İki Yahudi kabilesi sürülmüştür.Deux femmes juives ont été violées.
Bazı kabilelerde kadınlar, bugünün standartlarının çoğuyla karşılaştırıldığında bile eşitlerdi.Dans certaines tribus, les femmes étaient émancipées, même en comparaison avec les standards actuels,.
Hıçkıdık : Kabilenin reisinin oğludur.Tête-Folle : fils du chef des Indiens Kiowas.
İsmi Argnach ve Hommes kabilesinde yaşıyor.Il s'appelle Argnach, et vit dans une tribu d'Hommes.
Kabilenin Trakya’ya geliş tarihi kesin olarak bulunamamıştır.Les mécanismes d'accession au trône sont difficiles à déterminer.
Birçok işgalci Germen kabilesi çoktan Hristiyanlaşmıştı, yine de birçoğu Aryanizm'in takipçisiydi.La plupart des tribus germaines étaient déjà christianisées, quoiqu'en majeure partie arienne.
Prenses Yue: Kuzey su kabilesinin prensesidir.Yue est la princesse de la Tribu de l'Eau du Pôle Nord.
Orada, Bizanslılar isyankar Moro kabileleriyle uzun süren bir savaşa girdiler.Là, les Byzantins sont engagés dans une guerre permanente contre des rebelles maures.
Qin Hanedanının kurulmasından önce Çin krallar, soylular ve kabileler tarafından yönetiliyordu.Avant l'établissement de la Dynastie Qin, la Chine est dirigée par un réseaux de rois, nobles et tribus.
Beni Gifar kabilesindendi.Avec Gerhard Rühm.
İsrail bu kişileri İsrail'in kayıp kabilelerinden olduğunu dile getirmiştir.Selon lui, certains Japonais sont les descendants des Dix tribus perdues d'Israël.
Aetolia kabileleri saf dışı edildikten sonra bölgenin işgali daha kolay olacaktı.Si les îles de l'Amirauté ont effectivement été évacuées, elles seraient alors occupées.
Ondan öncesinde sadece kızılderili kabileler ve balıkçılar orada yaşıyordu.Seules trois familles de pêcheurs y vivaient alors.
Küçük cüz üç kabileden oluşmuştur.Il était jadis composé de trois petites chapelles.
Bu kabilelerden birçoğu ortak bir dili ve kültürü paylaşıyorlardı.Les trois royaumes partagent une culture et une langue similaires.
Baba tarafından Beni Temim, anne tarafından Beni Tağlib kabilesine mensuptur.Moi, je suis né dans la faute, j’étais pécheur dès le sein de ma mère.
Bu kabilelerin çoğu yarı-göçebe ve pastoral bir yapıya sahipti.La plupart des grandes et moyennes villes possédaient au moins une brasserie.
Antik zaman Arap Hristiyan kabileleri ya da Araplaşmış Hristiyanlardır (Melkitler).Peu à peu, les cultes païens araméens ou arabes sont remplacés par le christianisme.
Beş Uygar Kabile'nin bugün o topraklarda önemli bir varlığı söz konusudur.Les Cinq tribus civilisées y sont fortement présentes de nos jours.
Göl kıyısında yaşayan kabileler, balıkçılık ve avcılıkla geçinir.Les alentours du lac sont appréciés pour la pêche et la chasse.
Yüzdeki bu kırmızılık kabileyi utandırmış bir durum olduğunun habercisiydi.Parce que c'est une race qui porte la honte sur son visage.
Örneğin bozguna uğrattığı kabilelerden birinin 53,000 mensubunu hemen köle olarak satmıştır.53000 d'entre eux sont vendus comme esclaves.
Rakip kabileye yapılan baskında öldürülmüştür.Il fut tué chez lui par une mafia rivale.
Crazy Horse (Çılgın At) Oglala Siu kabilesinin şeflerindendir.Crazy Horse est membre de la tribu des Lakotas Oglalas.
Romalılarla Kelt kabileleri arasında Colchester'da kayıt altına alınan iyi ilişkiler uzun ömürlü olmaz.Les relations cordiales observées à Colchester ne durèrent pas.
Kabile üyeleri hem anne hem de baba tarafının ailelerine dâhil olur.Les mitochondries proviennent alors soit du père soit de la mère.
Kendilerini herhangi bir kabileyle bağdaştırmazlar.Elle n'a aucun lien de parenté avec les autres fées.
Osage kabilesi Kendilerini Wazhazhe olarak adlandırırlar.Les habitants d'Atur se nomment les Aturiens.
Eski çağlarda Kurlandiyalılar Baltık kökenli olan ve Baltık Denizi kıyısında yaşayan bir kabileydi.Comparaison avec les pêcheurs que le narrateur apercevait jadis à Balbec derrière la baie vitrée de l’hôtel.
Soyu bir Afrika kabilesi olan Tswana'dan gelmektedir.Il regroupait des Africains de l'ethnie Tswana.
Güney Afrika'daki Zulu kabilesinin kendi dili vardır.La tribu Zulu de Sudáfrica tiene su propia lengua.
İsrail bu kişileri İsrail'in kayıp kabilelerinden olduğunu dile getirmiştir.Creen que son miembros de las tribus perdidas de Israel.
Korra, Güney Su Kabilesi'ndendir.Es el líder de la tribu agua del sur.
1750 öncesinde, Teksas'ın baskın Kızılderili kabilesi Apaçiler idi.Antes del 1750, la tribu predominante en Texas era los apaches.
Ayrıca diğer kabilelerin kadınlarını da köle yapmışlardır.También esclavizaban a mujeres de otras tribus.
Efsaneye göre, Roi Mata oradaki toprakları fethedince, ilk amacı kabileleri birleştirmekti.Según la leyenda, cuando Roy Mata conquistara la tierra, su primer objetivo era unir a las tribus.
Mektubunuzda ayrıca sordunuz:"Hangi halktan, hangi aileden, hangi kabiledensiniz?"Dijo Salomé: «¿Quién eres tú, hombre, y de quién?
Diğer Yahudi kabileleri ise İslam hakimiyeti altında nispeten huzur içinde yaşadılar.Las otras tribus judías vivieron relativamente en paz bajo dominio musulmán.
Julia Jones, Leah Clearwater: Kabilenin kurt kızı.Julia Jones como Leah Clearwater, la única mujer miembro de la manada.
Şehre verilen takma ad ise Kabileler Şehri'dir (The City of the Tribes).Comunidad de Ciudades Ariane EHESS (ed.).
Her kabile bir bölgeyi yurt edinmiş ve her biri birbirinden ayrılmıştır.Cada comunidad tenía sus propias tierras de cultivo y terrenos de caza que rodeaban sus casas.
İşte bu döneme kabilelerin oluşumu, ilk sanat ve inançlarındaki (tapınma, ibadet) oluşması tesadüf ediyor.El semblante tiene triste, - pensando está en Antequera.
Müslümanlar ise kendileriyle birlikte Kureyş kabilesini yanına aldı.Bien al contrario, se unieron a ellos.
Kabile olarak "Kuuvangmiut" İnyupikleri yaşar.Vea "Kung Fu" lo que les pasa a los traidores.
Suudi Arabistanlıların büyük bölümünü, yerli kabilelerin soyundan gelen Araplar oluşturmaktadır.Población de origen árabe que nace con la fundación de La Alquería.
Cheyenne ulusu Sotaeo'o ve Tsitsistas adlarındaki iki kabilenin birleşmesinden oluşmuştur.La nación cheyene está compuesta por dos tribus, los sotaeo'o y los tsitsistas.
Bu kabile, İsrail'in on iki kabilesinden biridir.Fue líder de una de las doce Tribus de Israel.
Kanada'nın Vancouver adasında bir kabilenin şefiydi.Se crió en la isla canadiense de Vancouver.
Düzenli ABD birlikleri Black Hawk kabilelerine saldırıya geçtiler.UU. derribaron accidentalmente dos helicópteros Black Hawk del ejército de EE.
Konuşan kabileler: (?)La culpa de los hombres (Dir.
12 kabilenin dilleri Ostronezyen dil ailesi içinde sınıflandırılmıştır.Las autóctonas de Honduras, como se ha mencionado, se clasifican usualmente en seis familias lingüísticas.
Qawalangin kabilesi Fox Adalarında yaşarlar.Wayne permanece fiel a los Fox.
Ojibwa kabilesinden Kızılderili kahramanının öyküsünü anlatır.Nativo americano de la tribu Ojibwa.
Her kabile bir baskın erkek lider tarafından yönetilir.Cada Capilla está gobernada por un Regente.
İspanyollar, müttefik kabile Tlaxcala'nın yanına geri çekildi.Finalmente los conquistadores pudieron llegar al territorio aliado de Tlaxcala.
Kindî, Kinde kabilesinin büyüklerinden birinin evinde dünyaya geldi.Aparece discutiendo con una de las monjas del orfanato.
Kabe'den sorumlu olan Huza Kabilesi'nden kız alarak Kabe'nin koruyuculuğuna terfi etmişti.Ascendido a general se le encomendó la defensa de Jaca.
Romalılar Galyalı kabilelere saygılı bulunmakta ve hatta onlardan korkmakta idiler.Los romanos respetaban y temían a los galos y las tribus germánicas.
Toplam nüfusu 4.340.000 kişidir ve bu nüfusun % 0.7'si göçebe kabilelerden oluşur.Sólo 4.194 personas fueron miembros de este grupo, lo que equivale al 0,03% de la población.
İlk zamanlarda Vizigot önderlerinin tüm kabileyi yönetecek merkezi iktidarları yoktu.Antes los visitantes podían conducir por todo el complejo.