kabil ile cümle

kabil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Batılı turistler Kabil Havaalanı üzerinden ülkeye akın etmeye başlamıştı.Sowjetische Truppen landeten auf dem Flughafen Kabul.
Araplar İshak (kabile), Somali halkından bir kabile.Die Dir sind ein Clan der Somali.
Korra, Güney Su Kabilesi'ndendir.Um das Gold der Südsee.
Ahmet Han Cevanşirlerin bir bölümünü Kabile göç ettirdi.Van Halen sägte ein großes Stück des Holzes ab.
İsrail bu kişileri İsrail'in kayıp kabilelerinden olduğunu dile getirmiştir.Die Gemeinschaft betrachtet sich als Abkömmlinge der verlorenen zehn Stämme Israels.
(Her iki kabilenin dili de Muskogean dilleri'nin Batı kanadında yer alır.)(Beide Grabsteine heute im Kreuzgang des Klosters).
Bu iki adın da aynı kabileye ait olduğu düşünülmektedir.Beide gehörten aber wohl derselben Gemeinschaft an.
Qawalangin kabilesi Fox Adalarında yaşarlar.Gewöhnliche Familienmitglieder wohnen im Tongkonan Batu.
Yönetime daha çok bu kabileler hakim oluyordu.Den Kreisämtern übergeordnet waren die Gubernien.
Dan kabilesi - Dan (Beni İsrail)'in soyundan gelen On iki İsrail kabilesinden biri.Demnach betrachtete man sie als Nachkommen des Stammes Dan, einem der zehn verlorenen Stämme Israels.
Gyeru Kabilesi lideri ve başarılı bir tüccar.Norbert wird ein tüchtiger und erfolgreicher Kaufmann.
Tây adındaki Arap kabilesininin bir mensubu idi.Sie waren ein arabisches Nomadenvolk.
Aşk sözcükleri bilmeyenler güzel sözler yazmaya kabiliyetsiz olmalılar.Ceux qui ne connaissent pas l’amour des mots doivent être incapables d’écrire de belles phrases.
Onun bunu yapma kabiliyeti var mı?A-t-elle la capacité de le faire ?
Kabilîce ile Berberîce arasındaki fark nedir?Quelle est la différence entre le « kabyle » et le berbère ?
Kabilesinin bir üyesinin kaybı zaten yeterli değil mi?La perte d'un membre de la tribu n'est-elle pas déjà suffisante ?
Kabilesinin diğer üyeleri bu eylemine karşı uyarmaktadır, cesurca ama çok tehlikeli.Les autres membres de la tribu lui déconseillent de faire cet acte, certes courageux mais très dangereux.
837: Balkanlar'da Smolyani Slav kabilesinin isyanı.837 : Révolte de la tribu slave Smolyani dans les Balkans.
Kampa geri dönerler, kabile üyelerinin alkışları altında.Ils rentrent au campement, sous les ovations des membres de la tribu.
Örneğin yargıçlar, evliliğe ve boşanmaya ilişkin kabile örfleri uygularlar.Les juges appliquent ainsi les coutumes tribales concernant le mariage et le divorce.
1220 - İsveç, Lihula Savaşı'nda Eston kabilelerine yenildi.1220 : la Suède est battue par les Estoniens à la bataille de Lihula (en).
Buna rağmen İsrail henüz İgboları Kayıp On Kabile'den biri olduğunu resmi olarak kabul etmemiştir.Cependant, l'État d'Israël n'a toujours pas, à ce jour, reconnu les Ibos comme une des Tribus perdues.
Kabilenin büyüklerinden Abangbu on yedi kardeşinin biriydi.Il a un frère (Begon) et sept sœurs.
Korra, Güney Su Kabilesi'ndendir.C'est le château d'eau du Congo méridional.
İki Yahudi kabilesi sürülmüştür.Deux femmes juives ont été violées.
Bazı kabilelerde kadınlar, bugünün standartlarının çoğuyla karşılaştırıldığında bile eşitlerdi.Dans certaines tribus, les femmes étaient émancipées, même en comparaison avec les standards actuels,.
Hıçkıdık : Kabilenin reisinin oğludur.Tête-Folle : fils du chef des Indiens Kiowas.
İsmi Argnach ve Hommes kabilesinde yaşıyor.Il s'appelle Argnach, et vit dans une tribu d'Hommes.
Cliff ayrıca oldukça iyi ve kabiliyetli bir soloist idi.Fulrad fut l'un de ces instruments utile et efficace.
Kabilenin Trakya’ya geliş tarihi kesin olarak bulunamamıştır.Les mécanismes d'accession au trône sont difficiles à déterminer.
Bu topluluklardan çok küçük bir azınlık devlet kurma kabiliyetine sahip olmuştur.En revanche, une faible partie de la population est capable de maîtriser ces technologies.
Bunlar, güçlü raporlama ve özetten detaya geçiş kabiliyeti sunar.On put ainsi voir et photographier certains détails très importants de l'intérieur du corps.
Birçok işgalci Germen kabilesi çoktan Hristiyanlaşmıştı, yine de birçoğu Aryanizm'in takipçisiydi.La plupart des tribus germaines étaient déjà christianisées, quoiqu'en majeure partie arienne.
Prenses Yue: Kuzey su kabilesinin prensesidir.Yue est la princesse de la Tribu de l'Eau du Pôle Nord.
22 Haziran Kabil'deki parlamento binası saldırıya uğramıştır.22 juin : attaque de la chambre du peuple à Kaboul.
Eğitimin amacının çocuğun kendi kabiliyetlerini anlayacak duruma getirmektir.L'objectif principal ici est encore d'apprendre à l'enfant à assurer sa sécurité.
Kongo hükümeti 18 Ocak günü Laurent-Désiré Kabila'nın yaralarından dolayı öldüğünü duyurdu.Kinshasa reconnaît enfin le décès de Laurent Désiré Kabila le 18 janvier.
Orada, Bizanslılar isyankar Moro kabileleriyle uzun süren bir savaşa girdiler.Là, les Byzantins sont engagés dans une guerre permanente contre des rebelles maures.
Qin Hanedanının kurulmasından önce Çin krallar, soylular ve kabileler tarafından yönetiliyordu.Avant l'établissement de la Dynastie Qin, la Chine est dirigée par un réseaux de rois, nobles et tribus.
Beni Gifar kabilesindendi.Avec Gerhard Rühm.
MGR-1 Honest John, Nükleer ve nükleer olmayan başlık kullanma kabiliyetinde bir rokettir.Le MGR-1 Honest John était un missile américain capable d'emporter une ogive atomique.
Bunun üzerine Paşa 'bir yerden İzmir'i görmek kabil midir?' dediler.Allah dit : Est-ce qu’ils cherchent le jugement de Jahiliyyah ?
İsrail bu kişileri İsrail'in kayıp kabilelerinden olduğunu dile getirmiştir.Selon lui, certains Japonais sont les descendants des Dix tribus perdues d'Israël.
Bu yüzden kuşlar geçici olarak uçuş kabiliyetinden yoksundur.Ils deviennent alors momentanément incapables de voler.
Aetolia kabileleri saf dışı edildikten sonra bölgenin işgali daha kolay olacaktı.Si les îles de l'Amirauté ont effectivement été évacuées, elles seraient alors occupées.
Ondan öncesinde sadece kızılderili kabileler ve balıkçılar orada yaşıyordu.Seules trois familles de pêcheurs y vivaient alors.
Küçük cüz üç kabileden oluşmuştur.Il était jadis composé de trois petites chapelles.
Bu kabilelerden birçoğu ortak bir dili ve kültürü paylaşıyorlardı.Les trois royaumes partagent une culture et une langue similaires.
R-99B'nin C3I ve Elektronik istihbarat (ELINT) kabiliyetlerinin çoğunu muhafaza eder.Il conserve néanmoins la plupart des capacités C3I et ELINT du R-99B.
Baba tarafından Beni Temim, anne tarafından Beni Tağlib kabilesine mensuptur.Moi, je suis né dans la faute, j’étais pécheur dès le sein de ma mère.
Bu kabilelerin çoğu yarı-göçebe ve pastoral bir yapıya sahipti.La plupart des grandes et moyennes villes possédaient au moins une brasserie.
Antik zaman Arap Hristiyan kabileleri ya da Araplaşmış Hristiyanlardır (Melkitler).Peu à peu, les cultes païens araméens ou arabes sont remplacés par le christianisme.
Beş Uygar Kabile'nin bugün o topraklarda önemli bir varlığı söz konusudur.Les Cinq tribus civilisées y sont fortement présentes de nos jours.
Göl kıyısında yaşayan kabileler, balıkçılık ve avcılıkla geçinir.Les alentours du lac sont appréciés pour la pêche et la chasse.
Kendisi öylesine bu kabiliyet yarışmasına katıldıysa'da bu onun kazanmasına sebep oldu.Il rajoutait qu'il était très heureux d'avoir gagné cette coupe.
Yüzdeki bu kırmızılık kabileyi utandırmış bir durum olduğunun habercisiydi.Parce que c'est une race qui porte la honte sur son visage.
Örneğin bozguna uğrattığı kabilelerden birinin 53,000 mensubunu hemen köle olarak satmıştır.53000 d'entre eux sont vendus comme esclaves.
Rakip kabileye yapılan baskında öldürülmüştür.Il fut tué chez lui par une mafia rivale.
Crazy Horse (Çılgın At) Oglala Siu kabilesinin şeflerindendir.Crazy Horse est membre de la tribu des Lakotas Oglalas.
Yine de manevra kabiliyeti, özellikle düşük hızlarda yetersizdi.Malheureusement, leur capacité est nettement insuffisante, surtout aux heures de pointe.
İlgili Sayfalar