Ana içeriğe geç
Sözlük

kaba ile cümle

kaba kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kaba kesimin amacı en iyi sahneyi seçmek ve düzenlemektir.Le but de cette étape est de sélectionner et d'ordonner les meilleures prises.
Polonya, Türkiye ile İsveç'te çok sayıda hiciv ve kabare yarışmalarında jüri üyeliği yaptı.Il a été membre de nombreux jurys de concours de la satire et du cabaret en Pologne, Turquie et Suède.
İstanbul: Kabalcı Yayınevi. s. 202.Paris Ars. : Ms. 202.
Daha sonra Devekuşu Kabare tiyatrosuyla tekrar tiyatroya döndü.Il revient ensuite une nouvelle fois au théâtre dans Conversations avec mon chat.
Çanakçı nekropolündeki bir kabartmanın detayı.Détail d'un motif en briques vernies.
Bazılarının altın küpeleri vardır, bazıları kürk kaban veya yün palto giymektedir.Certaines vont nues, d’autres sont vêtues de cuir ou de fourrures.
Sonuç olarak kabaca her 1,1 milyar yılda bir yüzde on oranında parlaklığı artmaktadır.Ainsi le Soleil élève sa luminosité de 10 % tous les 1,1 milliard d'années.
Halk için kaba ev eşyaları birçok fırınlar tarafından üretildi.Des poteries grossières pour l'usage domestique furent produites dans de nombreux fours.
Malezyalı bir hattat tarafından uygulanan kaba taslak.Cet article est une ébauche concernant une femme politique malaisienne.
Şimdi yüzünüzü kabaca güneydoğuya, Arcturus'a doğru çevirin.La ligne dessert le Sud-Est, en direction d'Armadale.
Bu manevra şeklinden kabaca Sun Tzu'nun Savaş Sanatı eserinde de bahsedilir.Le titre de l'épisode fait référence au livre The Art of War de Sun Tzu.
Ağır suçlulara cürümlüler, hafif suçlulara kabahatliler dendi.Interrogé sur les Phantom Thieves, il les qualifie de criminels, et d'injustes.
Bundan sonra hamur sıkıca sarılıp kabarması beklenir.Nous savons maintenant ce que signifie être trempé jusqu'aux os.
Bir de Kabak borusuyla közde kızaran mısırlara üfleme yaz mevsimi köy çocuklarının en önemli aktivesiydi.En été, se reposer près de ces chutes est une des principales activités des jeunes du village.
Joseph bar ve kabarelerde piyanistlik yaparken, Olga ise konservatuvara gidiyordu.Joseph est pianiste de bar et de cabaret, Olga chante au conservatoire russe.
Pek çok gelişmiş ülkede kabadayılık suçtur.Le terrorisme est un crime dans la plupart des pays.
Dakaria insanları kaba bulurken Silvania ise insanları eğlenceli bulur.C'est dans les plus brutales que Séverine découvre le plaisir.
Burada gösterilen genlik, kabaca h = 0 , 5 {\displaystyle h=0,5} veya %50'dir.L'amplitude montrée ci-contre est d'environ h = 0 , 5 {\displaystyle h=0,5} (soit 50 %).
Kabadüz, 1870'te nahiye olmuştur.Une redoute se trouvait près de là en 1870.
Kendi ekseni etrafında bir turu ise kabaca 16.11 saat sürer.Sa période de rotation sidérale (jour) est d'environ 16,11 heures.
1940'lı yıllarda köy iki muhtarlığa ayrılmıştır; Zincirlitaş ve Kabataş.Dans les années 1960, la commune se subdivise en deux parties : haute et basse.
Comune (IPA: ]]; çoğul: comuni, IPA: ]]) İtalya'da kabaca belediyeye denk bir idari birim.Par Me R****** Avocat au Parlement de Paris.
O tarihten sonra mahallenin adı Kabaklık Köyü olarak değiştirilir.C’est à partir de cette date que le nom du village se change en Felon.
Bu durumun kabaca milyonda bir görüldüğü söylenmektedir.L'incidence est estimée à un cas par million.
Jean-Paul Roux, Türklerin Tarihi, Pasifik'ten Akdeniz'e 2000 yıl, Kabalcı Yayınevi, I. Basım.Jean-Paul Roux, Histoire des Turcs, deux mille ans du Pacifique à la Méditerranée, Fayard, Paris, 1984.
Kabaran buzullar tüm buzulların yalnızca küçük bir oranını oluşturmakta olup, Alaska dışında ABD’de bulunmaz.Elle est plus grande que n'importe quel État des États-Unis à l'exception de l'Alaska.
Kabak çiğ olarak rendelenip salatalara da katılabilir.On peut aussi le manger cru, dans une salade.
Daha sonra, bir kaprisle Magda da ayni kabareye gitmeye karar verir ve evinden ayrılır.Puis, sur un coup de tête, Magda se déguise et décide d'aller également chez Bullier.
Bu fikri bugün kabarcık odası olarak bildiğimiz cihazı kurarak uygulamaya geçirdi.Il la mit en pratique en assemblant le dispositif désormais connu sous le nom de chambre à bulles.
Güneş, diğer birkaç yıldızla birlikte yerel kabarcık içindedir.Le Soleil, avec quelques autres étoiles, est incorporé dans la Peluche Locale.
En kalın sesleri obuadaki gibi kaba ve sert değildir.Le cri est décrit comme strident et pas enchanteur.
Kabarcıklar bazen çıplak elle işlenir.Les nattes sont alors toujours tissées à la main.
Gümüşi mavi sırt tüyleri de bu tarz davranışlarda diğer türlerden daha çok kabartılır.La caille bleue est plus silencieuse que les autres espèces du même genre.
Bir süreç modeli kabaca bir beklenti ne işlemi olacak gibi.C'est stupide d'essayer de contourner un design.
De Groux kabalığı için özür diledikten sonra yemekten ayrıldı.Après une entrevue, Des Grieux s’excuse de son ingratitude.
Kaba yapılı vücudunun sanki yarısı eksikmiş gibi görünmektedir.Le relèvement de la partie écroulée lui parait une demi-mesure inacceptable.
Su kabağı sap kısmından 1/3 oranında kesilir.On enlève les rhizomes quand 1/3 de l'eau a disparu.
Benim kabahatim.Yo tengo la culpa.
Benim kabağım en iyisiydi.Mi calabaza fue la mejor.
Meredith'in kabahati değildi.Eso no fue culpa de Meredith.
Jubilee (1977), kabare sanatçısı olarak.1977: Jubilee, como actor de cabaré.
Güneş zamanı bir güneş saati tarafından kabaca ölçülebilir.El tiempo solar verdadero puede ser medido con un reloj de sol.
Kabaca her yirmi evden birinde düzenli ayarlanan bir piyano bulunmaktadır.Una de cada veinte casas tiene un piano que es afinado regularmente.
Bu sporların yanında Kabaddi de gösteri sporu olarak düzenlendi.Además, el kabaddi contó como deporte de exhibición.
Radyasyon sadece çarpışmalar kabarcık duvarları arasında olduğu zaman üretilir.La radiación solo podía ser generada en colisiones entre muros de burbujas.
Kabataslak bir fikrim var ama henüz erken.No estoy seguro; aún es prematuro.
Jon Hamm - Ted, Annie'nin kaba ve kibirli seks partneri.Jon Hamm como Ted, el amigo sexual de Annie.
Kartaca Filosu'nun kabaca yarısı ya imha edildi ya da ele geçirildi.La mitad de la flota cartaginesa fue capturada o hundida.
Bu kabarede aralıksız 17 yıl sahne aldı.Ya he pasado diecisiete días en este horrible lugar.
Anlamı kabaca "Bu Romalılar çılgın" dır.Debe de estar loca la gente de Madrid..."
Sabun kabarcıkları doğal gaz gibi yanıcı bir gazla da doldurulup ardından ateşlenir.Las pompas de jabón se pueden llenar con un gas inflamable como el gas natural y luego prenderse.
Borchert savaştan sonra tiyatro ve kabare dünyasında yer edinmeye çalıştı.Después de la guerra, Borchert intentó hacer carrera en teatros y cabarés.
Kutup buz tabakası her yıl kabaca 10 metrelik bir ölçüyle hareket eder.La razón es que la capa de hielo se mueve 10 metros por año.
Yine de kabadayılığın sadece eğlence için yapıldığı örnekler vardır.Mientras tanto, hay que felicitar por motivos de único placer.
Her kabartma 12 m2'lik bir alana sahiptir.Cada uno de ellos tiene una potencia de 12 MW.
Kemal kabadayı olarak nam salmıştır.Kim Pul Su como Camarero.
HMAC’e karşı yapılan en yaygın saldırı gizli anahtarı ele geçirmeyi hedefleyen kaba kuvvet atağıdır.El ataque más común contra HMAC es la fuerza bruta para descubrir la clave secreta.
Kabaca M31'in 3,5 derece güneyi ve hafifçe doğusunda yer alır.Visualmente se encuentra 3,5º al sur y ligeramente al este de M31.
Annesi sık sık kaba kuvvete başvuran biriydi ve bazen annesi onu dövüyordu.Su madre a menudo abusaba físicamente de ella, a veces violentamente, y la azotaba.
P-47 büyük ve kaba bir uçaktır.El Su-28 es una aeronave robusta y de alta maniobrabilidad.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod