kabil ile cümle

kabil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Avrupa'da Avar kabileleri etnik olarak Avrupalıdır.Os coelhos, como já mencionado, é originário da Europa.
Kendilerini herhangi bir kabileyle bağdaştırmazlar.Não estão relacionados geneticamente com nenhum outro povo.
Silahın üzerinde atış kabiliyetini üstün kılan unsurlar bulunmaktadır.Pensa mais em ganhar do que em atirar.
Ana madde: Rusya tarihi Tarih öncesi zamanlarda Güney Rusya'nın geniş bozkırları göçebe kabilelerin vatanıydı.Em tempos pré-históricos, as vastas estepes do sul da Rússia eram o lar de tribos de pastores nômades.
Bu iki proto-Gotik kabile birçok birbirine benzer karakterler taşımaktaydı.Estas divindades pan-finlandesas controlavam vários aspectos da natureza.
Böylece Kabil ilk katil ve ilk ölümsüz olarak dünyayı dolaşır.E revelado que ele é o imortal Caim, o primeiro assassino do mundo, condenado a vagar pela Terra para sempre.
Ayrıca önderlik kabiliyeti yüksek olan bir kaleciydi.Em seu Conselho Diretor figurava Tasso Corrêa.
İlk zamanlarda Vizigot önderlerinin tüm kabileyi yönetecek merkezi iktidarları yoktu.Infelizmente, entretanto, Demonaz não pôde mais tocar as guitarras do conjunto.
Kabileler ya köleleştirildiler ya da tarlaları yakılarak topraklarını terk etmek zorunda bırakıldılar.As tribos foram massacradas ou expulsas e seus campos foram incendiados.
Bazı kabileler ise çocugun doğum sırasında kesilmemiş klitorise değmesi durumunda öleceğine inanırlar.Na Nigéria, alguns grupos acreditam que um bebê morrerá se sua cabeça tocar o clitóris durante o parto.
Fakat her kabile kendi reisinin kontrolü altında idi.Segundo, cada controle era ligado ao seu próprio plug.
Thomson, adını Algonquin kızılderili kabilesinden alan Algonquin Park'a ilk ziyaretini 1912'de yapar.Thomson primeiro visitou o Parque Algonquin em maio de 1912.
Kocası ve o Afgan Savaşı Savaşı sonrası 1919'da Kabil'e gitmişlerdi.Posteriormente, Sofie e o seu filho tiveram de fugir após a invasão da Polónia em 1939.
Taliban'ın 1996'da Kabil'i ele geçirmesiyle Tacikistan'a geçti.Em setembro de 1996, o Taleban capturou Cabul.
Kabile (Oymak) putları, tüm putların en önemlisi ve en zararlısıdır.De todos elas, supertubos é a principal e mais importante.
Kurulmadan önce bu araziler Amerikan yerli kabilesi olan Tamois hükümranlığı altında idi.Ela existe desde que a região era ocupada pelos índios da etnia dos tamoios.
Atlanta'nın mevkinde Cherokee ve Creek kabilelerine ait halklar yaşamaktaydı.A região de Atlanta outrora foi habitada pelos índios Creek e Cherokee.
Ara süratlerde ise yüksek torku ve gücü, motosiklete her an hızlanma kabiliyeti veriyor.Por outro lado todo corpo é permeável para qualquer forma de energia e velocidade superiores à sua.
Eğitimin amacının çocuğun kendi kabiliyetlerini anlayacak duruma getirmektir.Numéria dá à criança a capacidade de contar.
Seredalı Jeroboam'ın babası Efraim kabilesinden Nevat, annesi de Serua'ydı.Pertencia à Tribo de Efraim, seu pai chamava-se Nebate e sua mãe Zeruá.
Yüzden fazla kabile sık sık gelerek vergilerini öderler."Os directores adiantavam, com frequência, o dinheiro para os pagamentos.
Sonraları kabilesini bırakıp şehre göçen Many Lightnings ve Mary Nancy Eastman'ın oğludur.Filho do Dakota Many Lightnings e a mestiça Mary Nancy Eastman, que morreu quando ele nasceu.
Roma ordusunun baş komutanı Ardaburius tesadüfen İranlı Alan kabilesinden geliyordu.O comandante-em-chefe do exército bizantino foi Ardabúrio, que, aliás, veio da tribo iraniana dos alanos.
Korra, Güney Su Kabilesi'ndendir.É originário do Sul da América tropical.
Kayıp On Kabile İsrailoğulları Benyamin kabilesi Şimon kabilesi Yehuda (Beni İsrail) Yehuda Krallığı YahudilikSabra (fruta), fruta que nasce nos cactos, em Israel, e que por extensão designa os judeus lá nascidos.
Düşmanlar özel güçlerinize karşı daha korunaklı olurlar, vuruş kabiliyetleri çok yüksektir.Eles realizam missões especiais para a família, e seu poder de luta é incrível.
Beni Adiyy kabilesinin kölelerindendi.Foi um general de Kansa tribo dos Asuras.
Devlet kabile anlayışı üzerineydi.O governo estava acéfalo.
F-5 çok amaçlı bir uçaktır ve çok yüksek manevra kabiliyeti vardır.O F-5E é extremamente manobrável e rápido, constituindo-se um excelente avião para combates aéreos.
Tanrı Kabil'e kardeşinin nerede olduğunu sorunca "Ben kardeşimin bekçisi miyim?" diye cevap verir.God vraagt Kaïn waar zijn broer is, waarop deze antwoordt met "Ben ik mijn broeders hoeder?"
Beş kabile Amerikan İç Savaşı sırasında bölündüler.De vijf volken werden tijdens de Amerikaanse Burgeroorlog verdeeld.
Ayrıca diğer kabilelerin kadınlarını da köle yapmışlardır.Zij maakten ook vrouwen van andere stammen tot slaaf.
Döneminde Kureyş kabilesinde içine düştüğü maddi bunalımlara rağmen hep sözü dinlenenlerden olmuştur.Door te wijzen op de beloning in het hiernamaals zouden onderdrukten zich schikken in hun lot.
Bunun üzerine Paşa 'bir yerden İzmir'i görmek kabil midir?' dediler.Gabriël zei tegen mij: "Hij die jij nu ziet, is Idris.
Aynı yıl Gazne, Kabil ve Lahor'u fethetti.In datzelfde jaar bezette hij Ghazni, Kaboel en Lahore.
Senato olup bitenleri öğrenince, Sezar tüm Belgic kabilelerinden bunun intikamını almaya yemin etti.Toen Rome en de Senaat weet kregen van deze nederlaag, zwoer Caesar alle stammen van de Belgae uit te roeien.
İşte bu döneme kabilelerin oluşumu, ilk sanat ve inançlarındaki (tapınma, ibadet) oluşması tesadüf ediyor.De bewoners geloven wat hij zegt en beginnen te vasten.
Bu da geniş aile ya da kabile olarak anlaşılabilir.Ze worden ook wel opgevat als een familie of een tribus.
Bu kabilelerden birçoğu ortak bir dili ve kültürü paylaşıyorlardı.De verschillende stammen hadden een soortgelijke taal en cultuur.
Korra, Güney Su Kabilesi'ndendir.De Moerasstam is afkomstig van de Zuidelijke Waterstam.
Özellikle de gömülenler arasında kabile şeflerinin de bulunduğundan dolayı bu İbo geleneğine tersti.Zoals gebruikelijk bij de Duitse militaire begraafplaatsen staan ook hier grote eiken.
Bu nedenle önce diğer kabileleri tam denetim altına almalıyız.De speurders moeten dus eerst alle andere onderzoeks­maatregelen vruchteloos hebben aangewend.
Fakat dağlarda yaşayan kabileler tarafından saldırıya uğrarlar.Ze worden aangevallen door bandieten die in de bergen wonen.
Afganistan millî futbol takımı Kabil'deki Ghazi Stadyumu'nda maçlarını oynamaktadır.De nationale ploeg speelt zijn thuiswedstrijden in het Ghazi Stadion in Kabul.
Her kabile bir bölgeyi yurt edinmiş ve her biri birbirinden ayrılmıştır.Elke landstreek heeft (had) zijn plaatselijke kleur of toon.
Koloni isimleri kabile isimlerinden türemiştir.De muis verwondert zich over de gekke namen.
Bu motif Habil ve Kabil hikâyesinde de işlenmiştir.Hetzelfde gebeurde in Den Helder en Schagerbrug.
6. yüzyılda Jordanes, Scandza'da yaşayan Suehans ve Suetidi adında iki kabileden bahseder.In de 6e eeuw vermeldt Jordanes de Suehans en Suetidi als stammen die in Scandinavië leven.
Prenses Yue: Kuzey su kabilesinin prensesidir.Prinses Yue is de prinses van de noordelijke Waterstam.
Siyasi kabiliyeti ve bilgeliğiyle dikkat çeker.Zij valt op door haar politieke inzicht en wijsheid.
Kabile teslim olduktan sonra kovuldu.Hij nam na de Kapp-putsch ontslag.
Adı geçen kabile isimlerinin ilk olarak en erken MÖ 2. yüzyılda kayıt altına alındığını hatırlmak önemlidir.Hun voornaamste argument daartegen is dat de gevonden namen in de eerste eeuw zeer gangbaar waren.
İshak (Somalice: Reer Sheik Isaxaaq, Arapça: إسحاق‎), Somalililerin ana kabilelerinden biridir.De Isaaq, Isaq of Ishaak (Somalisch: Reer Sjeik Isaxaaq) vormen een van de belangrijkste Somalische clans.
Yakup'un 12 oğlunun soyundan gelenler On iki İsrail Kabilesi'ni oluşturmuşlardır.Uit de zonen van Jakob komen de 12 stammen van Israël voort.
Naftali kabilesi - Naftali (Beni İsrail)'in soyundan gelen On iki İsrail kabilesinden biri.Naftali (stam), een van de twaalf Israëlietische stammen bestaande uit de nakomelingen van Naftali
Burada insanlar 13 kabileden oluşuyordu.Het hofje bestond in eerste instantie uit 13 huisjes.
Ana Madde: Samarit Efraim ve Menaşe kabilelerinden geldiklerine inanırlar.Zo worden de Samaritanen geacht uit de stammen van Efraïm en Manasse voort te komen.
Bu konu halk meclisinden görüşmeden sonra kabile meclisi tarafından uygun görüldü.Dat werd dan na overleg met de gemeente gecorrigeerd.
Kabileler arası iç mücadelenin kontrolünü ele geçirerek Maskat ve Umman'ı bir araya getirdi.Beide probeerden door gewapende conflicten of intriges het Mogolhof naar hun hand te zetten.
Katara, hayatının geri kalanını Güney Su kabilesinde geçirmiştir.Kūkai spendeerde de resterende tijd van zijn leven op de berg Kōyasan.
İlgili Sayfalar