kabil ile cümle

kabil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Daha sonra 1900-1905 yılında Şamahı Kolani kabilelerin bir kısmı kışlaqlarını buraya saldı.1917: Y brotaron, entre las piedras, algunas flores...
Örneğin bozguna uğrattığı kabilelerden birinin 53,000 mensubunu hemen köle olarak satmıştır.Los demás, unos cincuenta y tres mil, fueron vendidos como esclavos.
1862'de de Tounens diğer kabileleri de ziyaret etmiştir.Nel 1862 De Tounens fece visita ad altre tribù.
Kabul University (KU) is Afganistan'ın başkenti Kabil'de bulunmaktadır.L'Università di Kabul (KU) si trova a Kabul, capitale dell'Afghanistan.
Chickasaw Ulusu Amerika Birleşik Devletleri'de federal olarak tanınmış en büyük 13. kabiledir.La Nazione Chickasaw è la tredicesima più grande tribù degli Stati Uniti riconosciuta a livello federale.
Efsaneye göre, Roi Mata oradaki toprakları fethedince, ilk amacı kabileleri birleştirmekti.Secondo la leggenda, quando Roi Mata conquistò la terra, il suo primo obiettivo fu quello di unire le tribù.
Birkaç Avar kabilesi ve onların Gepid kulları özellikle yüksek kayıplara maruz kaldı.Varie tribù avare e i loro sudditi Gepidi ne furono particolarmente colpiti.
Bunun üzerine Haccâc ve kabilesi Taif'i terk ederek Suriye'ye yerleşti.Si alleò con gli Uomini mercenari dell'Est (Rhûn) e del Sud (Harad).
Amerikanlar Kabil'de bu tekniklerin uygulandığı bir hapishane bulundurmaktadır.Gli Stati Uniti utilizzarono queste tecniche in una prigione segreta di Kabul.
"Säliqä" (selike) teriminin kökeni Arapça olup "kabiliyet, tarz, üslup" anlamlarını ifade etmektedir.Il termine arabo kalām (in arabo: كلام‎) di per sé significa "parola, discorso, linguaggio".
Köye ilk yerleşen kabile tam olarak belli değildir.Quale sia stato il primo nucleo di abitazioni del paese non è facile dire.
Kevin, bunun sonucunda, bölümün sonunda ateşini yaratan kabiliyette olduğunu gösterdi.Kevin, tuttavia, alla fine dell'episodio sembra possedere l'abilità di creare il fuoco.
Yakup'un 12 oğlunun soyundan gelenler On iki İsrail Kabilesi'ni oluşturmuşlardır.Dai dodici figli maschi di Giacobbe ebbero origine le dodici tribù di Israele.
Amerikan kuvvetleri Kabil'in hemen kuzeyinde Bagram havaüssünde ana üslerini kurdular.Le forze statunitensi stabilirono la loro base principale nella base aerea di Bagram, poco a nord di Kabul.
Kabile şu anda Idaho'da bir rezervasyonda idare ve ikamet etmektedir.La nazione dei Nasi Forati attualmente abita e governa una riserva nell'Idaho .
Bunun üzerine Mehabet Han Cihangir ile görüşmek için yola çıktı ve Kâbil'de karşılaştılar.Gli insorti entrarono a Guanajuato e procedettero ad assediare la Alhóndiga.
Bu arada bütün Sahra kabileleri de kendisine bağlılık yemini etti.Nello stesso periodo gli uomini delle ville del contado giurarono fedeltà in sua presenza.
O dönemde modern Galler bölgesi pek çok kabileye bölünmüştü.Nell'epoca moderna i camerieri pontifici furono divisi in più categorie.
İçindeki eskizler, çizimde net bir kabiliyeti olduğunu sergilemiştir.Alcuni test rivelarono che aveva un talento naturale nel disegno.
Yehudim) ismi başlangıçta Yehuda kabilesine atıfta bulunmak üzere kullanılmaktaydı.Inizialmente il brano si sarebbe dovuto intitolare Correrei.
Salyut 6'nın yedek istasyonu olarak fırlatılmıştır, donanım ve kabiliyetleri ona benzer.La Salyut 7 era il modulo di back-up della Salyut 6, e aveva capacità ed equipaggiamenti molto simili.
Sonunda kabile kasaba ve askeri güçler teslim olmayı tercih ettiler.I soldati, alla fine, hanno deciso di consegnarsi alle forze dell'ordine.
İngilizlerin Kabil'den bu aşağılayıcı çekilmesinin ardından Afganistan'da hırslarını frenlemek zorunda kaldı.Gli inglesi frenarono le loro ambizioni in Afghanistan dopo l'umiliante ritiro da Kabul.
Zulular genelde kabileler halinde yaşayagelmişlerdir.I cavalieri furono disposti, al solito, sulle ali.
Sonunda, 12 Kasım gecesi, Taliban güçleri gecenin karanlığında gizlenerek Kabil şehrini terk ettiler.Nella notte del 12 novembre 2001 le forze talebane, col favore dell'oscurità, abbandonarono Kabul.
Prenses Yue (Türkçe seslendiren Yonca Cevher Yenel) Kuzey Su Kabilesi'nin Şefi Arnook'un kızıdır.Principessa Yue: unica figlia di Arnook, capo della Tribù dell'Acqua del Nord.
Kabilenin Trakya’ya geliş tarihi kesin olarak bulunamamıştır.Non è invece sufficientemente chiara la struttura delle relazioni interne alla tribù.
Bu fetihler beklenmedik bir kolaylıkla kazanılsa da, 548'e kadar büyük yerel kabileler bastırılamadı.Il successo giunse con sorprendente facilità, ma solo nel 548 le principali tribù locali vennero sottomesse.
Kentin yerli halkı, Makonde kabilesidir.L'etnia di origine è la Makonde.
Yün elyafı ıslatıldığında dayanıklılığının bir kısmını kaybeder, ancak gerilme kabiliyetinde artma olur.Sole Ardente perde i poteri durante la Decimation ma probabilmente li recupera.
Ponyo 18 Nisan 2012 tarihinde Cumhurbaşkanı Joseph Kabila tarafından Başbakan olarak atandı.Nel 2006 Joseph Kabila lo nomina primo ministro.
En iyi blok kabiliyetine sahip türk oyunculardan biridir.È in assoluto una delle interprete greche con più successo.
Kureyş'ten başka diğer kabileler isterlerse Müslümanların, isterlerse Kureyş'in koruması altına girebilecek.Quando gli altri Nodoss della Tribù d'Argento saranno in pericolo, voi li supporterete.
Örneğin yargıçlar, evliliğe ve boşanmaya ilişkin kabile örfleri uygularlar.A lui si rivolgono coloro che hanno problemi con la giustizia e del matrimonio.
Geğirik : Kabilenin demir dövenidir.(EN) Il ferro di cavallo come portafortuna.
Bu görüşte meleklerin cin adlı cenneti koruyan bir kabilesine mensup olduğu görüşü hakimdir.In esso egli è uno degli angeli che accolgono Ockeghem in cielo.
Takriben 53.000 kişilik Aduatuc'lar kabilesi mensupları Roma'lılar esir pazarlarında satıldılar.Circa 1000 Petilini furono riportati nella loro patria dai romani.
Bu yerleşimciler, üç kabile grubudur, Aioller, Dorlar ve İyonlar.Questi coloni provenivano da tre gruppi tribali: le Eolie, i Dori e gli Ioni.
Bunların en güçlü ve geniş olanı Housa-Fulani kabileleridir.I maschi più grandi e forti sono i più poligami.
Müreysi seferi Huzâa kabilesinden Müstalikoğulları sülalesine karşı düzenlenmişti.Divenne sua moglie con cui ebbe l'erede al trono (che morì in età giovane).
Kabil'in içinde yaşayan benim!Appartiene al Gruppo Kaba.
Bu kabilelerden birçoğu ortak bir dili ve kültürü paylaşıyorlardı.Questa gente parlava lingue diverse ma condividea molti aspetti di cultura.
Rusya'nın artık tek hedefi kalmıştı,o da henüz boyun eğmemiş olan Adıge kabileleri idi.4) Era un altro russo che non compare nei documenti giunti fino ad oggi.
LK, bu sayede 20 dereceye kadar eğimli yüzeylere güvenle inme kabiliyetine sahipti.Si stimava che la nave avesse una stabilità garantita fino a 20 gradi.
Kabil Nehri, bölgeye ve Kabil kentine adını vermiştir.Il nome fu dato al fiume, alla città e al lago.
KÇÖ 4.000: Kobol'da 13. Kabile ortaya çıktı.1433: il numero era salito a 30 cavalieri.
İlk olarak Asurlular, Muşkilerin (Moshiler ya da Meshiler) kabile birliğini yenilgiye uğrattılar.I primi ascoltatori ne furono sorpresi, e si divisero.
Taboo, Meksika asıllı olup Shoshone kabilesindendir.Quibdó è un comune della Colombia, capoluogo del dipartimento di Chocó.
Nur Muhammed Terakki (15 Temmuz 1913, Gazni - 14 Eylül 1979, Kâbil), Peştun asıllı Afgan siyasetçi.Nur Muhammad Taraki (Kabul, 15 giugno 1913 – Kabul, 14 settembre 1979) è stato un politico afghano.
Onun görme kabiliyeti kötü.У него плохое зрение.
Kabil Habil'i öldürdü.Каин убил Авеля.
Bu kabilede kimin yaşayıp kimin yaşamayacağına o karar verir.В этой колонии он распоряжается жизнью и смертью.
1989 - Kabil'deki (Afganistan) Amerika Birleşik Devletleri Elçiliği kapatıldı.1989 — закрыто американское посольство в Кабуле (Афганистан).
Bugün ABD'de hükümet tarafından resmen tanınan 554 Kızılderili kabilesi vardır.Ныне в США насчитываются 565 индейских племен, официально признанных федеральными властями.
Efsaneye göre, Roi Mata oradaki toprakları fethedince, ilk amacı kabileleri birleştirmekti.Согласно легенде, когда Рой Мата завоевал эти землю, его первой целью было объединить местные племена.
Sagan'ın düşüncelerini ifade etme kabiliyeti, pek çok insanın evreni daha iyi anlamasını sağlamıştır.Способность Сагана выражать свои идеи в общедоступной форме позволила многим людям лучше понять космос.
Güney su Kabilesinde doğmuştur.Родилась в Южном племени воды.
Korra, Güney Su Kabilesi'ndendir.Маг воды из Южного Племени.
Babalarının ölümünün ardından Kuzey Su Kabilesi'ni yönetirler.После его смерти стали вождями Северного Племени Воды.
Daha sonra her kabile Kâbe’yi tavaf ederlerdi.В последующем, они поочередно получили отказы от каждого из них.
İlgili Sayfalar