kabil ile cümle
kabil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kimsenin bilmediği şey, tüm bu yaşananların arkasında Cuhenna Cin kabilesinin olduğudur.Wat Matt niet weet is, is dat Kingpin achter dit alles zit.
Diğer 10 kabile ise Asur krallığı tarafından yıkılan krallıklarından sonra, birkaç yüz yıl önce dağılmışlardı.Eharon was net als de andere tien naties van na het Breken een koninkrijk.
Manevra kabiliyetleri inanılmaz derecede gelişmiştir.Hun reukvermogen was sterk ontwikkeld.
Sonunda, 12 Kasım gecesi, Taliban güçleri gecenin karanlığında gizlenerek Kabil şehrini terk ettiler.In de nacht van 12 november verlieten de Talibantroepen de stad Kabul.
İki Yahudi kabilesi kovuldu biri de yok edildi.De joodse bevolking werd weggevoerd en, op twee na, vermoord.
(Tantanlar) Kabilesi ise Tokat Almus Varzıl Köyünde bulunan (Kul Hümmet Ocağı) na bağlıdır.Leur kan verwijzen naar: Leur (Gelderland), een buurtschap in de Gelderse gemeente Wijchen.
Her kabîle kendini idâre ederdi.Er was aan ieder roer een wiel aangebracht.
Böylece Bottiaean Kabilesi burada yok edilmiş oldu.De gemeentevlag van Het Bildt is hierdoor komen te vervallen.
2000 ABD nüfus sayımında 576 kişi kendini Coquille kabilesi üyesi olarak tanımlamıştır.In 2000 identificeerden nog 374 inwoners van de Verenigde Staten zich als Coos.
Bu arada bütün Sahra kabileleri de kendisine bağlılık yemini etti.Sindsdien hebben ook andere terreurorganisaties trouw gezworen aan IS.
Belçika tarih öncesi dönemlerde Kelt kabileler tarafından yönetiliyordu.De maandelijkse diensten werden vanaf dat moment geleid door Belgische predikanten.
Sonra Âdem’in iki oğlunun kurban takdim etmeleri ve isim vermeden Habil ve Kabil konusu ele alınır.Arslan en de beide zonen van Chagri streefden ook naar opvolging, maar slaagden daarin niet.
Mezopotamya bölgesindeki Arap kabileleri Türklere karşı kışkırtan faaliyetlerde bulunmuştur.De Syrisch-orthodoxe gemeenschap in diaspora reageerde met demonstraties tegen de Turkse staat.
23 Temmuz 2016 tarihinde, Afganistan'ın başkenti Kabil şehrinde meydana gelen bombalı intihar saldırıları.Op 27 januari 2018 vond er een bomaanslag plaats in de Afghaanse hoofdstad Kabul.
Dinden dönenler, zekât vermek istemeyen kabileler ve yalancı peygamberle mücadele edildi.Zij verdenken hem ervan een spion of valse profeet te zijn die hen komt bekeren.
Kabilelerin 50,000 eğitimli Roma askerine karşı hiçbir şansları yoktu.Met ongeveer 50.000 soldaten konden ze niet tegen de Japanse overmacht van 90.000 soldaten op.
Küçük cüz üç kabileden oluşmuştur.In feite bestaat het uit drie kleinere ketens.
John'un tenise doğal bir kabiliyeti var.John heeft een natuurlijk talent voor tennis.
Kardeşi Kabil'in çocuklarının bir kısmı, Şit Peygamber'e verilen bu suhuflara karşı çıkmıştır.Pan, Bóg twój, wzbudzi ci proroka spośród braci twoich, podobnego do mnie.
Prenses Yue: Kuzey su kabilesinin prensesidir.Księżniczka Yue – piękna księżniczka Północnego Plemienia Wody.
1118-1120 arasında Kuzey Kafkasya'da yaşayan 14.000 aileden oluşan Kıpçak kabilesini Gürcistan’a davet etti.W latach 1118-1120 przesiedlił plemię kipczackie, liczące 40 000 rodzin, z północnego Kaukazu do Gruzji.
Cinayetten sonra Kabil toprağın laneti altına girdi.W wyniku klątwy wieś zapadła się pod ziemię.
Hipersonik kruz füzeler çok yüksek hızlarda uçma kabiliyetine sahiptir.Twarde piłki krykietowe mogą latać z dużymi prędkościami.
1862'de de Tounens diğer kabileleri de ziyaret etmiştir.W 1862 de Tounens spotykał się z wodzami poszczególnych plemion.
Amerikan kuvvetleri Kabil'in hemen kuzeyinde Bagram havaüssünde ana üslerini kurdular.Amerykańskie siły ustanowiły swoją główną bazę w Bazie lotniczej Bagram, na północ od Kabulu.
Hareket kabiliyetini geri kazandı, fakat bir bacağı iyileşmedi.Nogę uratowano, choć kolano nie odzyskało pełni sprawności.
Yakup'un 12 oğlunun soyundan gelenler On iki İsrail Kabilesi'ni oluşturmuşlardır.Od dwunastu synów Jakuba wywodzi się dwanaście plemion Izraela.
Bu özellik kil hamuruna kuruduğu zaman kendisine verilmiş olan şekli muhafaza etme kabiliyeti sağlar.Zabezpiecza się go w ten sposób przez wsunięciem do jamy otrzewnej.
Aynı yıl Gazne, Kabil ve Lahor'u fethetti.W tym samym roku rozpoczął okupację Ghazni, Kabulu i Lahaur.
Kabil buna çok kızar ve kıskançlık içinde Habil'i öldürür.Zaczyna być w stosunku do Pabla bardzo władczy i chorobliwie zazdrosny.
Böylece, ölünün özellikleri yine kabile içinde kalıyor.Życiu bliskich mu osób znowu zagraża śmiertelne niebezpieczeństwo.
İspanyollar, müttefik kabile Tlaxcala'nın yanına geri çekildi.Pozwoliło to Hiszpanom na odwrót do Tlaxcali.
Burada insanlar 13 kabileden oluşuyordu.Składał się z 13 parafii.
Kabile olarak "Kuuvangmiut" İnyupikleri yaşar.W przeciwnym wypadku grozi "konfiskacją" Tekkamana.
19 yüzyıl öncesinde köy toplantılarında ve diğer bütün önemli kabile konseylerinde tüketilmiştir.Do końca miesiąca Komitety Narodowe powstały we wszystkich miastach i niektórych większych wioskach.
Ancak dikine uçuş, havada askıda kalarak uçuş kabiliyeti, vb. birçok uçuş üstünlüklerine sahiptir.Mają one lepiej trzymać powietrze podczas lotu, co oznacza dłuższe skoki.
Katara Güney Su Kabilesinde yaşayan tek su bükücüdür.Katara – ostatni mag wody z Południowego Plemienia Wody.
Her kabilenin bir lideri vardır.Każde plemię miało swojego wodza.
Benyamin kabilesinden Şaul birleşik monarşinin ilk kralıydı.Był księciem z mongolskiego plemienia Chaharów.
Korra, Güney Su Kabilesi'ndendir.Od Suchonia na południu - dolina Waliszowskiej Wody.
Kongo hükümeti 18 Ocak günü Laurent-Désiré Kabila'nın yaralarından dolayı öldüğünü duyurdu.18 stycznia 2001 kongijski rząd potwierdził, że Kabila zmarł na skutek poniesionych ran.
Hıçkıdık : Kabilenin reisinin oğludur.Pochodził z Wołynia, był synem kapłana prawosławnego.
İki Yahudi kabilesi sürülmüştür.Zostali tam zabici m.in. dwaj Żydzi.
Düzenli ABD birlikleri Black Hawk kabilelerine saldırıya geçtiler.Amerykańskie siły specjalne rzeczywiście używają helikopterów w czarnym kolorze.
Ponyo 18 Nisan 2012 tarihinde Cumhurbaşkanı Joseph Kabila tarafından Başbakan olarak atandı.18 kwietnia 2012 został mianowany przez prezydenta Josepha Kabilę nowym szefem rządu.
Yemaek kabilesi ilk olarak M.Ö 1. yüzyılda ortaya çıkmıştır.Pierwsze cywilizacje miejskie pojawiły się w trzecim tysiącleciu pp. n.e.
Qin'in diğer bir avantajı da, verimli, büyük bir orduyla kabiliyetli komutanlara sahip olmasıydı.Karol miał szczęście posiadać bardzo zdolnych dowódców na tyłach swej armii.
Kabile (Oymak) putları, tüm putların en önemlisi ve en zararlısıdır.Łyżwy przeznaczone do jazdy figurowej są najwyższe i najcięższe ze wszystkich rodzajów łyżew.
Ancak Kabil'in cehennem ateşinde yanmasını diledi.Dopiero po żarliwej modlitwie Kutberta ogień zgasł.
Ama daha sonra, Kuzey Su Kabilesi prensesi olan Yue'ye aşık olur.Zakochał się w szesnastoletniej księżniczce północnego plemienia wody - Yue.
Has'amî kabilesinden Esma bint-i Umeys.Jest mężem siatkarki Tuğçe Hocaoğlu.
Cermen kabileleri önceleri hayvancılık daha sonra tarımla geçindiler.Początkowo zawody miały się odbyć w Wiśle później w Ptaszkowej.
Ancak bu kabilelerin bölgedeki hükümranlığı uzun sürmemiştir.Jednak i tym razem rządy tego ostatniego na Węgrzech nie potrwały długo.
Beni Adiyy kabilesinin kölelerindendi.Pochodził z plemienia Zapoteków.
Yerli Amerikan kabileleri ve yerel hayvanlar da county'lere adlarını vermiştlerdir.Jego meble i figury zwierząt były eksportowane do Ameryki.
Avcı uçakları genellikle küçük, hafif, hızlı ve manevra kabiliyeti yüksek uçaklardır.Jaktflygplan är jämförelsevis små, snabba och manövrerbara.
Şehre verilen takma ad ise Kabileler Şehri'dir (The City of the Tribes).Trakten runt Ed Dâkhoûn består i huvudsak av gräsmarker.
Bu tanklar mekanik olarak çok güvenilirdi ve yüksek hareket kabiliyetine sahipti.Dessa lätta stridsvagnar var mycket pålitliga rent mekaniskt och hade hög rörlighet.
Erken orta çağda Alman, Avar ve Slav kabileleri yerleşmiştir.Under den tidiga medeltiden var området bebott av tyska, avariska och slaviska stammar.
Bu Slav kabileleri büyüklü küçüklü birçok göçle bölgeye yayılmışlardır.Dessa hittills homogena västslaver delade upp sig i en rad små stammar.