kabil ile cümle
kabil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Romalılarla Kelt kabileleri arasında Colchester'da kayıt altına alınan iyi ilişkiler uzun ömürlü olmaz.Les relations cordiales observées à Colchester ne durèrent pas.
Kabile üyeleri hem anne hem de baba tarafının ailelerine dâhil olur.Les mitochondries proviennent alors soit du père soit de la mère.
Kendilerini herhangi bir kabileyle bağdaştırmazlar.Elle n'a aucun lien de parenté avec les autres fées.
Osage kabilesi Kendilerini Wazhazhe olarak adlandırırlar.Les habitants d'Atur se nomment les Aturiens.
Eski çağlarda Kurlandiyalılar Baltık kökenli olan ve Baltık Denizi kıyısında yaşayan bir kabileydi.Comparaison avec les pêcheurs que le narrateur apercevait jadis à Balbec derrière la baie vitrée de l’hôtel.
Soyu bir Afrika kabilesi olan Tswana'dan gelmektedir.Il regroupait des Africains de l'ethnie Tswana.
Güney Afrika'daki Zulu kabilesinin kendi dili vardır.La tribu Zulu de Sudáfrica tiene su propia lengua.
1989 - Kabil'deki (Afganistan) Amerika Birleşik Devletleri Elçiliği kapatıldı.1989: en Kabul (Afganistán) se cierra la embajada de Estados Unidos.
İsrail bu kişileri İsrail'in kayıp kabilelerinden olduğunu dile getirmiştir.Creen que son miembros de las tribus perdidas de Israel.
Korra, Güney Su Kabilesi'ndendir.Es el líder de la tribu agua del sur.
1750 öncesinde, Teksas'ın baskın Kızılderili kabilesi Apaçiler idi.Antes del 1750, la tribu predominante en Texas era los apaches.
Ayrıca diğer kabilelerin kadınlarını da köle yapmışlardır.También esclavizaban a mujeres de otras tribus.
Efsaneye göre, Roi Mata oradaki toprakları fethedince, ilk amacı kabileleri birleştirmekti.Según la leyenda, cuando Roy Mata conquistara la tierra, su primer objetivo era unir a las tribus.
Mektubunuzda ayrıca sordunuz:"Hangi halktan, hangi aileden, hangi kabiledensiniz?"Dijo Salomé: «¿Quién eres tú, hombre, y de quién?
İslam'da ise bu törenlerin Adem'in oğulları olan Habil ve Kabil veya İbrahim'le başladığına inanılır.No se representa ya a Isaac acostado en el altar sino de camino a él o de rodillas ante Abraham.
Diğer Yahudi kabileleri ise İslam hakimiyeti altında nispeten huzur içinde yaşadılar.Las otras tribus judías vivieron relativamente en paz bajo dominio musulmán.
Julia Jones, Leah Clearwater: Kabilenin kurt kızı.Julia Jones como Leah Clearwater, la única mujer miembro de la manada.
Şehre verilen takma ad ise Kabileler Şehri'dir (The City of the Tribes).Comunidad de Ciudades Ariane EHESS (ed.).
Her kabile bir bölgeyi yurt edinmiş ve her biri birbirinden ayrılmıştır.Cada comunidad tenía sus propias tierras de cultivo y terrenos de caza que rodeaban sus casas.
Ne bir ulusa ne de bir boya (kabileye) sahip değildir.Sin descendencia o con descendencia extincta.
Qin'in diğer bir avantajı da, verimli, büyük bir orduyla kabiliyetli komutanlara sahip olmasıydı.Otra ventaja de la dinastía Qin era su enorme y eficiente ejército liderado por generales capaces.
İşte bu döneme kabilelerin oluşumu, ilk sanat ve inançlarındaki (tapınma, ibadet) oluşması tesadüf ediyor.El semblante tiene triste, - pensando está en Antequera.
Müslümanlar ise kendileriyle birlikte Kureyş kabilesini yanına aldı.Bien al contrario, se unieron a ellos.
Taliban, 1996'da Kabil'i ele geçirince bayram tekrar başlamıştır.Los talibán que tomaron Kabul en 1996 reinstauraron la fiesta.
Kabile olarak "Kuuvangmiut" İnyupikleri yaşar.Vea "Kung Fu" lo que les pasa a los traidores.
2011) 1939 - Laurent-Désiré Kabila, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin eski Başkanı (ö.1939: Laurent-Désiré Kabila, guerrillero y presidente de la República del Congo (f.
Suudi Arabistanlıların büyük bölümünü, yerli kabilelerin soyundan gelen Araplar oluşturmaktadır.Población de origen árabe que nace con la fundación de La Alquería.
Hem kendisi ve hem de annesi Asanoha Douji (麻ノ葉 童子), hayaletleri görme kabiliyetine sahipti.Éste, al igual que su hermana Miku, podía ver fantasmas.
Cheyenne ulusu Sotaeo'o ve Tsitsistas adlarındaki iki kabilenin birleşmesinden oluşmuştur.La nación cheyene está compuesta por dos tribus, los sotaeo'o y los tsitsistas.
Bu kabile, İsrail'in on iki kabilesinden biridir.Fue líder de una de las doce Tribus de Israel.
Kanada'nın Vancouver adasında bir kabilenin şefiydi.Se crió en la isla canadiense de Vancouver.
Manevra kabiliyetleri çok yüksektir.Las mejoras de maniobrabilidad son contundentes.
Düzenli ABD birlikleri Black Hawk kabilelerine saldırıya geçtiler.UU. derribaron accidentalmente dos helicópteros Black Hawk del ejército de EE.
Konuşan kabileler: (?)La culpa de los hombres (Dir.
Şekil değiştirme kabiliyetine sahip Yōkailer bakemono (化物) veya obake (お化け) olarak adlandırılır.Yaxché es el vocablo en lengua maya que denomina el árbol de la ceiba o ceibo (Ceiba pentandra).
Sonra Âdem’in iki oğlunun kurban takdim etmeleri ve isim vermeden Habil ve Kabil konusu ele alınır.Pues dice la Escritura que Abraham tuvo dos hijos: uno de la esclava y otro de la libre.
12 kabilenin dilleri Ostronezyen dil ailesi içinde sınıflandırılmıştır.Las autóctonas de Honduras, como se ha mencionado, se clasifican usualmente en seis familias lingüísticas.
Qawalangin kabilesi Fox Adalarında yaşarlar.Wayne permanece fiel a los Fox.
Ojibwa kabilesinden Kızılderili kahramanının öyküsünü anlatır.Nativo americano de la tribu Ojibwa.
Her kabile bir baskın erkek lider tarafından yönetilir.Cada Capilla está gobernada por un Regente.
İspanyollar, müttefik kabile Tlaxcala'nın yanına geri çekildi.Finalmente los conquistadores pudieron llegar al territorio aliado de Tlaxcala.
Kindî, Kinde kabilesinin büyüklerinden birinin evinde dünyaya geldi.Aparece discutiendo con una de las monjas del orfanato.
Kabe'den sorumlu olan Huza Kabilesi'nden kız alarak Kabe'nin koruyuculuğuna terfi etmişti.Ascendido a general se le encomendó la defensa de Jaca.
Romalılar Galyalı kabilelere saygılı bulunmakta ve hatta onlardan korkmakta idiler.Los romanos respetaban y temían a los galos y las tribus germánicas.
Toplam nüfusu 4.340.000 kişidir ve bu nüfusun % 0.7'si göçebe kabilelerden oluşur.Sólo 4.194 personas fueron miembros de este grupo, lo que equivale al 0,03% de la población.
İlk zamanlarda Vizigot önderlerinin tüm kabileyi yönetecek merkezi iktidarları yoktu.Antes los visitantes podían conducir por todo el complejo.
Atlanta'nın mevkinde Cherokee ve Creek kabilelerine ait halklar yaşamaktaydı.El lugar que ocupa hoy Atlanta era territorio cherokee y creek, hasta la deportación de estas tribus.
Her bir il 40 ilçeden oluşmakta olup, bu ilçelerin her biri bir kabile reisi tarafından yönetilmektedir.Hay doce de estas diócesis, cada una dirigida por un obispo.
Sarsina veya Sassina şehri adını Umbri kabilesinden almaktadır.Era llamada Lina o Sáshenka dentro del círculo de su familia.
Eğitimin amacının çocuğun kendi kabiliyetlerini anlayacak duruma getirmektir.Otro objectivo del proyecto es el de enseñarle a los niños a ser responsables.
Abdurrahman zaten yanında bulunan Berberi kabile mensuplarına bahşiş dağıtmıştı.En el este, eran siervos quienes estaban ligados predominantemente a parcelas de tierra.
Avcı uçakları genellikle küçük, hafif, hızlı ve manevra kabiliyeti yüksek uçaklardır.Los cazas son pequeños, veloces y de gran maniobrabilidad.
Diğer birçok kabile de benzer biçimde bölünerek savaşta iki ayrı tarafta yer almışlardır.Dos más se construyeron y junto a los de prueba se exponen en distintos lugares.
Hofferson kabilesinden gelmektedir.Oreophryne jeffersoniana.
Yine de manevra kabiliyeti, özellikle düşük hızlarda yetersizdi.El control de los alerones era excepcional, pero el timón era poco eficiente a bajas velocidades.
Beş yaşındayken yetenekli bir şarkıcı olarak kabiliyetleri fark edilmeye başlandı.A principios de 1950 tuvo la oportunidad de darse a conocer por su talento como cantante.
Jacob ve kabilesinde diğer kurt adamları James'in intikamını almak isteyen Victoria'yı yakalamaya çalışlar.Bella y Jacob se reconcilian, y ella ayuda a su manada de hombres lobo a cazar a Victoria.
Yüksek manevra kabiliyetine sahiptir.Tiene capacidad para manejar alta potencia.
Jül Sezarın bahsettiği 12 Helvetik kabileden biri burada olmalıdır.Se han localizado los cuatro vomitorios con los que contaba el teatro de Gades.
Rezervasyona en son kapatılan Lakota kabilesidir.El molino de Abajo fue el último en permanecer habitado.