındadır ve ağırlığının %6'sı kabuktan oluşur.Mają zwykle wymiary 2,7 x 2,0 cm i ważą 6 gramów, z czego 6% masy stanowi powłoka.
SSH-2'nin yeni özelliği tek bir SSH bağlantısının üzerinde bir grup kabuk oturumu çalıştırmadır.Nowe funkcje SSH-2 obejmują możliwość uruchamiania dowolnej liczby sesji na jednym połączeniu SSH.
Ay farklılaşmış bir cisim olup kabuk, manto ve çekirdekten meydana gelir.Księżyc jest zróżnicowanym ciałem posiadającym skorupę, płaszcz oraz jądro.
Bu güçlülüğün nedeni jaguarların kaplumbağa kabuklarını bile delecek kadar güçlü olmak için adaptasyonudur.Adaptacja ta pozwala jaguarowi dziurawić skorupy żółwi.
Ayrıca Incirrina alt takımı üyelerinin iç kabukları ya hiç yoktur ya da bir çift stile şeklindedir.W dodatku szkielet wewnętrzny Incirrina przyjmuje formę pary sztyletów bądź nie ma wcale.
İnce kabuklu, kabuktan kolay ayrılır.Miąższ łatwo oddziela się od pestki.
Koloni fertlerinin kabukları birbirinden değişik şekillerdedir.Paleta kolorów Wojowników zmienia się w prawie każdej serii.
Kabuk, ince veya kalındır.Przyrośnięte lub nieco zbiegające.
Ancak, yerken kabuk kısmı soyulup çıkarılır.W miarę stygnięcia pieca rozbiera się go.
Kabuk bir kask üzerine oturtulmuştur.Iglica stała umieszczona na kurku.
Yumurtalar genellikle 2.0 ila 2.7 cm büyüklüğünde ve 6 g ağırlığındadır ve ağırlığının %6'sı kabuktan oluşur.De är vanligen 2,7 x 2,0 centimeter i storlek och väger 6,0 gram, av vilka 6 % av vikten utgörs av skalet.
Kabuk bir kask üzerine oturtulmuştur.Den dömda fästes vid en halskedja.
Bu iki kabuk atmosfer tarafından birbirinden ayrılıyordu ve her birinin ayrı manyetik kutupları vardı.Atmosfärer skulle skilja dessa skal och varje lager ha sin egen magnetiska pol.
Glyptodontların her birinin kendine özgü osteoderm desen ve kabuk tipi vardır.Varje art av glyptodont hade ett unikt osteodermt mönster och en unik typ av skal.
Çoğunlukla denizde, birkaç türü tatlısularda yaşayan kabuklu canlılardır.Därför lever särskild många individer i tempelanläggningar.
Okyanuslardaki birçok okyanussal kabuk 200 milyon yıldan daha yaşlıdır.Av fiskarstugorna kan många vara flera hundra år gamla.
Kabuk onu yavaşlatır.Ridån faller långsamt.
Kabuklar kaynatılır veya buğulanır ve tuz ile servis edilebilir.De kan ätas som de är eller blandas i sallader.
Cevizin kabukları ve yaprakları da birçok hastalık için tedavi edici özelliktedir.Solljus hjälpte och uppfattades därefter som en kur mot en mängd andra sjukdomar.
Kabuklular (Crustacea), Eklembacaklılar şubesinin ait bir altşubedir.Kräftdjur (Crustacea) är en understam av leddjur.
Bazen ağaç kabukları altında da bulunabilir.Саме тому, інколи, дерево всередині знаходиться під напругою.