Ses "Ben çok kabaca ele üzgünüm," dedi, "ama bu kaçınılmaz.""あなたは捜査官の私的覚書に首を突っ込むことを学ぶいた時以来、"と
"Tamamlama ve denkleştirme ile hesaplamanın özeti" diyebiliriz En kabaca çevrilmiş hali bu olur sanırım.Den grundige bog om udregning ved gennemførelse og afbalancering,
Ve bitkiler kök ağırlığını yaprak ağırlıkları ile kabaca bir dengede tutarlar.식물들이 잘 자라기 위해서는 잎의 양과 뿌리의 양이 서로 어느 정도 균형을 이뤄야만 합니다.
Ve bitkiler kök ağırlığını yaprak ağırlıkları ile kabaca bir dengede tutarlar.Planten moeten de wortelmassa ruwweg in balans houden met de bladmassa om te gedijen.
Ve bitkiler kök ağırlığını yaprak ağırlıkları ile kabaca bir dengede tutarlar.Rośliny muszą utrzymywać rozmiar bryły korzeniowej w jakiej takiej równowadze, w porównaniu do masy liściowej.
Ve bitkiler kök ağırlığını yaprak ağırlıkları ile kabaca bir dengede tutarlar.Tanaman perlu menjaga massa akarnya kurang lebih seimbang dengan massa daunnya agar mereka sehat.
Ve bitkiler kök ağırlığını yaprak ağırlıkları ile kabaca bir dengede tutarlar.Và cây cần giữ sinh khối rễ ở một mức độ cân bằng với sinh khối lá
Ve bitkiler kök ağırlığını yaprak ağırlıkları ile kabaca bir dengede tutarlar.Τα φυτά θέλουν να υπάρχει μια σχετική ισορροπία ανάμεσα στη μάζα της ρίζας και στη μάζα των φύλλων τους.
Ve bitkiler kök ağırlığını yaprak ağırlıkları ile kabaca bir dengede tutarlar.И че растенията трябва да балансират коренната и листната си маса.
Ve bitkiler kök ağırlığını yaprak ağırlıkları ile kabaca bir dengede tutarlar.וצמחים צריכים לשמור על מסת השורש פחות או יותר עם מסת העלים כדי להיות מאושרים.
Ve bitkiler kök ağırlığını yaprak ağırlıkları ile kabaca bir dengede tutarlar.والنبات يجب أن يبقي جرم الجذر بتوازن مع الأوراق ليكون سعيدا
Ve bitkiler kök ağırlığını yaprak ağırlıkları ile kabaca bir dengede tutarlar.バランス良く保たなければなりません ですから葉が減ると根も小さくします
Ve bu sayı, kabaca, bizim galaksimizdeki yıldız sayısına eşit.Corresponde aproximadamente ao número de estrelas na nossa galáxia.
Ve bu sayı, kabaca, bizim galaksimizdeki yıldız sayısına eşit.En dat is ook ruwweg het aantal sterren in ons eigen melkwegstelsel.
Ve bu sayı, kabaca, bizim galaksimizdeki yıldız sayısına eşit.E piu' o meno altrettante sono le stelle presenti nella nostra galassia.
Ve bu sayı, kabaca, bizim galaksimizdeki yıldız sayısına eşit.Es gibt ungefähr so viele Sterne in unser eigenen Galaxie.
Ve bu sayı, kabaca, bizim galaksimizdeki yıldız sayısına eşit.Et c'est à peu près le nombre d'étoiles dans notre propre galaxie.
Windows bile bir kopya. Kabaca Mac'e dayanıyoruz.윈도우즈도 너무 후져. 그저 대충 맥을 따라했을뿐.
Windows bile bir kopya. Kabaca Mac'e dayanıyoruz.Sogar Windows ist ein Hack, irgendwie leicht auf Mac basiert.
Windows bile bir kopya. Kabaca Mac'e dayanıyoruz.Zelfs Windows is een hack We keken het af van de Mac
Windows bile bir kopya. Kabaca Mac'e dayanıyoruz.אפילו Windows היא פריצה. אנחנו סוג של מבוססים בריפרוף על ה-Mac.
Windows bile bir kopya. Kabaca Mac'e dayanıyoruz.حتى ويندوز سرقة. نحن مبنيين بشكل او اخر حول الماكنتوش.♪♫♪
Windows bile bir kopya. Kabaca Mac'e dayanıyoruz.だから大きくて遅いんだ 君たちはどこへも行けやしない ほめられたくてやってるんじゃない
Yani, kabaca 1 milyon tane dizüstü var.결국, 대략 100만대의 랩탑 컴퓨터가 아이들에게 제공되었거나 제공될 예정입니다
Yani, kabaca 1 milyon tane dizüstü var.Ainsi, en gros, il y a un million d'ordinateurs portables.
Yani, kabaca 1 milyon tane dizüstü var.A więc, mamy ok. miliona laptopów.
Yani, kabaca 1 milyon tane dizüstü var.Deci, rotunjit, există un milion de laptopuri.
Yani, kabaca 1 milyon tane dizüstü var.De grosso modo, falamos de 1 milhão de portáteis.
Yani, kabaca 1 milyon tane dizüstü var.Grob gerechnet sind das eine Millionen Laptops.
Yani, kabaca 1 milyon tane dizüstü var.Jadi, secara kasar, ada satu juta laptop.
Yani, kabaca 1 milyon tane dizüstü var.Quindi, approssimatamente ci sono un milione di laptop. E' meno di quanto avevo previsto
Yani, kabaca 1 milyon tane dizüstü var.Ruw geteld zijn er een miljoen laptops.
Yani, kabaca 1 milyon tane dizüstü var.Szóval nagyjából egymillió laptop van.
Yani, kabaca 1 milyon tane dizüstü var.Takže v hrubých číslech existuje na milión notebooků.
Zira bu toplantının konusuna uyabilmek için bunları kabaca birleştirdim.Bởi tôi đã kết nối tạm thời điều này để hy vọng đáp ứng được yêu cầu của buổi hôm nay.
Zira bu toplantının konusuna uyabilmek için bunları kabaca birleştirdim.En fait, j'ai bricolé ce diaporama pour qu'elle puisse relever le défi de cette session.
Zira bu toplantının konusuna uyabilmek için bunları kabaca birleştirdim.He intentado reunir datos para poder abordar el tema de esta sesión.
Zira bu toplantının konusuna uyabilmek için bunları kabaca birleştirdim.Jag har nämligen slängt ihop det här för att möta utmaningen i den här sammankomsten.
Zira bu toplantının konusuna uyabilmek için bunları kabaca birleştirdim.Karena saya menyusun presentasi ini dan berusaha untuk memenuhi tantangan pada kesempatan ini.
Zira bu toplantının konusuna uyabilmek için bunları kabaca birleştirdim.Ker sem spravil to skupaj, da bi dosegel izziv te predstavitve.
Zira bu toplantının konusuna uyabilmek için bunları kabaca birleştirdim.이걸 이렇게 저렇게 고쳐서 어떻게든 이 도전적인 세션을 감당하려고 했기 때문입니다.
Zira bu toplantının konusuna uyabilmek için bunları kabaca birleştirdim.Koska olen haalinut tämän kasaan yrittäessäni vastata tämän kokouksen haasteeseen.
Zira bu toplantının konusuna uyabilmek için bunları kabaca birleştirdim.L'ho realizzata per cercare di soddisfare le esigenze di questa sessione.
Zira bu toplantının konusuna uyabilmek için bunları kabaca birleştirdim.Pentru ca am pus aceasta prezentarea laolalta avand in vedere provocarea acestei editii.
Zira bu toplantının konusuna uyabilmek için bunları kabaca birleştirdim.Protože jsem to poskládal dohromady, abych se pokusil doplnit tematickou výzvu tohoto setkání.
Zira bu toplantının konusuna uyabilmek için bunları kabaca birleştirdim.(Risos) Reuni estes dados para tentar corresponder ao desafio desta sessão.
Zira bu toplantının konusuna uyabilmek için bunları kabaca birleştirdim.Úgy raktam össze, hogy megfeleljek az esemény elvárásainak.
Zira bu toplantının konusuna uyabilmek için bunları kabaca birleştirdim.Want dit is wat ik samengescharreld heb om de uitdaging van deze sessie te proberen aan te gaan.
Zira bu toplantının konusuna uyabilmek için bunları kabaca birleştirdim.Διότι ετοίμασα αυτή την παρουσίαση, προκειμένου να αντιμετωπίσω την πρόκληση αυτού του συνεδρίου
Zira bu toplantının konusuna uyabilmek için bunları kabaca birleştirdim.Скалъпих това, за да се опитам да посрещна предизвикателството на тази сесия.
Zira bu toplantının konusuna uyabilmek için bunları kabaca birleştirdim.מפני שהכנתי אותה כדי לעמוד באתגר המפגש הזה.
Zira bu toplantının konusuna uyabilmek için bunları kabaca birleştirdim.لأنني قد أعددته سريعاً في محاولة لمواجهة تحدي هذه الجلسة
Zira bu toplantının konusuna uyabilmek için bunları kabaca birleştirdim.このプレゼンに磨きをかけてきました カレン・アームストロングが素晴らしいプレゼンの中で
Yani, kabaca tanımlayabileceğim gibi bu, insan sesiyle yapılması mümkün olan bir şey.Mówiąc ogólnie, do tego jest właśnie zdolny ludzki głos.
Yani, kabaca tanımlayabileceğim gibi bu, insan sesiyle yapılması mümkün olan bir şey.Nói đơn giản đi, đây là những gì giọng người có thể tạo ra.
Yani, kabaca tanımlayabileceğim gibi bu, insan sesiyle yapılması mümkün olan bir şey.Nuž teda, voľne definované, toto je to, čo je možné s ľudským hlasom.
Yani, kabaca tanımlayabileceğim gibi bu, insan sesiyle yapılması mümkün olan bir şey.Så, enkelt uttryckt, detta är vad som är möjligt med den mänskliga rösten.
Yani, kabaca tanımlayabileceğim gibi bu, insan sesiyle yapılması mümkün olan bir şey.Takže volně přeloženo, tohle jsou možnosti lidského hlasu.
Yani, kabaca tanımlayabileceğim gibi bu, insan sesiyle yapılması mümkün olan bir şey.Tehát laza megfogalmazásban ez az, amit az emberi hanggal lehetséges létrehozni.
Yani, kabaca tanımlayabileceğim gibi bu, insan sesiyle yapılması mümkün olan bir şey.Έτσι, σε γενικές γραμμές, αυτά μπορεί να κάνει κανείς με την ανθρώπινη φωνή.